MFatih Güçlü

Buzdağı Altı Sohbetleri

mfatihguclu@yenisoluk.com

Beni bilenler bilir, çocukluğumdan beri kedi severim. Ne zaman sokakta bir kedi görsem hemen gidip başını okşarım. Her zaman da evde kedimiz olmuştur, severken mırlaması insana huzur verir, haşarılıkları güldürür, fazlası sinirlendirir, özgür ve kişilikli tavırları örnek aldırır. Bazıları, minicik bir yavru kedi gördüğünde korkudan yerinden zıplayıp tiksinse de ben kediciyimdir, hep de böyleydim hep de böyle kalacağım anlaşılan. Tabi kedi sevip de mahallenin kedilerine bakmamak olmaz. Tüylü ve Alaca mahallemizin öne çıkan kedilerinden… Tüylü, geçen sene doğan, her tarafı tüylerle kaplı turuncu erkek bir kedi, Alaca ise siyah ve turuncu bir posta sahip dişi bir kedi.

Bu kış kar yağdığında arabama binerken bir baktım ki Tüylü perişan halde, gözleri kapanmış, zayıflamış, zor nefes alıyor, bıraksan ölecek. Derhal eve çıkardım, annem ile evde bakmaya başladık. Fakat olmadı, hayvan nefes almakta zorlanınca derhal veterinere götürdük. Veteriner, zayıf düştüğü için bir enfeksiyon kapmış olduğunu, zor nefes aldığından fazla umutlanmamamızı salık verdi. Sokak kedisi olduğu için tedavi masrafları bakımından hesaplı davranmak adına bazı tedavileri tercihimize göre uygulamama, bazı testleri yapmama önerilerinde bulundu. Elinden gelenin en iyisini yapmasını, masrafları neyse karşılayacağımı dile getirdim. Tüylü’yü okşayarak veterinere emanet ettim, 10 gün veterinerde kaldı ve veterineri de şaşırtacak bir biçimde sağlığına kavuştu, şimdi beni ne zaman görse karnını açıp sevdiriyor.

Alaca, sokak kapısından içeri girerken devamlı bana sürünür ve kendini sevdirtirdi. Geçen yine eve gelirken bir baktım ki apartmanın içine girmek istedi, önce almadım, fakat bir de baktım ki alt kattaki komşunun paspasının üstüne bir yavru doğurmuş, fark edince derhal Alaca’yı içeri aldım. Almakla da kalmadım yavruyu bizim kata çıkartıp bir kutunun içine koydum, Alaca dışarıdan ara sıra gelip yavrusunu emziriyor. Fakat erkek kedilerin azgınlığı henüz bu aylarda geçmediği için dışarı çıkıp Alaca’yı arıyorum, erkek kedilerin elinden kurtarıp yavrusunu beslemek üzere bizim kata çıkarıyorum. Bir mücadeledir gidiyor, annesi beslensin ki yavru beslensin, yavru beslensin ki yaşasın.

Daha sonra düşündüm kendi kendime bunları ben, hiçbir menfaatim olmadığı halde neden yapıyorum diye, yanıt geldi içimden; “Merhametinden”. Merhamet ne demek dedim bu olay açısından kendi kendime; “Yaşama duyduğun saygıdır.” dedi içim yine. Yaşama duyulan saygı aynı zamanda içinde hakkaniyet de barındırır, empati de, sevgi de. O halde bu değerlerimdir beni bu hayvanların yaşam haklarını korumaya iten dedim. Sonra Ankara’daki patlama haberi geldi, bu değerlere sahip olmayan, öğretilmemiş, öğrenmemiş, kendini sevmeyen, hayattan umudunu yitirmiş birisinin kullandığı bomba yüklü aracın çarptığı otobüste ölenlerin o andaki yüzleri gözümde canlandı. “Biz ne yaptık ki bizim yaşam hakkımız elimizden alınıyor?” diye soramadan dahi bu dünyadan ayrılmak zorunda bırakıldılar acımasızca. Üzülmemek; kahrolmamak mümkün mü?

Bu dünyada gözlemlediğim en önemli şeylerden birisi; insanın sevgiyi ve saygıyı içinde barındıran nice güzellikleri yaratabileceği gibi türlü kötülükleri yaratan bir canavar haline de dönüşebileceğidir. Canavara insan nasıl dönüşür diye sormuşumdur kendi kendime hep, zamanında trafikte ona buna avazım çıktığı kadar bağırıp kendi canavarlığımın farkına varamadan. İçindeki canavarın da farkına varmalı, varma büyüklüğünü gösterebilmeli insan, çünkü ancak bu sayede içinizdeki canavarla baş edebilecek gücünüz oluşuyor.

Peki nasıl yaratılıyor içimizdeki bu canavar; en başta toplumun geneline yayılmış yanlış kültür kalıplarıyla, bu kalıpların etkisi ile çocuk yetiştiren zehirleyen ailelerle… Biraz utanca boğulmuşluk, biraz sevgisizlik, ardından biraz olduğu gibi kabul etmeme ve biricik görmemenin yanında, bir tutam değersizlik bilinci, bir tutam da baskı ve zalimlik al sana potansiyel canavar yaratma formülü. İnsanın özü ve dış dünyası ile bağını kesen kültür kalıpları, egosunu şişirerek nesne ve haz odaklı, kendini sevmeyen, kendi içinde çatışan insanlar yaratıyor, bu kalıplarda yetişmiş insanları güdülemeniz, mesela kendisini öldürürse cennette 70 hurisinin olacağına dair hurafelerle beynini yıkamanız da bir o kadar kolay oluyor. Hele bir de böyle canavar yaratan kişileri, askerle demokrasi getireceği yalanıyla ülke işgal ederek kendi menfaatleri adına destekleyen devletler ya da çatışmadan nemalanan silah endüstrisi de arkalarında varsa canavar neslinin yıllar içinde gelişimi de ister istemez artış gösteriyor haliyle. J.R.R. Tolkien “Yüzüklerin Efendisi” kitabındaki Orkları, Uruk-Hai’leri, Goblinleri bir şeyleri doğru anlatmak için boşuna yaratmamış, yazmamış diyorsunuz.

