Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Eşraf siyaseti yapanlar, yukarıdan başlayıp halka indikçe saçma sapan ve fütursuz kendinden bihaber ağzı olan konuşuyor misali öneriler gelmeye başladığını düşünür ve kitlelerin önemini kabullenmezler. Eşraf onlar için en uygunudur. Elit’tirler. İsteklerinin yapılmasını yapanların ise yukarıda olmasını isterler ve partilerin tepelerini işgal ederler.

İşte “biz böyleyiz” deyip kabullenmek mi gerek, yoksa ne istediğini bilmeyip türkü barlardan solculuk öğrenenler kervanına mı katılmalı!

Kişilere ve emeğe saygısı olmayan öz yargılarıyla beyni bulanmış, hormonlu, sentetik demokratlar silkelenin ve kendinize gelin. Yoksa bu halk, sizi öyle bir silkeleyecek ki adınızı arar olacaksınız.

***

Sakın ha, faydanızdan vaz geçtik gölge etmeyin…

Siz bakın işinize kriz kopmuş, doğal gaz, elektrik fiyatları kanat takmış uçuşa geçmiş size ne! Umurunuzda mı?

Siz emanet koltuklarda alabileceğinizi hangi kâğıtlara oynayabileceğinizi düşününün.

Aç kalanlara, sokakta yatanlar, sobası yanmayanlara çözüm üretmeyin!

Siz kendiniz daha yukarılara nasıl taşırızın hesapları içinde boğulurken, kanından, canından, emeğinden beslendiklerinizin duasına ihtiyacınız bile olmayacak.

Çünkü siz ‘arınmadan gidenler kervanı’nın yolcularısınız. Doğaldır ki, gittiğiniz yerde dahi duymak istemeyeceğiniz sözleri bu insanlar sizin yüzünüze çok tükürdüler. Lakin siz “olsun yağsın mübarek barajlarımız doluyor” dediniz.

***

Yerel seçim…

Yaklaşık beş yıl evvel yapılan yerel seçimlerin yenilenme zamanı geldi.

Hepimiz yaşadığımız yerlere bakalım. Evet bakalım ki kim neler yapmış, hangi belediye ne eklemiş kentimize?

Hangi meclis üyesi başkanı için değil de halk için el kaldırmış?

Hangi meclis üyesinin giymeye elbisesi yokken şimdi en pahalı mağazaların müşterisi olmuş veya halen eski elbiselerini giyiyor!

Bir bakalım yollarımız neden durmadan yeni taşlarla yenilenir, sil baştan aynı hizmet kerelerce yapılır?

Bu durum refah seviyemizin yukarılarda olmasından mıdır yoksa kendilerine iş kapısı açmak için mi yapılır?

***

Sıradan üye muhteşem delege…

Yerel seçimler yaklaşırken hemen hemen tüm partilerde yukarılara yakın olanlar il başkanlıkları ve genel merkezin kapılarından ayrılmaz oldular.

Veya başkanlar bir üst başkanının kapısını aşındırır oldu. Kısacası Belde başkanı ilçe başkanının, ilçe başkanı il başkanının, İl başkanı ise genel merkezleri muhatap alıyor!

Peki, üye, delege, taban denilen şey!

Verilen cevap; Uzunca bir “Amaaannnnn” dan sonra, boş ver ya zaten onlar “bizim üyemiz”, bizim sözümüzden çıkmaz.

Her şeye rağmen çoğunun amacı bellidir, ‘bu üyeye bu delegeye güven olmaz, biz bu işi atama kotaralım’, “delegeler bizim, ama ne olur ne olmaz” kuşkusunu bir türlü içlerinden atamıyorlar. (‘Asker Delege’ sistemi devam ettikçe bu kuşkularında yüzde yüz haklılar)

Yönetilen her insanın yönetmeye aday olması kadar doğal bir şey yoktur, her kişi kendi geleceğinde en önemli yerde kendisini veya kendisini en iyi temsil edecek olanı görmek ister.

Fakat her daim karşı durduğum atama müessesesi bence demokrasinin vicdani olurları içinde olmayıp demokrasinin tanıdığı bir ayrıcalıktır. Bu sebeplede oldum olası atamaya karşı olmama rağmen siyasi partiler yasasındaki bir takım olumsuzluklar sonucu yığma üye veya naylon üye ile yapılan danışıklı dövüş denilen “döner listeli” ön seçimleri de gördüğümüz için bu şartlar altında atamanın olmasını da pek yadırgamıyorum. Bazen sayısal olarak “yüzde on veya yirmilerde, hatta fermuar misali yarı yarıya” kalması koşuluyla kabullenilmesi de doğal olabilir.

Demokrasilerde öncül olanı ise ön seçimdir, Parti üyelerinin, oda olmaz ise parti önseçim ve kongre delegelerinin seçmesiyle sıralamasının belirleneceği adaylar olmalıdır.

Şayet ki adayların tamamı tepeden belirlenirse seçime giden halkın kendi adayına oy verdiğinden hangi mantık söz edebilir, hangi vicdanı selim demokrasiden bahseder.

Biz diyoruz ki geleceğini ipoteklemeyen bilinçli vicdanı hür insanlar demokrasiye inanır ve (aktif vasıflı üye ile) ön seçimde ısrarcı olur. Aksine atama bekleyip listede ismi olmadığını görür görmez aradan beş dakika geçmeden muhalif saflara geçip il ve genel merkezler için atıp tutmaya başlamak erdemlilik değildir, hatta adam olmamanın koşulsuzluğudur.

 

Yeni Soluk
YUKARI