Olcay Kasımoğlu

Unutursam Fısılda

olcaykasimoglu@yenisoluk.com

Öfken sevginden büyükse ”Dünyanın neresine gidersen git” yüreğin hep üşüyecek.

Yenilmesi gereken ilk düşmanımız kontrolsüz öfkedir..
Hiç kimse, öfkesi buzdan ateşe benzeyen birinin yanında serinlemek istemez.
Öfkenin de kendi bilinci vardır, o bilinci nasıl beslediğimiz çok önemlidir.
Haksızlığa, çalmaya, talana, yalan öfke duymayan bir insanın taştan ne farkı var?
Doğru yerde, doğru kişiye, doğru şekilde öfkelenmeyen insan, erdemli sayılmaz.

İnsanoğlu “öfkesini” “öfkelileri” ve “öfkeyi” bir duygu olarak kabul edip, bununla baş edebilme becerilerini geliştirmeli.
Öfkenin kontrol edilebilir olduğu anlatılmalı, bununla ilgili, eğitim amaçlı bütün kamu kurum ve kuruluşlarında eğitim seminerleri verilmeli.
Hiç bir duygu kötü değildir onu kötü yapan bizim onu kullanış tarzımızdır, burada üslup en önemli iletişim basamağıdır.
Bu öğrenilebilir, geliştirile bilir.
İnsanlar anlaşıldıklarını,önemsendiklerini, değerli olduklarını hissettikleri zaman kendilerine çeki düzen vermede daha istekli olurlar.
Kontrolsüz öfke; istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen insani bir tepkidir.
Kontrolden çıkıp yıkıcı hale dönüştüğünde kişinin yaşamında son derece önemli sorunlara yol açabilmektedir.
Öfkenin, kontrollü bir biçimde ifade edilebilmesi gerekmektedir.
Yoksa, öfke bir problem çözme aracı, intikam yolu, suçlama biçimi veya başkalarını kontrol etme yolu değildir. Sağlıksız öfkenin insana kazandırdığı hiç bir veri girişi yoktur.
Kontrolsüz öfkede, insan sözlerini tartmadan, düşünmeden, nereye varacağını hesaplamadan konuşur, dilinin ayarı yoktur.
Sadece kendi söylediklerinin doğruluğu üzerinden iletişim kurmaya ve bunu devam ettirmeye çalışır.
Öfke başlı başına kontrol edilmesi gereken bir durumdur, gerek kendi sağlığımız gerekse başka insanlarla olan ilişkilerimizde, öfkeyi kontrol altına almak çok önemlidir.
Öfkeyi; agresif davranışlar şeklinde de ifade edebiliriz. Bu da kişisel olsun, sosyal olsun,ilişkilerimizi yıpratır. Başkalarının bize davranışlarında hoş
olmayan durumlarla karşılaşırız. Kendimizi anlaşılmaz, sorunlu, yorgun ve mutsuz hissederiz.

İnsan olmanın en büyük özelliği de gelişmiş bir korteksimizin olmasıdır.
Düşünme, problem çözme, ileriyi görme, beynin kontrolü yani duyguların kontrolü de korteks sayesinde gerçekleşiyor.
Beyin; duyguları ve görüntüleri de tanımlar, sınıflandırır. Önemli olan uyumlu ve dengeli çalışmasıdır.
Bu denge uyumlu bir yaşam için gereklidir.
Öfke anında salgıladığımız kortizol ve adrenalin bir süre sonra bizim sağlıklı düşünce mekanizmamızı bozuyor, sağ beynimizin çalışmasını baskılıyor.
Yani duygusal beynimiz sekteye uğruyor. Bunun sonucunda, insanları anlamak ve değerlendirmek için gerekli olan empati becerilerimizi de kullanamaz oluyoruz. Buda bizi öfkenin tsunamisinden korumaya yetmiyor. Zihinsel yapımız nedeni ile öfke bize yarar değil, zarar veriyor.

Bunları belli başlıklar altında sıralarsak;

* Öfkeyle beraber vücudumuza gönderdiğimiz stres tüm iç organlarımıza zarar verir.

* Bağışıklık sistemimizi zayıflatıp vücudun hastalıklara karşı direncini azaltır.

* İnsanlarla iletişim sorunu yaşamaya başlarız.

*Öfkeli insanlar genelde gergin ve agresif olurlar, hayata bakış açıları negatif olduğundan hayat kaliteleri duygusal açıdan düşer, motivasyon yeteneklerini kaybederler;hayatı olumlama ve anlamlandırma sorunları yaşarlar.

* Öfkeyle alınan kararlar çoğu zaman sağlıksız sonuçlar doğurur, objektiflikten uzaklaştırır, yanlış kararlar alınmasına neden olabilir.

* Hiç kimse öfkesini kontrol etmeyi bilmeyen bir insanla samimi,içten bir dostluk kuramaz, buda zamanla kişiyi yalnızlaştırır.

* Öfkeli insan çevresine,kendine zarar verir, genele yayılan bu negatif enerji insan ilişkilerini olumsuz etkiler.

