Hile Denetimi Check-Up’tır.

Yeni TTK, büyük ve orta ölçekli şirketler için pek çok yeni yasal düzenlemeyi de beraberinde getirdi. Bunların en önemlisi , kurumların hayatının sürdürülebilirliğini sağlayıp, finans sistemini koruyacak bağımsız denetim kavramıdır .

Bağımsız denetim, işletmelerin yıllık finansal tablo ve diğer finansal bilgilerinin, bu tablo ve notlardaki bilgiler için belirlenen kriterlere uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, genel kabul görmüş bağımsız denetim standartlarında öngörülen gerekli tüm teknikleri uygulanarak ; defter, kayıt ve belgeleri üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanma sürecidir.

Yıllardır bağımsız denetimin uygulandığı gelişmiş ülkelerdeki uluslararası raporlar ile , işletmelerin her yıl, çalışanları tarafından yapılan hileler ile varlıklarının % 6 ile % 8’ni hile yoluyla kaybettiğini doğruluyor. Görünen o ki, bağımsız denetimin işletmede yaşanan hileyi önleyemediğini ama caydırıcılığı sağladığını söyleyebiliriz. Çünkü, bağımsız denetimde, sadece denetçi kendisine sunulan belgelere görüş bildirir.

Hile, birini aldatmak ve yanıltmak için yapılan düzen, oyunu ile bir kurumdan veya bir kişiden yasal olmayan bir biçimde çeşitli aldatma veya sahtekarlık yolları ile karşı tarafın varlıklarını ele geçirmeye denir.

Türkiye’de işletmelerin % 99 aile şirketi olup , bunun %95’ni KOBİ’ler oluşturmaktadır.
Ekonomide bir türlü durulamayan dalgalanma bir çok işletmenin ilk 5 yıl içerisinde yok olmasına neden olurken, kurum içinde çalışanların yetki ve sorumluluklarından aldığı cesaretle adeta ‘altın vuruş’ görevini (!) üstlenerek bu tükenişi hızlandırmaktadır.
Ülkemizde işletmelerin kazanıcını, net karından takriben % 10 ile % 12’sini çalışanlar tarafından yapılan hile yoluyla kaybettiğini tahmin etmek çok güç değildir.

Dünyanın en büyük anti-fraud organizasyonu olan ACFE (Association of Certified Fraud Examiners) tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’den bu araştırmaya katılan 105 şirketin üçte birinden fazlası ekonomik suçla karşılaştıklarını belirtiyor. En çok işlenen suçun ise, şirket varlıklarına yönelik hırsızlık olduğu raporlandı. Eğer, KOBİ’ler hile riskini azaltamazsa, zarar gören şirketlerin Türkiye ekonomisine olumsuz yansımaları dolaylı şekilde bizlere yansımaya devam edecek.

Çünkü hile;
• Hile eylemi, hileyi yapan tarafından gizlice sürdürülen bir faaliyettir,
• Hile eyleminde, hilekarın kendisine yarar sağlama esası vardır,
• Kesinlikle kasıt unsuru bulunmaktadır,
• Kurban bir şekilde aldatılır,
• Her durumda hile eyleminden kurban kişi veya işletme zarar görür.

Son olarak hile ile ilgili ortaya konan veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
• Çalışanların % 15’i koşullar ne olursa olsun hile yaparlar.
• Çalışanların % 75’i uygun ortam koşullarında hile yapmak için fırsat ararlar.
• Çalışanların % 10’u koşullar ne olursa olsun hile yapmazlar.

Patronların hemen hepsi, “ben yöneticilerime ve çalışanlarıma güvenirim, onlar yapmazlar” derler. % 10’luk bir oran için bu güven duygusu çok ciddi bir tehdit unsurudur. Bir çok işletme sahibi hikayesini, ‘ o benim en güvendiğim çalışanım idi bana bunu nasıl yapar’ diyerek sonlandırıyor.

Çünkü güvenin olmadığı yerde hile ihtimali azdır, koşusuz güven hile demektir.

İşletmenizi hile den korumak için, aslında erken teşhise imkan veren bir nevi ‘check-up’tır. Çünkü hile denetiminde denetçi, belgelerdeki rakamlar ile fiilen olması gerekenleri araştırıp raporlandırır.
Unutmayalım ki;
“Her zaman daha fazla para, silahın namlusu ile değil, kalemin ucu ile çalınmıştır.”

Yeni Soluk
YUKARI
KATEGORİLER