MAKALE: Derya O. Oyan

İlginç bir iş var. Aslında ilginçliği kavram olarak yeni olması ve Türkiye’de çok yaygın olmayışından kaynaklanıyor.  Oya Derya  Oyan,  Türkiye’nin ilk aktif hile denetim firması olan Fraud Audit Corporation-FAC Uluslararası Hile Denetim ve Danışmanlık firmasının Trakya Bölge Müdürlüğünden.

Yakın geçmişe kadar ekonomisi belirli bir büyüklüğe ulaşmış ülkelerde şirket sahipleri, yöneticileri yada pay ve menfaat sahipleri, ancak bir suiistimal gerçekleştiğinde adli muhasebe uzmanlarına başvurmakta, zarar  ve kayıplarının ortaya çıkarılmasını talep etmekteydiler.

Günümüzde ise özellikle 1980’li yıllardan itibaren ABD başta olmak üzere Batı ülkelerinde İşadamları artan oranda Aktif Hile Denetimlerini gerçekleştirmek üzere Adli Muhasebecilerin yardımını almaya başlamışlardır.

Geçtiğimiz 20 yılda gerçekleşen uluslararası büyük şirket skandalları (Enron, Parmalat gibi..) hile denetiminin önemini ve denetçilerin sorumluluğunu ön plana çıkarmıştır.

Yapılmış yada henüz gerçekleşmeyen muhasebe hileleri, yalnızca şirket sahiplerini ve yatırımcıları değil, çalışanları, kredi kuruluşlarını, devlet, denetim firmaları,  diğer hak ve menfaat sahiplerini de büyük ölçüde kayıplara uğratmakta, böylece ülke ekonomilerini olumsuz etkilediği bilinmektedir.

Hileli bilanço ve diğer mali tabloları raporlamada uzmanlaşan bazı kötü niyetli kişi veya kurumlar,bir dizi hile yöntemiyle rakamları manipüle etmekte ve birler binlere,karlar zararlara,zararlar karlara dönüşebilmektedir.

Türkiye’de özellikle hileyle  mücadelede sadece bağımsız denetçi yada İç denetçilerden başarı beklenir. Ancak bu noktada dahi dikkat edilmelidir.

Öyle ki; 2004 yılında ülkemizde (yabancı firmalar dahil) denetim firmaları üzerinde yapılan bir araştırmada denetçilerin hileler konusuna yeterli önemi veremedikleri ortaya çıkmıştır. Araştırmaya göre denetçilerin yaklaşık %60’ı önemlilik düzeyi yüksek bir hileden dolayı, tespit yapıldığı halde denetim raporunda “Olumsuz” görüş belirtememiştir.

%40’lık bölüm ise Hile konusundaki yasal düzenlemeleri yeterli bulmaktadır.

Bu konulardaki suiistimallerin önlenmesi için hangi tedbirlerin alınması gerektiği, ne tür kriterlerin ve risklerin değerlendirileceği ve Risk planlaması ve Caydırıcı önlemlerin alınması gibi konularda en az Hilekar kadar konuya hakim olan bir uzmanın görüşüne ve uygulamalarına ihtiyaç olduğu bir gerçektir.

AICPA (Uluslararası Yeminli Muhasebeciler Birliği)  adli muhasebecilerin davalarda sunduğu desteği “Hiçbir avukatın diğerine sağlayamayacağı profesyonel destek” olarak tanımlamıştır.

Esasen yukarıdaki konu ile ilgili (Creative Accounting) yaratıcı muhasebe  ve  (Fuzzy Accounting) bulanık muhasebe gibi mali tablo kullanıcılarını yanıltmaya yönelik uygulamaların artması da, muhasebenin kapsamını ve amacını geliştirerek “Bağımsız Adli Muhasebe Uzmanlığı”  mesleğini doğurmuştur.

Ülkemizde 2011 başlarında TBMM’de yasalaşması beklenen yenilenen Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen düzenlemelerin, İç denetim, İç kontrol, hile, etik değerler, iş ahlakı ve şeffaflığın önemini gündeme getirmekle KOBİ’ler dahil küçük, büyük tüm işletmelerin kurumsallaşmasının gerekliliğini ve aciliyetini öne çıkarmakta ve bundan böyle hile ve denetim konusunda şahıs yada kurumların hassasiyetinin ve dikkatinin artacağı kaçınılmaz bir gerçektir.

Bilhassa teknolojinin gelişmesi ve ticaretin, ödeme şekillerinin dahi  mobil ağ içerisinde hızla yükselmesi, sıkça gündeme getirildiği gibi muhasebe mesleğinde de değişimini kaçınılmaz kılmakta ve eski uygulamalar geçerliliğini kaybetmektedir.

Ayrıca, toplumda ve iş yaşamında kişilerin neden olduğu suç oranları giderek artmakta ve avukatlar davalarında uzman desteğine ihtiyaç duymaktadırlar.

Söz konusu suç oranlarının en aza indirilmesi ve önlenebilmesi içinde Adli Muhasebecilere gereksinim duyulmakta ABD ve Batılı ülkelerde yaygın şekilde bu  uygulama gerçekleşmektedir.