* Öfke, tıpkı rüzgarın bir anda şiddetlenip tozu dumana kattıktan sonra dinmesine benzer. Rüzgar çabucak dinmiştir dinmesine ama geride pek çok kırık dal bırakmıştır. Ne yaparsa yapsın kırılan, dökülen nasibini almış, sırtını dönen dönmüştür.

Öfkenin birde toplumsal ve ailesel boyutu var; Öğretilmiş bir kişilik, toplum kaide ve kuralları, bazen öfke patlamalarına neden olabiliyor. Hayatın bize sundukları birde bizim hayata sunduklarımız vardır. Yaşam içerisinde ki bu döngü ”Doğum ve ölüm” arasında seyrederken, kaybetmekten korkar öfkeleniriz, içimizdeki öfkeden korkar, başkalarının alanlarına saldırırız, Başka insanların yaşam tarzları bize batar öfkeleniriz.
Toplumsal kural ve kaideler canımızı sıkar öfkeleniriz. Yaşarken; hayatı sadece seyredenler vardır, boşa ömür tüketirler. Evrenin enerjisine haksızlıktır bu ama onlar bunun farkında bile değillerdir. Bize yansıttıklarından nasibimizi alır sinirleniriz.

Öfke, iki temel nedenle ortaya çıkabiliyor.

Birincisi bireyin kendisinden, ikincisi ise karşısındaki bireylerin onda oluşturduğu duygulardan kaynaklanabiliyor.
Öfke, ister bireyin kendisiyle ilgili ister karşısındakiyle ilgili bir nedenden kaynaklansın, özenle üzerinde durulup çözümlenmesi gereken bir duygudur. Toplumda ki şiddet olaylarının hemen hepsi öfke patlaması sonucu meydana gelir..Öfkesine kontrol etmeyi başaran her insan, yaşamın her alanında sağlıklı kararlar alabilir.Öfke de tıpkı üzüntü ve mutluluk gibi bir duygudur. Bu duygunun olumluya motive edilmesi gerekiyor. Özellikle öfkeye neden olan sebepler tespit edilip çözüm yoluna gidilmeli, ancak o zaman bu duygu insana olumlu fayda sağlar.

Bu hikayede; insanın bir anlık öfkesine uyarak, sonunu düşünmeden kalkıştığı işlere atıfta bulunuyor.
Hikayeye göre kasabın biri veresiye et satarmış. Çırağı olan bir çocuk da dükkanda veresiyeleri yazarmış. Kasap “Filan bu kadar borç aldı, filanda bu kadar alacağımız var, sen onları yaz” dermiş Günün birinde leş yiyen bir kuş uçup gelmiş, dükkandan bir parça et kapıp havalanmış gitmiş. Kasap çırağına, “Etin dörtte bir parçası şu leş yiyen kuşta, onda da bu kadar alacağımız var, bunu da yaz” demiş.
Bir başka gün, leş yiyen kuş adet edindiğinden yine gelip, et kapmaya uğraşmış. Kasap daha önceden bir tuzak kurmuş… Kuş tuzağa tutulunca başını koparıp, öbür kuşlara ibret olsun diye asmış. Çırak çocuk ustasına, “Usta! Senin kuştaki alacağını yazmıştım, şimdi de kuşun sende alacağı var, ne kadar yazayım?” Usta, yenini yakasını yırtarak demiş ki: “Etin hesabı kolay, fakat baş isterlerse ne yapacağım ben.

İnsanın nefsinden kaynaklanan öfke, kin ve hiddet gibi duygular kişinin gözüne ve aklına perde olur. Buda her zaman istenmeyen sonuçlara neden olur ve çoğunun da telafi edilme gibi ikinci bir şansı yoktur. Sevdiklerimizi kırarız, öyle zamanlar olur ki öfkeyle söylediğimiz bir sözün vebalı büyük olur.

Özellikle öfke kontrolünde amaç; öfkeyi doğru ifade etme becerisini kazanmaktır. Saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen, kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar vermeyecek şekilde duygusunu ifade etme becerisini kazanmasıdır.
Bireyin hiç öfkelenmemesi değil, kişiye duygu ve düşüncelerini doğru ifade etmesine yardım etmek esas olmalıdır.Bu kontrolsüz gücü dizginleyebilmek; insanın kendini kontrol etmesiyle, erdemle olur. Erdem ve bilgi insanı doğru yola ulaştırır ”Sağlıklı toplumlar kişilerle değil, kişilikli insanlardan oluşur” denilirken boşa söylenmemiş…

İnsanlar, değerlerinin var-olma nedenini unuttular, önemli olmaya çalışıyorlar. Asıl küyüklük ”Öfkeyi” kontrol altına alabilmektir.
Ne olursak olalım, toplum da ”Kin ve öfke tohumlarını eken değil” yaşamı olumlayan insanlardan olalım. İnsan olmanın birinci koşulu ”İnsanlığımızdan” sorumlu olmaktır.

Ve yaşamdan heyecan duyup, ondan alabileceği her şeye istek duyarak yaşamak ve yaşamın her yönünü yaşamaya çalışarak, ondan alınabilecek her şeyi almaya çalışmak, sağlıklı bireyin portresini oluşturur.

Yeni Soluk
YUKARI
KATEGORİLER