• Yeni Soluk
  • Yeni Soluk

Bilimsel açıdan aşıların insan sağlığı açısından zararlı olduğu yönünde herhangi bir bulgu olmasa da; kimileri ‘içinde cıva bulunduğu’ ya da ‘otizme sebep olduğu gibi iddialarla’ aşıların zararlı olduğunu iddia ediyor.

Aşı faydalı mı, zararlı mı, gerçekten işe yarıyor mu; geçen yıl vurdurduğunuz grip aşısı neden bu sene de işe yaramıyor gibi soruların ardından başlayan tartışmalar da; özellikle kış aylarında gündemde önemli bir yer kaplıyor.

Aşıların ‘bağışıklık sistemine her sene evrim geçiren yeni mikropları tanıtmak’ için uygulandığını ve çok küçük dozda, seyreltilmiş ya da öldürülmüş mikropları içerdiğini kaydeden Evrim Ağacı kurucusu ve baş editörü Çağrı Mert Bakırcı, aşıların hayatımızı nasıl değiştirdiğini anlattı. Aşı öncesi ve sonrası dönemlerdeki tahmini yıllık hasta sayılarına dair bir infografiki de paylaşan Bakırcı’nın https://evrimagaci.org’da yer alan yazısı şöyle:

“Günümüzdeki sayısız aklını yitirmiş komplo teorisyeni, binlerce bilim insanının ömürlerini adadıkları ilaç ve aşı sektörünün koca bir yalandan ibaret olduğunu sanacak kadar bilimsellikten ve rasyonel düşünceden uzaklaşmışlardır. Ortaya çıkan her salgını “Amerika’nın laboratuvar deneyi” olarak lanse ederek, gerçeklerden korkularını gizlemeye ve güçlü bir suçlu yaratmaya çalışarak tüm sorunları bir ülkenin omuzlarına yıkmaya çalışmaktadırlar. Halbuki Dünya’nın her yanında, tamamen doğal yollarla oluşan hastalıklar, ABD’nin varlığından çok daha eski zamanlara dayanmaktadır. Kısaca bu şahıslar, az miktarda siyasi bilgileriyle çok miktarda çıkarım ve varsayım yaparak kelimenin tam anlamıyla akıl bulandırmaktadırlar.

“Hastalıklara sebep olan temel unsurlar mikroplar olarak anılır. En temel düzeyde, virüsler ve bakteriler hastalıkların temel kaynağıdır. Bu canlıların (ki virüsler cansız olarak kabul edilmektedir) çok yüksek üreme hızlarının olması, çok hızlı evrim geçirebilmelerine, dolayısıyla yepyeni özellikler kazanarak eskiden hasta etmeseler bile sonradan hastalık yapıcı (patojen) özellik kazanmalarına neden olmaktadır. İnsanın vücudunda 100 trilyon hücre bulunmaktadır; buna karşılık tek bir insanın vücudunda 1 katrilyon civarında mikrop bulunur. Bunların hemen hemen hepsine savunma sistemimiz cevap verebiliyor olsa da, geçirilen yüksek hızda evrimden ötürü bu mikroplar kolaylıkla bağışıklık sistemimizi atlatabilirler.

“İşte bu durumda, bağışıklık sistemimizi her sene evrim geçiren yeni mikroplara tanıtmak için aşılar uygulanır. Aşı, çok düşük dozda, seyreltilmiş ve öldürülmüş mikropları içeren kimyasallardır. Bu kimyasallar vücuda verildiğinde, savunma sistemimiz hemen aktive olur ve bu mikropları tanımaya başlar. Normalde vücudumuza giren hastalık yapıcı mikroplar hızla üreyerek, savunma sistemimiz genelde onu durduramadan önce savunma sistemi hücrelerimizin sayısını geçerler ve bizi hasta ederler. Ancak aşıdaki dozaj çok düşük ve mikroplar da etkisiz hale getirilmiş olduğundan, kişi hastalığı geçirmeden mikropları tanır. Böylece, o hastalığa yakalanmadan, hastalığın mikrobunu tanımış olur. Sene içerisinde bir daha hastalığın o türüne yakalanma ihtimali sıfıra yakın olur.

“İçinizden “Ama ben mesela grip aşısı oldum, buna rağmen aynı sene grip de oldum, demek ki işe yaramayabiliyor.” dediğinizi duyar gibiyiz. Bu, çok basit ve -şansa bakın ki- sadece evrimsel biyoloji ile açıklanabilir bir sebepten kaynaklanmaktadır: Dediğimiz gibi mikropların çoğu çok hızlı bir üreme, dolayısıyla türleşme, dolayısıyla evrimleşme hızına sahiptir. Normalde herhangi bir anda, bizim “grip” olarak tanıdığımız hastalığa neden olabilen yüzlerce virüs türü bulunabilir. Bunların hepsi, bir önceki senenin virüslerinden evrimleşmiştir. İlaç sanayi, şimdilik bu evrim hızını yakalayamadığından ya da durduramadığından, sadece o senenin en yaygın virüsüne yönelik aşılar üretirler. Dolayısıyla siz bu virüs türünden grip kapmayacak şekilde donanımlanırsınız; ancak şanssızsanız, daha seyrek görülen bir diğer virüsü alarak grip olabilirsiniz. Unutmayın ki aşı bir çözüm değil, bir önlemdir.

“Üstelik grip aşıları, etkisi en düşük olan aşılardan birisidir. Gidip de bunu baz alarak diğer ölümcül aşıları olmaktan vazgeçmek, sadece kendinize değil, tüm topluma zarar vermektedir. Bu bir “özgürlük” değildir. Özgürlükler, başkalarına zarar verdiğiniz anda biter. Aşı olduğunuzda kendinize hiçbir zarar vermezsiniz. Ancak aşı olmadığınızda, çok sayıda insana zarar verme potansiyeline sahip olursunuz. Dolayısıyla aşı olmamak akıllılık değil, saçmalıktır.

“Görselde, Hastalık Kontrolü ve Önlemi Merkezi‘nin hazırladığı ve New York Eyaleti’nin Purchase bölgesinde yaşayan Leon Farrant isimli birinin halkın anlayabileceği hale getirdiği istatistikler görülmektedir. Bu istatistikler, aşılar çıkmadan önce ve sonra, belli başlı hastalıklara yıllık yakalanma sayılarını ve bu sayıların aşılar sayesinde ne yüzdeyle engellenebildiğini göstermektedir. Buırada sayılan hastalıkların hemen hepsinin ölümcül olduğunu belirtmekte fayda var.

“Ana görselden görebileceğiniz gibi sayılar, tartışmaya yer bırakmaz şekilde, son derece nettir. İnsanlık, sürekli olarak sorunlar yaratıyor olması bir yana, sayısız soruna çözümler üretmek açısından da başarılı sayılabilecek bir türdür. Dolayısıyla, kendimizi eleştirmemiz çok güzel olmakla birlikte, gidip de binlerce bilim insanının alın teri akıttığı bir alanı, asılsız komplo teorileriyle bulandırmak, istemdışı olarak bilim düşmanlığı yapmamıza neden olacaktır.

“Elbette söylentilerin doğru olduğu belli başlı vakalar olabilir. Ancak bunlar net bir şekilde ispatlanmak durumundadır. Üstelik, yapılan birkaç hata, diğer tüm başarıları hiçe saymak için hiçbir zaman yeterli olmamıştır ve olmayacaktır.

Umarız faydalı olmuştur.”

Kaynaklar ve İleri Okuma:

Etiketler: , , ,


Yeni Soluk
YUKARI
Assign a menu in the Left Menu options.