Ülkemizde henüz yeni sayılabilecek bu kavramın dışında bağımsız denetçi, iç denetçi gibi diğer meslek mensupları da bulunmaktadır.

Ancak; Bağımsız denetçi ve iç denetçilerle adli muhasebe uzmanları arasında bazı farklar mevcuttur, bunun nedeni adli muhasebenin daha geniş kapsamlı olmasıdır.

Bağımsız Denetçi ve İç denetçilerin ilgilendiği konular;

– İşletmelerde kaynakların etkin ve ekonomik kullanılmaları bakımından incelemelerde bulunmak.

– Harcamalar sonrasında yasal uygunluk incelemelerinde bulunmak.

– Mali yönetim ve kontrol süreçlerinde incelemelerde bulunmak ve öneriler sınmak.

– İşletmelerin yönetim ve kontrol yapılarını düzenlemek vb. gibi olmakla birlikte…

Genel olarak Adli Muhasebecilik de (Forensic Accounting) şu konularla ilgilenir;

– Finansal kanıtların analizi.

– Finansal kanıtların sunumuna ve analizine yardım edecek yazılımlar geliştirmek.

– Bulguların, raporlar, dokümanlar ve belgeler halinde incelenmesi.

– Duruşmalarda delilleri desteklemek için fiziksel ve görsel belgeler sunarak ayrıca “Uzman şahit” olarak mahkemede tanıklık yaparak, yargıya ve avukatlara destek sağlamaktır.

Aslında hile denetimi yapan denetçilerin dışındaki meslek mensupları, işlerinin doğası ve amacı gereği suiistimal aramak yerine, verilerin doğruluğunu tespit etme, firmanın kredi notunu ölçme aşamasında yada karlılık durumu, mali mevzuata uygunluk, mali tabloların güvenirliliği, uygunluğu konularında makul güvence sağlamak düşüncesi ile  görev yaptıklarından, hile konusunda duyarlı olmakta daha az etkin rol oynarken, Bağımsız Denetçilerin de görevlerini hakkıyla yerine getiremiyor olmaları noktasında, yeni bir mesleğin( Bağımsız Adli Muhasebe Uzmanlığı ) doğumu söz konusu olmuştur.

Sonuç olarak ülkemizde hile denetimi,  araştırmacı muhasebecilik ve kurumsal yönetim konularını da kapsayan “Bağımsız Adli Muhasebe Uzmanlığı”nın altyapısı ve Türkiye’de ki uygulamaları konusunda akademik çevrelerde bilimsel çalışmalar başlamış ve kongre, panel, seminer ve diğer etkinliklerle Hile denetiminin önemi anlatılmış ve tez konuları olmaya başlamıştır.

Hatta Smart Money Magazine’in gelecek 10 yıl içinde 10 yeni meslekten biri olarak ”Bağımsız Adli Muhasebe Uzmanlığı” nı gördüğüne dair açıklamaları da vardır.

Demem o ki,

Ülkemizde Bağımız Denetçilerin denetimlerinde tanık olduğu ve içinden çıkılmaz gibi görünen çetrefilli hileler mi bu mesleği doğurdu, yoksa yapılan denetimlerde üzerine fazla eğilinmemesinden dolayı görülmez hilelerin sonradan ortaya çıkmasıyla  Bağımsız Denetçilerin kendileri mi bu mesleği doğurdu bilinmez!

İster Bağımsız denetçilerin güvenilir denetimleri gerçekleştirmesi ile olsun, ister Bağımsız Adli Muhasebe Uzmanlığının süzgecinden geçecek bulguların saptanması yoluyla olsun, öncelikli amacımız haksızca yapılmış olan uygulamaların ve hilenin ortaya çıkarılması olmalı.

Ülkelerin ekonomisinin güçlenmesi, kurumların sağlıklı bir sürdürülebilirlikle çalışma ve gelişmesinin sağlanması ve yine kurumlar üzerindeki pay sahiplerinin  ve menfaat gruplarının güvenle yatırımlarını arttırmaları ancak ve ancak bu yollar sayesinde olur.

İşte FAC (Fraud Audit Corporation) da bu istikamette hareket edecek bir Hile Denetim Şirketi olarak kurulmuştur.

Ve yine, bu harekete en iyi şekilde katkı sağlayacak profesyonel bir ekiple yola çıkmak üzeredir.

Tüm bunlar da Kabul Görmüş Muhasebe Standartlarının gereğidir.

Saygılar sunuyorum.

Derya O. Oyan

Fraud Audit Corporation-FAC

Trakya Bölge Müdürlüğü Muhasebe Eğitimleri Uzmanı


“Hile ve Bağımsız Adli Muhasabe Uzmanlığı’nın doğumu!” için 1 Yorum

  1. Egemen dediki : Cevapla

    Bir Muhasebe eğitim uzmanının kaleminden çok güzel ve anlaşılır bir anlatım olmuş. Bu meslekle ilgili merak ettiklerimi yazıda buldum diyebilirim. Paylaşım için teşekkürler.

Yeni Soluk
YUKARI