Hilal Dokuzcan

9'Canlı Yazılar

hilaldokuzcan@yenisoluk.com

İnsanlık en acılı yüzyıllarından birini tamamlayarak, iki büyük dünya savaşının ardından, yerel savaşların, terörün ve her türlü acımasızlığın içinde yeni bir döneme başladı. Bir tarafta teknoloji ve bilimsel gelişmeler sonucunda yeni hayat tarzları şekillenirken, 4.kuşak insan hakları, doğa ve hayvan hakları öne çıkarken, diğer tarafta açlık, yoksulluk, sömürü, göç, terör ve savaş sarmalı yer alıyor. Dünya büyük bir çıkmazın içinde ve en büyük dramın gölgesinde dönmeye devam ediyor. Şu bir gerçek ki savaşlardan, terörden, doğal felaketlerden en çok etkilenen kesimler kadınlar ve çocuklar. Oysa İnsanlığın çocuğun masumiyetine, saflığına, doğanın ve kadının yaratıcı ve üretici enerjisine ihtiyacı var. İşte tam da bu yüzden; 21. yüzyılın ilk çeyreğinde kadın hareketinin yükselmesi ve örgütlenme gerekliliği yeni bir yaşamın umudunu bulmak adına her gün biraz daha öne çıkıyor.

Yeni bir yaşamın yolu bu enerjilerin doğru kullanımı ile yakından ilgili. Kadınların hayatın her alanında var olma mücadelesi tarih sahnesinde hep var ve var olmaya devam edecek. Erkeğin ilk sömürgesi olan kadınların ne yapacağı ve mücadeleleri insanlığın geleceğini de şekillendirecek.

Başka bir gerçekte ERK-ek iktidarın kadın, çocuk ve doğa sömürüsünden vazgeçmemesi. Baskıcı yönetimlerin en önemli özelliği kendi içinde bu sömürüyü tekrarlama ve her gün yeniden üretme biçimleri. Bu durum şiddetinde ana etkenlerinden biri olarak tekrarlanıyor. Şiddet korkuyu, korku şiddeti, her ikisi de düşmanlık üzerinden kutuplaşma ve yok etmeyi getiriyor.

Özellikle yaşadığımız coğrafyada, kadınların en temel hakkı olan yaşama hakkının elinden alındığı, çocuk bedenlerin işgal edildiği bu dönemde kadın örgütlerinin işlevi ve kadının örgütlenmesi özel bir önem kazanıyor. Bu noktada, kadınların tarihini bilmek, deneyimlerine sahip çıkmak, dayanışma ruhunu harekete geçirecek örnekleri paylaşmak oldukça önemli. Geçmişi bilmek ve sahip çıkmak, geleceğin yolunu belirlerken, bugünün deneyimlerinin ve yaşananlarının insanlık tarihi açısından önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. İnsanlık tarihini, kadın hakları mücadelesi açısından gözden geçirmek, örgütlenmeleri ve deneyimleri paylaşmak, bugünün enerjisi ile değerlendirmek önemli. Bu değerlendirme içinde örgütlenme ve dayanışma şart. Örgüt, “Ortak bir amaç veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat” , “Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü” (1). Örgütlenme ise , “Örgütlenmek işi, teşkilatlanma” (2) olarak ifade ediliyor.

