Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Sevgili okuyucularım,

Bu hafta okullar açıldı. Gündem eğitim ve öğretim ile ilgili yazılarla ve haberlerle doluyken benim şeker pancarı ve şeker fabrikalarına yönelik yazım ne kadar dikkat çekecek bilemiyorum ama en azından ben bir şeker fabrikası çocuğu olarak vicdani sorumluluğumu yerine getirmiş bir nebze de olsa kendimi rahatlatmış olacağım. Memleketimizin kanayan bir yarasına burada sizlerin huzurunda bir kez daha dokunacağım gözlerim dolu dolu.

Yenisoluk’ta ki 16 Haziran 2015 tarihli “ Türkiye’nin Şekeri Düştü” adlı yazımda pek çok konuyu anlatmıştım. Şimdi yazacaklarım ona sadece ekleme olabilir. Aslına bakacak olursak yazacak anlatacak çok şey var…

Bütün şeker fabrikaları son on yıldır zarar ediyor. Bazıları da satışa çıkarıldı. Devlet adeta mirasyedi bir çocuk gibi para lazım oldukça şeker şirketine el atıyor. Yılların birikimi şeker fabrikaları nasıl ki cumhuriyet döneminde Türkiye’nin kurtarıcısı olduysa ondan tam 90 yıl sonra yine Türkiye’nin kurtarıcısı oluyor satılarak(!)

Şeker fabrikalarının tarihçesine kısa bir göz attığımızda görüyoruz Cumhuriyet döneminde devlet desteğiyle kurumsallaşıp, ülkenin gözbebeği fabrikalarından biri haline gelmiş. 1930’lu yıllarda bakım ve onarım sıkıntıları nedeniyle içine makina fabrikaları entegre edilmiş. Bu fabrikalar o dönemde yalnızca şeker fabrikalarına değil endüstrideki birçok alana da hizmet vermiştir. Şeker fabrikalarının Türkiye’nin kalkınmasında çok ama çok büyük payı bulunmaktadır.

1925 yılında Uşak’ta Şeker Fabrikası kurma çalışmaları devam ederken yine aynı yılda Alpullu Şeker Fabrikası’nın temeli atılarak onbir ayda fabrikanın montajı bitirilmiş ve 26.11.1926 tarihinde fabrika işletmeye açılarak ilk Türk şekerini üretmiştir. 1933 yılına kadar ülkemizin şeker ihtiyacı bu iki fabrikanın üretimi ile kısmen karşılanmıştır. Daha sonra yeni şeker fabrikaları kurulması gerekli görülmüş, 1933 tarihinde Eskişehir Şeker 1934 yılında da Turhal Şeker Fabrikası işletmeye açılmıştır.

Ülkemiz için çok önemli bir konu ise Türkiye Şeker Sanayisinde 1974 yılında kurulan Afyon Şeker Fabrikası’nın önemli bir yerinin olması. Övünerek diyebiliriz ki Afyon Şeker Fabrikası, Cumhuriyet’in ilk eseridir. Çünkü tamamen yerli mühendis ve işçi ile yerli teknoloji ile kurulmuştur. Bütün projeleri Türk mühendisleri tarafından yapılmış, çelik konstrüksiyonu Karabük Demir Çelik Fabrikası’nda imal edilmiştir.

Şeker fabrikaları 2000 yılında 30 milyon TL zarar etmişken 2001 yılında özelleştirme karşıtı bir yönetim başa geçip bu cumhuriyet emaneti kurumun 55 milyon TL kâr edebileceğini kanıtlamıştır. Üstelik bu kârın sadece biriken stokların satılmasıyla sağlandığı dedikodusu dolaşırken aynı yönetim 2002 yılında tam 237 milyon TL kâr açıklamıştır. Fakat ne olduysa oluyor seçimlerin ardından değişen hükümet özelleştirme kapsamına alınması düşünülen böyle bir kurumun kâr ediyor olmasına katlanamayıp ilk iş olarak yönetimi değiştiriyor. Değişen yönetim ilk yılları olan 2003 yılında yüksek verimli bir kurum ele aldıklarından isteseler de zarar edemeyip 265 milyon TL. kâr açıklamak zorunda kalıyor. Daha sonra 2004 yılında kârı önce 83 milyon TL’ye ardından 2005 yılında da 44 milyon TL’ye düşürdükten sonra 2006 yılında 60 milyon TL zarar açıklayıp kendilerini haklı gösteriyorlar.

