Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Dünyayı güzellik kurtarmıyor artık ve bir insanı sevmekle başlamıyor her şey. Günümüzde sevmek yeterli kalmıyor dünyayı kurtarmaya!

Tam Rusya büyükelçisinin silahlı saldırıda hayatını kaybetmesini yazıyordum ki bir terör haberi de Berlin ve İsviçre’den geldi. Yine insanlar hayatlarını kaybetti yine çok sayıda yaralı var… Nazım ustanın dediği gibi “ Ne acayip iştir ki bu ne mene gidiştir ki TARANTA – BABU? Bugün bu bu inanılmayacak kadar güzel, bu anlatılamayacak kadar sevinçli şey: böyle zor, bu kadar dar böyle kanlı, bu denli kepaze… “

21.yüzyılda yeni bir kavram doğdu: “Kötü Dünya Sendromu . Bu kavram insan psikolojisini direkt etkilemekte. Sürekli öldürülme ya da şiddete maruz kalma veya dünyanın sonunun gelme korkusu, televizyonlardaki görüntüler, gazetelerin üçüncü sayfalarındaki kanlı olaylar sonucunda kat be kat artıyor. Dünyanın artık yaşanmaz bir hal aldığını düşünen kişi daha çok korkuyor ve karamsarlığa sürükleniyor. Böyle olunca da insanlar dünyayı tehdit edici bir yer olarak görmeye başlayarak yaşama küsüyor. Ancak bu durumun olumsuz sonuçları sadece kişiyi etkilemiyor, toplum da bu sendromdan nasibini alıyor.

Dünyanın tehdit edici haller alması ve güven ortamının azalması insanların duygu ve davranış durumlarında çöküşlere neden olmakta. Bu durumda yaşam kişiye ağır gelmeye başlar. Adeta yaşamaktan zevk almaz. Yolun sonuna geldiğini düşünür. Yapacak bir şey yokmuş gibi gelir. Yaşama olan küskünlükler Kötü Dünya Sendromu’na neden olmakta. Her gün bir cinayete kurban gitme, kaçırılma veya yaralanma endişesi, her an bir patlama ihtimali, dünyanın sonunun geldiği korkusu… bu olaylar güvenliğin zayıfladığını ve kötü dünya içinde bulunduğumuzu ortaya çıkarmaktadır.” Tüm bunlar Kötü Dünya Sendromu’nu yaşayanların ortak kâbusu.

Kötü Dünya Sendromu aslında takıntılı kişilik yapısı ve kaygı bozukluğuyla ilintili bir konu. Örneğin Dünyadaki tüm kötü şeyler onun başına gelecekmiş gibi. Psikolojik ortamın bozuk olduğu durumlarda liderlik çok önemlidir. Bu durumda milli güç unsuru liderlik eder, o da toplumun birliğidir. Toplum ortak hareket gösterebilirse bu en önemli güç olur. Diğer bir güçse, uluslararası destektir. Bunu arttırmalıyız. Çünkü süper devletler psikolojik üstünlükleriyle sorunları çözmeye çalışır.

Wolfgang von Goethe “Kaçmak yerine ya da hareketsiz kalıp bir şeylerin olmasını beklemek yerine harekete geçmek her şeyi çözmenin başlangıcıdır” der. Bunun en güzel, en büyük örneği tarihimizde var zaten. Kurtuluş Savaşımız. Mustafa Kemal’e ” Ordu yok, dediler, kurulur dedi. Para yok, dediler, bulunur, dedi. Düşman çok dediler, yenilir, dedi” Ve sonunda tüm dedikleri oldu!
Çaresizliği değil karanlıkta dahi ışığı bulabilmeyi öğretelim birbirimize. Gerçek bir kurtuluşun birinci koşulu; hiç kuşkusuz, insanın kendisine inanmasıdır.

Olup bitenlerle kendini çaresiz hisseden bir toplum, kişisel ihtirasları ve egoları için siyaset yapan yanlış siyasetçilerin eseridir, millet olarak buna izin vermeyelim.

– Kötü Dünya Sendromu hayatınızı karartmasın!
– Kötüyü değil, iyiyi düşünün…

Biliyoruz ki aralıksız damlayan su, taşı deler.

“Kötü dünya sendromu” için 1 Yorum

  1. AsumanDULEK dediki : Cevapla

    Yazdıklarınıza katılıyorum.Birlikte hareket edeceğimiz bizim gibi çağdaş, demokrat,ilerici yüzü batıya dönük kac kisi.var.Tarikatlar cenneti bir Türkiye’de biat kültürü ile yetistirilen.beyinleri yıkanmış onca adama nasıl dogru düsunmeyi sorgulamayı ögretecegiz.1980 sonrası Kominizme karşı yeşil kuşak öngörüldü.FETÖ AKP işbirliğiyle bugünlere geldi.Yanıldık demek aklamaz kimseyi.
    Ćok zor çok.Hiç kolay degil

Yeni Soluk
YUKARI