Bu tanımlanan şekli ile örgütlenme dediğimizde; doğal özellikleri, iletişim yetenekleri ve kendi aralarında oluşturdukları özel ağlar ile kadınlar çok önemli bir yere sahipler. Örgütlenmenin ana basamaklarını oluşturan planlama, başlatma, yönlendirme, sürdürme, denetleme ve karar alma süreçlerine kadın gözüyle ve kadın bakış açısından bakmak, yeni örgütlenme modelleri oluşturmak, hiyerarşi ve ayrımcılık yaratmadan yaşamak, örgütlenirken özgürleşmek, özgürleşirken örgütlenmek mümkün. Kadınlar toplumsal örgütlenmelerin içindeler. Siyasi partiler dahil birçok örgütlenmenin omurgasını oluşturuyorlar. Yer aldıkları karma yapılar içinde buz dağının görünmeyen yanı gibi gerçek potansiyeli oluşturuyorlar ve emek yoğunluklu bir çalışma içinde bulunuyorlar. Her örgütlenmenin bir amacı olduğu gerçeğinden hareket edersek amacın gerçekleşmesi için çaba gösteriyorlar, mücadele ediyorlar. Karar mekanizmalarında yoklar, yönetimlerde çok az yer alıyorlar ve çoğu zaman amaca ulaşmada araç haline getiriliyorlar, araçsallaştırılıyorlar. Kadının ikincilleştirilmesi, toplumsal cinsiyet rolleri içinde yerinin belirlenmesi, şiddet ve tacize uğraması, sosyal hayattan uzaklaştırılması yada dışında bırakılması v.b.haller, örgütlü yapılarda kendini tekrarlar hale geldiğinde sorun büyüyor.Bu durum başlı başına sorunun kendisini oluşturuyor. Çünkü eğer kadın “ortak amaç” ve sonuçta yeralmıyorsa, amaç kadına ve sorunlarının çözümüne hizmet etmiyor. Dolayısıyla kadın ve örgütlenme dediğimizde öne çıkması gereken durum bu; ‘Kadın sorunlarının çözümünün amaç haline gelmesi.

Bu konuda mücadele eden kadın ve erkekleri haklarını teslim ederek bir tarafa koyarsak, mevcut birçok yapının bunu yapmadığı ve yapmak istemediği ortada. Şimdi tarihte oldukça önemli olan bir dönemi yukarda yazılanlara örnek olması açısından paylaşmak istiyorum.Bu aynı zamanda yazının başlığı ile yakından ilgili yani KRALA MEKTUP ile ilgili. Ve yeri gelmişken şu soruyu sormak gerekiyor: ‘’Günümüzün kralları kim? Kraldan çok kralcılar kimler ve ne yapıyorlar? ‘’

Sene 1789 ünlü Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi (Declarationdesdroits de l’homme et ducitoyen (3)) yayınlanır.Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi yayınlandığında dünya genelinde çok ses getirir. Eşitlik, özgürlük ve kardeşlik (Liberté, égalité, fraternité) sloganı Fransız Devrimi’nin sembolü haline gelir.

Carnavalet Müzesinde bulunan bildirinin temsil edildiği tabloda (4) kadın figürlerinin kullanımına dikkat çekmek istiyorum.

Fransız Devrimi sürecinde kadınlar mücadelenin tam ortasındadırlar, ön saflarda yer alırlar. Bedel öderler. Kadınlar çok geçmeden bildiride yer alan yurttaşlığınerkek yurttaşlar, bildirinin isminde yer alan “homme” sözcüğünde kastedilenin erkek, “eşitlik,özgürlük, kardeşlik” sloganında yer alan kardeşliğin de,erkek kardeşliği olduğunu fark edeceklerdir. Bunun üzerine bildirinin isminin “Declarationdesdroits de l’homme et ducitoyen” yerine “Declarationdesdroits de l’homme- femmeetducitoyen”,erkek ve kadın yurttaşlar bildirisi olarak yazılması talebinde bulunurlar, fakat kabul edilmez. Kadının olmadığı bir yerde eşitlikten söz etmek mümkün değildir. Kadınlar, kadın yurttaş olma yolunda kendi tarihlerini kendileri yazmaya karar verirler ve 1791 tarihinde “Kadın ve KadınYurttaş Hakları Bildirisini” (5)ilan ederler. Bu bildiri kadın hareketinin en önemli yazılı metinlerinden biri olarak tarih sahnesinde yerini alır. Bu sahnenin başrolünde, bildiriyi yazan Olympe de Gouges vardır.Gouges, kadınlara şöyle seslenir. “Ey kadınlar! Kadınlar gözlerinizi ne zaman açacaksınız? Bu devrimden ne kazandınız? Daha pervasız bir aşağılanma, daha aleni bir küçümseme. Yozlaşma yüzyıllarında sadece erkeklerin zayıflığına hükmettiniz. İmparatorluğunuz yıkılıyor, geriye ne kalıyor? Erkeğin adaletsizliklerinin mahkumiyeti. Doğanın bilge kararlarına dayandırılan, irsi mülkiyetin üzerinde hak talebi.” (Landes,1990:114) (6)

Gouges bildiriyi Kral 16. Louis’ye ve Kraliçe Marie Antonette’ye göndermiş ve tüm kadınlar için oy hakkı istemiştir.