Sizin anlayacağınız yanlış tarım politikaları sayesinde şeker pancarı üretimini tamamen yok edecek bir tasarı düzenlenmiş olup bütün şeker fabrikalarını yok edecek, şeker üreticisini yok edecek onun yerine ithal ettiğimiz mısırdan elde edilen nişasta ile şeker üretiminin önünü açacak, bir kanun tasarısı çıkarılmıştır. Böylece Türkiye’de şeker pancarı üretimi yok olmuştur. Mısıra göre daha pahalıya gelen ama çok daha sağlıklı şeker üretilen pancar aynı zamanda havayı en çok temizleyen bitkiler arasındadır. Pancar üretiminin yok olması, Türkiye’de tarımsal çeşitliliğe vurulmuş bir darbe anlamına gelmekte ve yerli tarımın yok edilmesi sürecinde yeni bir aşamaya denk düşmektedir.

Üzülerek yazıyorum ki Avrupa’nın önder kuruluşları ile rekabet edebilecek seviyeye ulaşmışken zarar ediyor diye Adapazarı Şeker Fabrikası Ülker grubuna; Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum ve Çarşamba Şeker Fabrikalar en yüksek teklifi veren Ak-Can Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye satılmıştır.

Gıda maddelerinde azami glikoz şurubu kullanım oranları AB ülkelerinde sıfıra doğru inerken Türkiye’de yükseliyor. Market ve pastanelerdeki tüm şekerli ürünler, glikoz şurubu içeriyor. Glikoz şurubu pankreas kanserine yol açıyor!!

Şeker Fabrikaları demek, sadece sanayide üstünlük ve kazanç değil aynı zamanda sağlıktı bizim için.

Şeker Fabrikaları demek, dürüstlüktü, adil olmaktı bizim için. Bir müdür kızı olarak -ki koskoca seker fabrikasında müdür olunduğunda validen ve kaymakamdan sonra gelen ikinci önemli devlet adamıyken- babam devletin malına en ufak bir zarar vermekten çekinir; makam arabasını ailesine kullandırmaz, gece kaloriferleri kapattırır, kendisine teklif edilen rüşvetleri geri teper, çimene kaçan topumu bekçi hep keserdi. Babam bekçiyi tembihlerdi:” Çimene kaçan top olursa önce benim kızın topunu keseceksin!” Öyle müdür kızı olup şımarmak ne mümkün!

Şeker Fabrikaları demek, komşuluktu, akrabalıktı, dostluktu. Memuru ve işçisi aynı kolonide aynı haklara sahip olan eşit hayat eşit haklardı. Öyle şimdilerin 300-500 kişilik bir fabrikalarından bahsetmiyorum. Bizler üç bin, beş bin kişinin yöneticiliğini yaptığı; kapısında bahçıvanı, odacısı, evinde her daim sıcak suyu olan dubleks villalarda büyüdük mütevazi hayatlarda. Adab-ı muaşeret kurallarıyla biz şeker çocukları 5 yaşında tanışırdık.

Şeker fabrikaları demek, sanat, kültür ve spordu aynı zamanda. Fabrikalarda sinema salonu, yüzme havuzu, basketbol, voleybol, futbol sahaları; tenis kortları ve dahi küçük bir golf dahası bile olurdu. Şeker Spor kulübü kurularak pek çok spor faaliyetlerine destek verilirdi. ( Güreş, futbol, basketbol,vb..)

Seker fabrikaları demek o şehri o ilçeyi o kasabayı kalkındırmak demekti. Alpullu, Turhal, Susurluk, v.s..

