Ayten Turan

Kalemin Gölgesi

aytenturan@yenisoluk.com

Türkiye her geçen gün bir çıkmazın içinde alev alev yanıyor, ne olduğunu çokta kimsenin anlamadığı olaylara gebe bir gündem yaşar olduk.

Her sabah gazetelerde ülkemizde ki kaynayan siyaseti okurken hep şunu düşünüyorum…

Türkiye bir siyasi krize doğru mu gidiyor?

Evet, aynen de öyle Türkiye’de yaşanan kaosun üzerini kapamak için ne yapacağını şaşıran bir yönetimin içindeyiz.

Ortalıkta uçuşan belgeler,  görevden alınan belediye başkanları, sınırlarımızda ki oynanan oyunlar, birbirlerine yapılan tehditler, Amerika’nın yaptığı saçmalıklara gebe koca bir gündem.

Atatürk’ün kemiklerinin de sızladığı günler yaşıyoruz.

Ne oldu da Türkiye bu durumda? İnanın siyasi uzmanlar bile bu soruya cevap vermekte zorlanıyor.

Siyasetin kazını durmadan kaynarken,  kaynayan kazanın altını harlayan siyasetçilerimiz acaba, Türkiye’yi ne kadar düşünüyor?

Bu siyasetçilerimiz Cumhuriyetin neresinden bakıyor?

Bunun gibi cevaplanmayan bir sürü sorudan ibaret bir gündem yaşadığımız kesin.

Sıcak koltuklarında oturan siyasetçilerin unuttuğu bir şey var ama…

Türkiye’de Halk an olur susar belki ama öyle bir an gelir ki, artık kendi oylarıyla seçtikleri siyasetçilere dur demesini de bilir.

Yok, anlamadılar mı? O Halk meydanlara inip kendilerini dinletmesini de bilir.

Hele de konu Memleketse, konu topraksa, Bayraksa işte tam burada soluyla sağıyla tek yürek olmasını da bilir.

Onun için, kendi içimiz de kendimizi yemeyi bir kenara bırakıp, hak için hukuk için tek noktada olmayı bilelim ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın Memleket İsterim şiirini bir kere daha okuyalım.

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

Yeni Soluk
YUKARI