Bildiri;“Kral’a Mektup” ile başlar ve

-Kadın hakları,

-Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi, (Millet Meclisi’ne)

-Önsöz,

-I ve XVIII arası maddeler ve

-Son ekleme bölümlerinden oluşur.(8)

“Kadının giyotine gitme hakkı varsa, kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır.” diyen Gouge, 1793 yılında “doğa kurallarına başkaldırarak, yönetenin erkek, yönetilenin kadın olması anlayışına aykırı davranması”nedeniyle giyotine mahkum edilir. Gerekçesi“Kendi cinsine yaraşmayacak şekilde politikayla ilgilendiği için ve ölümü diğer kadınlara ibret olsun diye, mahkum edilmiştir”(7) şeklinde açıklanır.

Olympe de Gouges mücadelesini ölümle tamamlar. Kral 16.Luis’dedaha sonra “vatan hainliği” suçlaması ile giyotinle idam edilmiştir.

Kadınların her alanda özgürlük, eşitlik ve adalet talepleri 21. yüzyılda da değişmiyor ve bugünün krallıklarını temsil eden kişiler kurumlar üzerinden devam ediyor. Kamusal alanda eşit olma mücadelesi bugün, pek çok örnekle hem de edinilmiş haklar açısından daha acımasız bir şekilde kendini tekrarlıyor.

Döneme dair yapılan resimlerde kadın ön saflarda yer alır. Ressam EugeneDelacroix’un tarafından 1830’da yapılan ve Fransız Devrimi’ni anlatan ”Halka Önderlik eden Hürriyet” isimli tablo Fransız Devrimi’nin sembollerinden biri haline gelir.

krala-mektup1

Bu bildiri ile ilgili önemli bir noktada şudur; 1791’de yazılan ve oldukça önemli olan bu metin uzun süre sessizce tozlu bir rafta beklemiş, gözlerden uzak kalmıştır. 1972 yılında HanneloreSchröder tarafından Fransız Ulusal Kütüphanesi’nde ortaya çıkarılmış, 1977 yılında Almanca olarak yayımlanmıştır.(9) Deneyimlerin ve yaşanılanların ortaya çıkmaması kadın örgütlenmesi ve mücadelesinde tarihsel bir kesinti yaratıyor. Sanki bir şeyler hiç olmadı, yaşanmadı, yapılmadı gibi. Sanki her şey yeni başlıyor gibi. Kendi kişisel deneyimlerimizi geçmişin gücüyle birleştirmemiz gerekiyor. Bu kendi pratiklerimizi geleceğe aktarabilmek ile de yakından ilgili.Bu durum dünyanın hemen her yerinde benzerlik gösteriyor. Aynen yaşadığımız coğrafyada Cumhuriyet öncesi Osmanlı kadın hareketi deneyimleri, Nezihe Muhittin ve arkadaşlarının yaşadıkları, bundan yüzyıllar süre önce dünyadaki ilk kadın örgütlenmelerinden biri olan,hatta ilki olarak anılan Bacıyan-ı Rum gibi. Bu örnekler çok önemli deneyimler ve mücadeleler içeriyor. Dünyanın ilk kadın sivil toplum örgütü olarak bilinen Bacıyan-ı Rum 13. Yüzyılın ilk yarısında Kayseri’de Fatma Bacı tarafından kurulur. Fatma Bacı, Şeyh Evhadüddin Kirmani’nin kızı ve aynı zamanda Ahilik Teşkilatının kurucusu Ahi Evran’ın eşidir. “Bacıyan-ı Rum”, Anadolu Kadınlar Birliği anlamını taşımaktadır. “Bacı” kelimesi, kızkardeş,abla, “Rum” kelimesi ise Anadolu anlamını ifade etmektedir. Anadolu bacıları olarak da adlandırabileceğimiz bu yapılanma, Ahiliğin benzeri bir örgütlenme ile kadınların toplum hayatında daha çok yer alması, ekonomiye katılımı, mesleki eğitimlerin verilmesi ve dayanışma sağlanması noktasında önemli işler gerçekleştirmiştir. Bâcıyân-ı Rum o dönem de Anadolu da bulunan Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Abdalân-ı Rum ile birlikte Osmanlının kuruluşu ve gelişiminde önemli bir işleve sahiptir. Fatma bacı ve arkadaşları Moğol istilasına karşı direnmiş, esir alınmıştır. Yaşadığımız coğrafyada kadın mücadelesi ve deneyimleri açısından dikkate alınması ve incelenmesi gereken bir örgütlenme biçimidir.