Seker fabrikaları demek bir okuldu aslında. Hepimiz için saygıyı, sevgiyi ve paylaşmayı öğrendiğimiz bir kocaman bir hayat okuluydu.

Şeker fabrikaları demek vefaydı. Orada kurulan arkadaşlıklar komşuluklar halen unutulmuyor. Bir gün bir bakmışsın o çocukluk anılarına o çocukluk arkadaşlarına rastlamışsın üstünden belki de 30-40 yıl geçmiş. Aynı sıcaklıkta ve aynı yakınlıkta bıraktığın yerden devam ediyorsun sanki, ayrılıklar hiç yaşanmamış gibi. Murat, Hande, Fulya, Tolga, Ebru, Çiğdem, Duygu, Suat, Eser,… Ne güzel anılar biriktirmişiz çocukluğumuzdan… Her biri Türkiye’nin en ücra köşelerinde şeker ilkokulunda ve şeker ortaokulunda okumuş doktor olmuş, psikolog olmuş, mühendis olmuş, avukat- savcı olmuş, öğretmen olmuş, sporcu olmuş, iş adamı olmuş, konusunda usta olmuş Türkiye’nin Şeker Çocukları!

Şeker fabrikaları demek bağlılıktı. 35 yılını şeker şirketine vermiş ve ona gönülden bağlı olan babamın son nefesine kadar yakasında taşıdığı rozetti.

İşte ne yazık ki Türkiye ekonomisine ve Türk toplum yapısına, kültürüne çok büyük katkısı olan bu koskoca kurum şimdilerde bitik durumda. Oysa Mustafa Kemal Alpullu Şeker Fabrikası’nı ilk ziyaretinde şunları yazmış:
“Alpullu Şeker Fabrikasını gezdim. Gördüğüm vaziyetten çok memnun kaldım. Müessesenin daha tevessü etmesini ve şimdiye kadar olduğundan fazla muvaffak olmasını dilerim. Memleketimizin her müsait mıntıkasında seker fabrikalarının çoğalması ve bu suretle memleketin şeker ihtiyacının temini mühim hedeflerimiz sırasında tanınmalıdır.”
Gazi Mustafa Kemal

Türkiye, cehalet ve yağmacılık altında her alanda yıkıma doğru dolu dizgin koştururken Livaneli’nin bir şarkısı takılıyor dilime ve uzağa bakıyorum çok uzaklara…
“ Yaralayan sözler gibi
Silinmeyen izler gibi
Zor zor yıllar “

“Şeker fabrikalarının hazin sonu ve bir şeker çocuğu olmak” için 28 Yorum

  1. hakan pamuk dediki : Cevapla

    Turhal şeker fabrikası lojmanlarında büyüdüm şeker ilkokuluna gittim .fabrikanın kokusunu hala hatırlarım .çok güzel ve dokunaklı bir makale yazmışsınız

  2. Yurdanur Çayönü Özgül dediki : Cevapla

    Bende Turhal Şeker Fabrikası çocuğu olmaktan büyük gurur duyuyorum. Babam(Mustafa Kemal Çayönü ) da 55 yıldan fazla çalısti emek verdi. Evimiz hala lojmanlarda. Söylediklerinize aynen katılıyorum. Fazlası var eksiği yok. Hâlâ eski arkadaşlarımızla konuşuyor ve haberlesiyoruz. Şeker Fabrikali olmak bir ayrıcalıktır ve gurur duyuyorum.

  3. Alev Kırım Demirel dediki : Cevapla

    Annemin iki aylık gelinken geldiği Eskişehir şeker de ağbim gibi ben de doğdum ve büyüdüm.bütün sülalem şeker fab.çalışanı idi.ilk sigorta girişim şeker şirketinden.ağbim hala bu şirketin elemanı.kocaman bir aileye sahibim ve Şeker kardeşlerimi çok seviyorum. Yapılan içimi çok acıtıyor.Esra kardeşim yüreğine sağlık..çok güzel yazmışsın.

  4. Fatih Bilge Yılmaz dediki : Cevapla

    Bir tane bile şeker üretimi ile alakalı maaliyet, uluslararası pazardaki durum vs.. gibi teknik bilgi yok.

