Yazıma hafızımıza tazelemek için, gelir adaleti nasıl tespit edildiğini açıklayarak başlamak istedim.

Gelir dağılımı araştırılırken, kişisel gelir dağılımı analizi ve fonksiyonel gelir dağılımı analizi olarak yapılır.
Kişisel gelir analiz, bir ülkenin ekonomisinde yaratılan gelirin o ekonomideki bireyler arasında ne şekilde dağıldığını ortaya koyan analiz yöntemidir.
Fonksiyonel gelir dağılımı analizi ise; rant, faiz, ücret ve kar gibi üretim faktörlerinin yaratılan gelirden ne kadar pay aldığını gösteren analizdir.

Aslında bizi ilgilendiren kısım, Aşık Veysel’in şiirindeki ilk dizeleridir.
Beni hor görme kardaşım
Sen altınsın ben tunç muyum
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım
İşte tam da bu noktada başlıyor her şey, gelir adaletsizliğin yarattığı uçurum ile. Çünkü, bir ülkede yaşayan insanlar arasında uçurum ne kadar büyükse, o ülkede o kadar büyük bir gelir adaletsizliği ve sosyal sorun var demektir.

Buyrun…
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılına ilişkin Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre, ‘kişisel gelir dağılımı analizi’ni yorumlayalım.
Hane halkı kullanılabilir gelirinin, hane halkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak hesaplanan eşdeğer hane halkı büyüklüğüne bölünmesiyle elde edilen “eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirine” göre, en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, geçen seneye göre 0,6 puan artarak yüzde 46,5, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun payı 0,1 puan azalarak yüzde 6,1 oldu
En düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan azalarak yüzde 6,1 oldu. Yani, zenginimiz yüzde 20’sinin gelirini, en yoksul yüzde 20’sinin gelirine oranı 7,4 olan oranını çoktan tan az, çok az artırarak 7,6’ya yükseltmiş.

Hesaplaması da kolay olan, gelir adaletsizliğini ölçmek için kullanılan araçlar arasında en yaygını Gini Katsayısıdır.
Dikey eksene yüzde 10 ya da 20’lik bölümler halinde GSYH’den alınan paylar birikimli olarak, yatay eksene de yine yüzdelik paylar halinde nüfus birikimli olarak konur. Her bir yüzdelik nüfus payının gelirden ne kadar pay aldığını bu eksenlerin arasında kalan boş alanda işaretleyip, noktaları birleştirirsek bir eğri çıkar. Buna da Lorenz eğrisi adı verilir. Karenin köşegen çizgisi “mutlak eşitlik” çizgisidir. Bütün işaretlerimiz o çizginin üstünde olursa o toplumda gelir dağılımı eşittir.
Çizdiğimiz Lorenz eğrisi bu çizgiden ne kadar uzaklaşırsa o toplumda gelir adaletsizliği o kadar yüksek demektir.

Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan ve sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade eden Gini katsayısı, 2015’te bir önceki yıla göre 0,006 puan artışla 0,397 olarak tahmin edildi.

İşte,Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılına ilişkin Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasındaki boy resminiz.
Bu iş olmaz, mutlu olamazsınız, çok farklısınız adeta ayrı dünyaların iki insanısınız diyor, mümkün değil olması aranızda 7,7 kat fark diyor, boy resminiz. En zengininiz yüzde 20 ile en fakir yüzde 20’lik nüfus arasında görünüyorsunuz. Ne demiş büyüklerimiz, “davul dengi dengine çalar.”

Boyunuzun resmine göre; seninle ile onun arasında, beşi bir arada gibi fark var.
En yüksek gelire sahip olan yüzde 20’lik grup ( sen bu grupta değilsin ) toplam gelirin yüzde 46,6’sını alırken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik nüfus toplam gelirden sadece yüzde 6,1 oranında pay alıyor. Yani, her 100 liranın 46,6 lirasını 5 kişiden 1’i alırken, kalan 4 kişi 53,4 lirayı paylaşıyor. Uçurumu net olarak ortaya koymak için, resminize öyle uzaktan bakmayınız az yaklaşın az daha. Şimdi resmine daha yakın bak, sen gibi 5 kişi düşün resimde. Her birinizin 100 lirasını aynı resimde olduğunuz diğer 2 kişi 68 lirasını alıyor. Siz şimdi üç kişi az daha yaklaşın resminize, teşekkür ederim. Buyurunuz kalan 32 lira siz 3 kişinin, kavga etmeden harcayın lütfen.

Gini katsayısı 2013 yılı için 0,400 olarak hesap edilerek, bu değerle ile gelir adaletsizliği bakımından Avrupa’nın en kötüsü durumundayız. Diğer ülkelere baktığımızda, Bulgaristan’ın gini katsayısı 0,354 iken, Portekiz’in 0,345, Yunanistan’ın 0,343,İspanya’nın 0,337, İngiltere’nin 0,328, Almanya’nınsa sadece 0,283. En iyi durumdaki Norveç ise 0,227’lik gini katsayısı ile Türkiye’den yaklaşık olarak 2 kat daha iyi bir gelir adaletine sahip.

Hane halkı kullanılabilir medyan gelirin yüzde 50’si baz alınarak hesaplanan yoksulluk sınırına göre Türkiye’de yaşayan her 100 kişiden 15’i yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Bu da yaklaşık 5 milyon 100 bin kişi yoksulluk sınırının altındaki koşullarda hayatını geçirmeye çalışıyor demektir. Yani her iki kişiden temel yaşam giderlerini karşılama gücünden yoksun.
Araştırmaya göre halkın yüzde 65,4’ü borçlu. Borcun çok yük getirdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 25,1, biraz yük getirdiğini söyleyenlerin oranıysa yüzde 35,1 iken, yüzde 84,8’i konut masrafı içinde kayboluyor.

Gelir dağılımının adaletli olması, sadece kişi başına düşen ortalama gelirin artması anlamına gelmemeli. Mühim olan, toplam gelirin ülke nüfusunun küçük bir kesiminin elinde yoğunlaşması yerine tüm kesimlere adil olarak dağılmasıdır.
“İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.” ()
Aslında bizi ilgilendiren kısım, Aşık Veysel’in şiirindeki ilk dizeleri ile başladık, hepimizi ilgilendiren son dizeleri ile yazıma son vermek istedim.

Tabiata Veysel aşık
Topraktan olduk kardaşık
Aynı yolcuyuz yoldaşık
Sen yolcusun ben baç mıyım

Artık, Orta Direk Şaban yok. Hal böyle olunca, dalga bu kez dipten gelir ve yıkıcı olur.

Etiketler: , , , , ,


Yeni Soluk
YUKARI