Şu bir gerçek ki yazılmayan kadın mücadelesi bir sürü görünmeyen ve bilinmeyen kahramanlarını içinde yaşatıyor ve o kahramanların ruhları bugün ve gelecekte yolumuzda, bizler ile birlikte. Yeni ve sonuca giden yollar ortak amaçta birleşmiş bir irade ile güçlü bir şekilde açılabilir. Kadınların deneyimleri, mücadeleleri, örgütlenmeleri ve dayanışma ruhu bu yolun sağlam taşlarını oluşturacak.İnsanlık mücadelesinde kadını öne çıkarmayan, kadın gücüne ve enerjisine yer vermeyen örgütlenmeler başarısız olacak. 21 yüzyıl kadın yüzyılı olacak.

NOTLAR ve KAYNAKÇA

(1)Türk Dil Kurumu İnternet Sitesi http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.584d41e3954930.39250857

(2)Türk Dil Kurumu İnternet Sitesi http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.584d41f3736054.71862799

(3) Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi, Orijinal Metin, 1789Déclaration desdroits de l’homme et ducitoyen (1789) http://www.larousse.fr/encyclopedie/divers/D%C3%A9claration_des_droits_de_lhomme_et_du_citoyen/117119

(4)Carnavalet Müzesinde bulunan bildirinin temsil edildiği tablo. Tableaureprésentant la Déclarationdesdroits de l’homme et ducitoyenvotée par l’Assembléenationaleconstituante, le 26 août 1789. (MuséeCarnavalet, Paris.) http://www.larousse.fr/encyclopedie/images/D%C3%A9claration_des_droits_de_lhomme_et_du_citoyen/1314219

(5)“Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirisi”Déclarationdesdroits de la femme et de la citoyenneKadının ve Kadın Yurttaşın Haklar Bildirgesi, Olympe de Gouges, 7 Eylül 1791. Çeviren; Ece GÖZTEPEhttp://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/297/2716.pdf

(6)Fransız Devrimi’nde Kadın:Eksik Yurttaş Woman in The French Revolution: DeficientCitizen, Araş. Gör. Diren ÇAKMAK, Çankaya Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü

(7)Kadın ve Yurttaş Hakları, Nazan Moroğlu www.tukd.org.tr/dosya/KadinveYurttasHaklari.doc http://www.onlinedergi.com/makaledosyalari/51/pdf2007_2_19.pdf (8)https://tr.wikipedia.org/wiki/Kad%C4%B1n_haklar%C4%B1 (9) https://tr.wikipedia.org/wiki/Kad%C4%B1n_haklar%C4%B1

*Türk Kadınının Siyasal Temsil Meselesi, Sezai Ökte https://www.academia.edu/21939797/T%C3%BCrk_Kad%C4%B1n%C4%B1n%C4%B1n_Siyasal_Temsil_Meselesi?auto=download

 

Kitaplar:

*Serpil Çakır, Osmanlı Kadın Hareketi, Metis Yayınları, İstanbul, 1996

* Georges DubyKadınların Tarihi Cilt I Ana Tanrıçalardan Hıristiyan Azizelere, İş Bankası Kültür Yayınları

*Georges DubyKadınların Tarihi Cilt II Ortaçağ’ın Sessizliği, İş Bankası Kültür Yayınları

* Georges Duby ,Kadınların Tarihi Cilt III Rönesans ve Aydınlanma Çağı Paradoksları,İş Bankası Kültür Yayınları

* Georges Duby, Kadınların Tarihi Cilt IV Devrimden Dünya Savaşına Feminizmin Ortaya Çıkışı, İş Bankası Kültür Yayınları

* Georges Duby, Kadınların Tarihi Cilt V Yirminci Yüzyılda Kültürel Bir Kimliğe Doğru, İş Bankası Kültür

***

Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin Özeti:

Madde I: Kadın özgür doğar ve Erkeklerle haklar bakımından eşittir. (…)

Madde II: Her siyasi derneğin amacı, kadın ve erkeğin, doğal ve daimi haklarını korumaktır. Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.