  5. Mehmet Kazazoğlu dediki : Cevapla

    dedem ( emekli), babam (emekli) ve ben (1 yıl) üç nesilin duygularını özetlemişsiniz. teşekkürler…

  6. Murat ÇETİN dediki : Cevapla

    Yazınız çok güzel ama bende bir iki şey ilave etmek istiyorum.Şeker sadece tat anlamına gelmiyor!gi
    Sanat demek …
    Siyaset demek..
    Asalet demek…
    Sevgi saygı AİLE demek…
    Ankara şekerde doğdum bir çok fabrikada önce babam sonrada kendim çalıştığı için tam 50 yılım geçti.Biz bir aileyiz hala akrabalık ilişkileri devam eden..1960-1980 arası sanat şeker fabrikalarından geçerdi sinema salonlarımız tiyatro sahnelerimiz sayesinde bir şehre kültür elçiliği yapardı…Siyaset şeker fabrikalarından geçerdi kenti ziyarete gelen siyasiler misafirhanelerimizde kalır…Bir kültürdük biz her ailenin her yörenin terbiyesini örfünü adetini ve o güzel insanların bilgisiyle donanmış…
    Ve şimdi siyasetin çarklarında öğütülmeye çalışılan ama direnen bir temel taşıyız ŞEKER FABRİKALARI GENÇLERİ OLARAK…

    • Mete dediki : Cevapla

      Size katilmamak eldemi Turhal da dogup Ankara da buyudum cocuklugum seker cuvallari uzerinde gecti seker sirketi mensubu olmaktan gurur duyuyorum eskilerde 18 fabrikanin hemen hemen hepsinde emegi olan babam sayesinde bu güzide camianin mensubu olmak ayricaliktir

  7. Canan Erdem dediki : Cevapla

    Sevgili Esra, ne kadar güzel yazaraj o günleri anlatmışsın.Ben de bir şekerci kızıyım.Yazını okuyunca eski günlere gittim. Bizim şeker fabrikalarında çalışmış olan 1. Nesil ile onların çocuk ve torunlarından oluşan bir grubumuz var. Bu grup sayesinde yıllar sonra büyüklerime, çocukluk arkadaşlarıma kavuştum. Aynı kültürden geldiğimiz için yeni tanıştıklarımla da eski dost gibi oldum. Belli zamanlarda toplanıp keyifli bir süre geçiriyoruz. Aramıza katılırsan seviniriz. Sevgilerimle…Canan Kalender Erdem

  8. ATİLA ONURSOY dediki : Cevapla

    Yazınıza tebrikler.
    Şeker emeklisiyim.Kapitalizm böyle bişey işte. Enkısa zamanda en fazla kar. Yapay tatlandırıcılarla Halkımız pankreas kanseri olmuş kimin umrunda.Kota artırımına devam .AKP’ye oy veren pancar köylüsünün gözlerinden öperim. Saygılarımla.

  9. yüksel yaşa dediki : Cevapla

    1959-1974 yılları arasında en mutlu günlerimi yaşadığım şeker
    sanayiinin bu ğününü çok güzel anlatmışşın.Bizler sheker yahoo groups.com olarak buluşuyoruz.Sizlerde katılın.

  10. erhan sürmeli dediki : Cevapla

    ben babası,amcaları,kardeşi ,dayısı ve bir çok akrabası şeker emeklisi olan şeker çocuğu olmaktan gurur duyuyor,memleketi ve de fabrikalarımızı satanları asla affetmiyorum…

  11. Esin dediki : Cevapla

    Bu müesseselerin yokolmasına ben de çok üzülüyorum…

  12. müjgan dediki : Cevapla

    Yazınızı içim sızlayarak okudum.Dedem,babam,amcalarım ve biz kardeşler hepimiz ekmeğini yediğimiz fabrikaların bir bir elden çıkmasına kahroluyoruz.