Yaşamının anlamını bulamamış, ruhları incinmiş, robotlaşmış öfke dolu canavarlar bunlar, en büyük öfkeleri de kendilerine. Ne yapmalıyız bunlarla mücadele için peki? Önce kendi içimizdeki canavarla yüzleşmeliyiz, onunla yüzleşmek için de farkındalıklarımızı geliştirmeliyiz, yoksa onu ehlileştirmemiz ve yok etmemiz mümkün olamayacak maalesef. Kendimizin ve karşımızdakinin niye böyle olduğunu anlamaya çalışmalıyız, anladıkça öfkemiz azalıp çözümlerin nerelerde olduğunu fark edeceğiz ve bir de bakacağız ki asıl meselenin kaynağı içimizde imiş.

“İster insan eliyle, ister doğal olsun hiçbir felaket yoktur ki önce iç dünyamızda yaşanıp sonra olaylar dünyasına yansımış olmasın. Bireyin bütünlükten yoksun olması ve kendisini sevememesi, birçok felaketin, afetin, savaşların ve yıkımın asıl sebebidir. Kendi yetersizliklerimizi örtbas ederek sorumluluklarımızdan kaçmak için, her biri birer yaratıcı olan bizler, öncekilerden bile daha yırtıcı ve görünmez olan bir düşman icat etmişizdir: Dünya terörizmi. Maalesef gerçek mahiyetini içimizde anlayamadığımız sürece bu düşmanı asla yenemeyiz. Aslına bakarsanız terörizm, kendi içimizde taşıdığımız korku ve şiddetin aynada bize yansımasından başka bir şey değildir. Savaş ve terörizmi yeryüzünden yok etmek için, bunların var olmalarının asıl sebebini, yani kendi iç çatışmalarını yok etmen gerekiyor. İnsan suretinde bir Tanrı olduğunu ve dolayısıyla felaketler, acı ve ölüm yarattığın gibi sağlık, barış ve zenginlik de yaratabileceğini anlaman gerekiyor.” diyor Elio D’Anna “Dreamer ve Sen” isimli kitabında…

“Önce kendini bil!” diye boşuna demiyor kadim metinler, kendimizi, kendimiz ile olan ilişkimizi ve iç çatışmalarımızın nedenini iyi anlamaz ve bunlarla yüzleşemezsek, içimizdeki canavarı yok edebilmemiz mümkün olamaz, canavarların insanları öldürdüğü ve yönettiği bir dünyada yaşamaktan bıkmadıysak eğer…

 

 

 

 

 

“İçimdeki canavar” için 5 Yorum

  1. mehmed dediki : Cevapla

    Çünkü inançlısın , merhamet imandandır.

  2. HÜRREM dediki : Cevapla

    Çok doğru tespitler yapmışsın Fatih arkadaşım. bu toplumun aydını da kalmadı, akademisyeni de kalmadı . maalesef % 95 i düzen adamı oldu. Geriye kalan % 5 i de susturuldu. halk da bilinçsiz bir şekilde bir o yana bir bu yana serseri mayın gibi ortada. Başına gelenleri, kader olarak görüyor. Birbirimizden, vicdan, sevgi, şefkat gibi duygularımızı çaldık. Bu ülkede halk olarak bizler, kendi demokrasimize, sahip çıkmadığımız sürece, tarikatlar ve cemiyetlerin elinde parçalanmaya mahkumuz.

  3. Süheyl Erol dediki : Cevapla

    Fatih,tespitlerin ve çözüm önerilerin çok doğru,ancak pratiğe uygulana bilir mi ? Bizler özgür düşünebilen, objektif bakış a sahip, aklını kullanabilen insanlar yetiştirmeye çalışırken , birileri çoktan yola çıkmış , tutsak beyinler ve tek tip düşünen insanlar yetiştirmeye organize bir şekilde çalışmaya başlamışlardı.Yazık ki zamanında bunun farkına varılamadı, yada önemsenmedi maalesef.
    Bundan sonra ,kul zihniyetinde tek tip insan üretme çabalarının önü derhal kesilmeli…..yetiştirilmiş kitlelerin düzeltileceği noktasında karamsarım….
    Yazını zevkle okudum kalemine ve yüreğine sağlık.

  4. Ayşen dediki : Cevapla

    Gercekten cok guzel bir yazı olmus. Okurken gözlerim doldu. Keske şu 3 gunluk dunyada herkes bu düsüncelerde olsa ve huzur icinde yaşasak. Ama maalesef iyiler aİnlıkta kalıyor ve gun gectikcede azalıyor. Aileler degerli ailenin seni yetistirdiģi gibi yetıştirebilse keşke evlatlarını.Kalemine sağlık.

  5. Ülkü Güçlü dediki : Cevapla

    Çok begendim.Teşekkürler. ..

Yeni Soluk
YUKARI
KATEGORİLER