Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

“Balıkçı, her sabah ‘rastgele’ diyerek gittiği Galata Köprüsü’nde geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti. Balıkçının cesedi olay yerinde beklerken, köprü üzerindeki diğer balık tutanların hiçbir şey olmamış gibi balık tutmaya devam etmesi dikkat çekti.”

Evet, gazetelerdeki haberin özeti bu.

Televizyonlarda ise dahada vahim. “Birkaç dakika evvel beraber balık tuttukları arkadaşlarının üzerinden çıkarttıkları kabanı yüzüne örtmüş ve balık tutmaya devam ediyorlar, hemde birkaç metre kadar yakınlar birbirlerine. Bir yanda yerde yatan arkadaşları, öte yanda ölen kişinin balık tutan yaşayan arkadaşları.”

Galata köprüsünde yaşanan ibretlik görüntü de insanın kanını donduran duyarsızlık bundan sonra başladı. Balıkçının ceset torbasına konmuş cansız bedeni bir süre bekleyince, köprü  üzerinde balık tutanlar da normal hayatlarına dönmüştü. Sanki hiçbir şey olmamıştı her şey normaldi. Balıkçının, balıkçı arkadaşları balıklarını tutmaya, turistler de cesedi fotoğraflamaya devam ettiler. Balıkçıdan geriye ise tuttuğu bir balık evet sadece bir tek balık ve oltası kaldı.

“Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin”

Evet, bu insanlar, insanlıklarını unutmuşlar!

Her gün birlikte balık tuttukları arkadaşları, geçirdiği kalp krizi sonucu hemen yanı başlarında yere düşüyor ve oracıkta son nefesini veriyor. Ne yazık ki arkadaşları, hiçbir şey olmamış gibi davranıyor balık tutmaya devam ediyorlar.

Acımaya, üzülmeye yüreğini kapatan insanlar, artık karşılarında kıtır kıtır adam kesseler ses çıkartmaz hale gelen yaratıklar olmuşlardır.

Kapitalizm kendi kültürü olan “Tüketim Kültürü”nü ülkeye yaydığının kanıtıdır bu durum. Çünkü burada tüketilen, insanlıktır!

Evet, bundan çok değil 20 yıl önce böyle bir durum olsaydı, o köprüde en az o gün herkes balık tutma işini bırakıp, tanıdıkları veya tanımadıkları kişinin yasını tutarlardı. Ancak kapitalizm yas tutmak için bile size zaman bırakmıyor. Kısacası bu hale getirildik.

Zavallı insanlık susmuş lal olmuş, bakar kör olmuş!

Dünya ateş içinde zulüm içinde, acz içinde, çeşitli nedenlerle insanlar param parça edilirken susan görmeyen korkaklar.

Aradaki ekonomik uçurumun derinliği ve bu dev açığa rağmen sınıfından kopuk “kültür” ideolojisiyle parçalamaktan mutlular! Yazıklar olsun size.

Açlıktan nefesi kokan, açlığının, midesinin sesi feryadı figan eylerken, sırça köşklerinde yıldızlar altında, şampanya patlatarak gökyüzü teranesinin temaşasından vazgeçip te burjuvazi mi bu sesi duyacak?

Onların gözleri kördür, görmezler. Kulakları sağırdır duymazlar. Onlar sadece iyi koku alırlar, leş gibi el kiri kokan paranın kokusunu!

Evet, açlıktan ancak aç kalanlar anlarmış, öyle demiş atalarımız!
Ey yardım dernekleri, AB vakıfları ve oradan nemalananlar, kurbanlıkları vede kurban derilerini çalanlar! Masumlar bir kenarda açlıktan, zulümden inlerken üzülmeniz bile sahte, yapmacık ve riyakârsınız!

Kim be, bunlar mı ağlayacaklar?

Evet, onlar timsah gözyaşlarını bile gözlerine zarar vermesin diye başkasına sildiren insanlıklarından feragat etmiş insan kılığındaki yaratıklar. Midesinin feryadına yetişemeyen açlığını susturamayanların gözyaşlarını kim, onlar mı anlayacaklar?

Evet, şimdi mutlumusunuz demokrasi havarileri, insan hakları savunucuları?

İntihar mavisiydi gecenin rengi.
Düşleri gri,
geleceği simsiyah…
Gözyaşları ise kırmızıydı!
Rengârenkti dünyası,
yeşili eksik,
siyahı fazla!
Son yolculuğunun rengi ak,
üzeri kara toprak…[hh]

Seçme yazılar 15042013

Yeni Soluk
YUKARI