  13. tanver özbodur baydar dediki : Cevapla

    bir şeker çocuğu olarak,içim ezilerek ve burnumun direği sızlayarak okudum.esra hanım sizi ancak bizim gibi şeker eğitimi almış,o havayı solumuş ,zenginliklerini ve kültürünü özümsemiş bireyler anlar.ilgilendiğimiz için şeker camiasından ayrılmış olsakta takip ediyoruz,üzülerek gelişmelere bakıyoruz.kaleminize sağlık.

  14. Şenol AYHAN dediki : Cevapla

    Tek kelimeyle harikaaaa…Bende şeker ailesindenim.1965 suluova,,1968–1972 elazığ,,1972–1977 suluova,,1977–1983 kastamonu şeker.babam 33 yılını verdi.ben 4 yıl .daha sonra Türk S ilahlı Kuvvetleri bünyesine katıldım vede emekli oldum..Şeker çocukları olmak ,,vede yaşamak..Arkadaşlar bizler şanslıyız.şimdikiler harabe içinde,yıkık ,dökük lojmanlarda,bakımsız,otlarla burunmüş sahalar…acınacak haldeler.biz 1960–1980 yılları kastamonu şeker ailesi olarak 35 yıl sonra geçen yıl kastamonu şekerde,bu yıl uşak şekerde buluştuk.HARİKAYDI.SANKİ ŞİMDİKİ YAŞLARIMIZDA DEĞİLDE,AYRILDIĞIMIZ 18–20 YAŞLARINDA GİBİ HİSSETTİK VEDE ÇOOOOKK MUTLU OLDUK.İNŞALLAH DEVAM ETTİRECEĞİZ…Şekerli olmak bir ayrıcalıktır…..SELAMLAR SEVGİLER SELAMLAR ŞEKERLİ AİLELERİNE…

  15. Tuğrul TÜRKEL dediki : Cevapla

    Bizler 1954 yılında Amasya Şeker Fabrikası ile Şeker ailesiyle tanışmış olduk…Sonra Konya Şeker ve Genel müdürlük….Bizler okuduk Şeker Sanayiine mühendis olarak girdik ve devam ettik…2001 yılında emekli olduktan sonra fabrikaların kapılarından çevrilmek,uğraşarak girip gezdiğiniz bir fabrikadan çıkarken,arabanızın bagajına kadar, çaldığınız bir şey varmı diye aranmak,Bana çok ama çok dokundu..Dolayısı ile, şekerci olmayan yöneticilerin sanayie yaptıkları çok ama çok kötü idi…Ama bizler hala şekerciyiz…Onlar isteseler de olamazlar…Hepinizi seviyorum….

  16. Rahmetli babam Turhal Şeker’de işe başladığında 2.5 yaşında idim.19 yaşına kadar orada yaşadım,Turhal,Amasya,Kayseri ve Ankara Şeker fabrikalarının orkestralarında gitarist olarak çalıştım.Benim için rüya gibi yıllardı, şekerli olmak gerçekten bir ayrıcalıktı.O yılları çok arıyorum.Üniversiteyi bitirdikten sonra, Ankara da kaldım,bürokrat emeklisiyim.Bazen keşke memleketime dönüp şekerde çalışsaydım diye hayıflanırım.

  17. Dedem Babam Dayılarım ben ve kardeşlerim ve kocaları hepimiz Şeker ailesindeniz mutlu çocukluk ve gençlik yılları ile iş hayatım şekerde geçti Hayatımın en güzel günleri idi Şimdi uzaktan seyredip çok üzülüyorum Uşak-Malatya ve Ankara Şeker ve Makine Fabrikası Emelilik Yaşım 69 Emekliliğimi 1990 yılında oldum Şimdi Korka korka arada sırada ziyaret ediyorum Sen kimsin diyecekler diye Beni tanıyan ve Tanımayan şekercilere SELAMLAR Namık Kemal Yurteri

  18. Ahmet Hazım dediki : Cevapla

    Şeker fabrikaları lojmanlarında büyüyüp yetişen çocuklar.Üniversite mezunları kadar donanımlı görgülü ve bilgili olarak yetişmişlerdir. Dostluklarına ,arkadaşlıklarına ve sevgilerine paha biçilemez. Şeker fabrikaları bulundukları şehirlerin Kültür ve cazibe merkezleri olmuşlardır. Tüm şekerli dostlara kucak dolusu sevgiler.