Madde III: Her bir devlet gücünün esası kadın ve erkeklerin birliğine ve onların ulustaki varlıklarına dayanmaktadır. (…)

Madde IV: Özgürlük ve adalet diğerine ait olan her şeyin iadesinden oluşmaktadır. Böylelikle erkeğin daimi zulmüne karşı çıkma haklarını uygulamanın sınırı olmamaktadır. Sınırlar doğa ve akıl çerçevesinde düzenlenmelidir.

Madde V: Doğa ve akıl yasaları toplum için zararlı olabilecek tüm davranışları yasaklar. Bu yasaların izin verdiği ve ilahi yasaların yasaklamadığı hiçbir şey engellenemez. (…)

Madde VI: Yasa genel iradenin ifadesi olmalıdır. Bütün kadın ve erkek vatandaşlar şahsen veya bir vekil aracılığıyla yasanın oluşumuna katkıda bulunmalıdır. Bütün kadın ve erkek vatandaşlar yasanın önünde eşit olup; bütün rütbe, pozisyon ve resmi dairelere eşit ölçüde kabul edilmelidir. (…)

Madde VII: Hiçbir kadın bu yasaların dışında bırakılmayacaktır. Kadın belirli durumlarda yasalar önünde suçlanacak, tutuklanacak ve hapsedilecektir. Kadınlar da erkekler gibi, hükmü kesin olan bu yasalara bağlı olacaktır.

Madde VIII: Yasa sadece mutlak, açık ve gerekli cezalar vermelidir. (…)

Madde IX: Suçlu bulunan her bir kadına yasanın yaptırımları uygulanır.

Madde X: Kimse genel bir politika olsa bile, mahkûmiyetinden dolayı dava edilemez. Kadın darağacına çıkma hakkına sahiptir, aynı ölçüde konuşmacı kürsüsüne çıkma hakkına da sahiptir. (…)

Madde XI: Fikir ve düşüncelerin özgürce ifadesi kadın haklarının en değerli maddelerinden biridir, çünkü bu özgürlük babaların çocuklarıyla olan babalık bağlarını garanti altına alır. Böylelikle her kadın vatandaş onu gerçekleri gizlemeye zorlayan barbarca ön yargılar olmadan “Ben bize ait olan bir çocuğun annesiyim” diyebilir.

Madde XII: Kadınların ve kadın yurttaşların haklarının güvence altına alınması, daha büyük bir yararı ortaya koyar. Bu güvence, bu hakların tanındığı kişilerin ayrıcalığı olmamalıdır, herkesin yararına hizmet etmelidir.

Madde XIII: Devletin giderleri ve idari giderler için kadın ve erkeklerin katkısı eşittir. Kadınlar bütün yükümlülük ve yorucu işlerde katkıda bulunurlar, bu nedenle görev, iş, talep, onur ve zanaatta da paylaşıma katılırlar.

Madde XIV: Kadın ve erkek yurttaşlar kendileri veya temsilcileri aracılığıyla vergilerin zorunlu olup olmadığına karar verme hakkına sahiptir. Kadın yurttaşlar, sadece varlıklarında değil, aynı zamanda resmi kurumlarda, vergilerin toplanması, bunların kullanılması ve süresinin belirlenmesi sürecine eşit oranda katılabildikleri takdirde bunu kabul ederler.

Madde XV: Vergi ödemesinde erkeklerle bir olan kadınlar, resmi devlet memurundan mali işlerle ilgili bilgi alma hakkına sahiptir.

Madde XVI: Hakların garantisinin olmadığı ve güçler ayrılığının belirlenmediği bir toplumun anayasası yoktur. Ulusu oluşturan bireylerin çoğunluğu yasanın biçimlendirilmesinde katkıda bulunmadıysa, o yasa yoktur ve geçersizdir.

Madde XVII: Birlikte veya ayrı olarak mülkiyet her iki cinsin hakkıdır.[…] Kimse ulusun asıl miras payından yoksun bırakılamaz[…]

(https://tr.wikipedia.org/wiki/Kad%C4%B1n_haklar%C4%B1)

 

 

 

 

Yeni Soluk
YUKARI