  19. Esra Tanrıverdi dediki : Cevapla

    Bir de acı olan ne biliyor musunuz dostlar? Fabrikalara alınmıyoruz. Kütahya Şeker’i gezip özlemimi gidermek istedim fakat nizamiye kapısından içeri sokmadılar. Aynı durum Adapazarı için de geçerliydi. Az ilerde doğduğun lojman duruyor da sen onun bahçesine giremiyorsun hatta önünden bile geçemiyorsun😟

  20. Nesrin Oral dediki : Cevapla

    Şeker fabrikası gerçekten bağlılık,ben de Turhal şeker fabrikalı kızı olmaktan çok memnunum.Hala Turhal şekerden görüştüğüm bir çok arkadaşım, ablalarım, abilerim, amcalarım, teyzelerim var.Şeker Fabrikalı olmak ayrıcalıktır.

  21. Mehmet cemal akalın dediki : Cevapla

    O güzel özlemleri tekrardan bize yaşattığınız için çok teşekkürler. Ne yazık ki bunun önüne geçilmedi Türkiye yanlış politikaların kurbanı oldu ve şeker fb ları yok olma eylemiyle karşı karşıya kaldı. Bende bir şekerli çocuğu olarak sizin gibi büyük bir üzüntü yaşamaktayım. Bütün şeker ailesinin güzel insanları sizler iyi ki varsınız ve sizlerle gurur duyuyorum biri birimize hep sahip çıkıyoruz. Sahip çıkmaya da devam edelim. Bizler şeker çocuğuyuz …

  22. Mete dediki : Cevapla

    Turhal dogumlu ankara sekerde buyume gurur duyuyorum sekerli olmaktan

  23. Peyami çimen dediki : Cevapla

    Son zamanlarda okuduğum,okurken duygulandığım ve konu ile özdeleştiğim bir yaz. elinize yüreğinize sağlık Esra hanım esen kalın.

  24. şeker ahlakı almak şekerde büyümek şekeri küsmesini pancarını teneffüs etmek komşu değil akraba değil kardeşdende öte olmaktı şekerci olmak ilk önce 17 tane şeker fabrikası vardı ama sanki cok ırakdaki şeker cocuğuda sanki aramızdaydı hala şeker ahlakı ile terbiyemi yaşantımı sürdürüyorum keşke hep şekerde kalsaymışık hiç bir tadı mevkiyi şekerdeki gibi bulamıyorum selma avcı bir şekerci kızı mensubu

  25. Ömer feyzi sungur dediki : Cevapla

    Söylediklerinizin hepsi doğru.Şeker ailesinden olmak da bir ayrıcalıktır.

  26. Beyhan Dokuzlar Tarhan dediki : Cevapla

    Ben de bir şeker çocuk olarak Kütahya ‘da doğdum fiziken 3 kardeştik ama oturduğumuz 43 evlerde büyük bir şeker ailesiydik halen görüştüğüm şeker kardeşlerim var daha sonra Şeker ailesinin bir çalışanı olmak nasip oldu iş yerimiz bir aile ortamıydı ve şimdi gözlerim dolu dolu tıpkı Kayseri ve Konya Şeker fabrikaları satıldığında babamın mirasına haciz gelmiş hissi ile ağladığım gibi…

  27. Fulya Demirel dediki : Cevapla

    Çok güzel bir araştırma, doğru tesbitler. Ebeveynlerimiz de özel kişilerdi. Şanslı çocuklarmışız. Belki de yeşile olan sevdamızdan, haksızlığa karşı duruşumuza kadar (özellikle de dik kafalılık ve özgürlük düşkünlüğümüz) hep o sokaklarda oluştu. Yazık oldu çok üzücü…

Yeni Soluk
YUKARI