Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

İnsanoğlu beden ve ruhtan ibaret. Bedenen bir evrim geçirdik, bence hala da geçiriyoruz. Peki ya ruhsal evrim duygusal devinimlere ne demeli? Eğer ki evrim teorisine inanıyorsak o halde ruhsal evrim de geçirmiş ve geçiriyor olmalıyız. Örneğin aşk ve sevme gibi sözcüklerin duygusal ve eski moda saçmalıklar sayıldığı bir yüzyılda yaşamaktayız artık. Seviyorsanız saf sayılıyorsunuz. Mutluysanız önemsiz ve basit diyorlar. Açık elli ve özveriliyseniz size kuşkuyla bakıyorlar. Bağışlayıcı biriyseniz size zayıf deniliyor. Başkalarına güveniyorsanız aptal diyorlar size. Bütün bu iyi özelliklere sahip olduğunuzda insanlar hemen sizin sahte olduğunuza inanıyorlar. Bu bilir bilmez davranışlar birbirini sevmeyen ve birbirinden kopuk insanların oluşturduğu toplumlarda çok yaygın. Böyle toplumun insanları kafalarındaki karışıklığı ve mutsuzlukları itiraf etmeyecek kadar kültürlü ve bunlara karşı bir şey yapmaya cesaret etmeyecek kadar egolarının tutsağı olan kişiler. Bu tür davranışlar, insanlar arasındaki ilişkileri sürekli olarak koparıyor ve temel insani değerlerinin yok olmasına neden oluşturuyor. Pek çok filozofa ve bilim adamlarına göre bu temel insan gereksinimlerinden yoksun toplumlar yıkılmaya mahkumdurlar.
Egolarımızı unutmanın duygusal ve saf görülmekten korkmayı bırakmanın artık zamanı geldi. Birbirimizi korkusuzca, tutkuyla sevmekten daha güzel bir şey olabilir mi?

Sevgi cesaret ister, bağımlı olarak sevemezsiniz ama bağlılıkla sevebilirsiniz. Sevmeye mecbur olduğunuz için sevemezsiniz; sebep ortadan kalkınca biriken nefret ortalığı kaplar.

Sevgi nedir peki? Sözlük anlamına baktığımızda hoşa giden bir şeye eğilim; tutkuya kadar varabilen bir ruh durumudur. Pek çok biçimleri bulunmakta: anne sevgisi, baba sevgisi,kardeş sevgisi, çocuk sevgisi, Allah sevgisi, vatan sevgisi, karşı cinse duyulan sevgi, hayvan sevgisi, doğa sevgisi…Felsefi anlamına baktığımızda ise Eski Yunan felsefesinde sevgi evrende birleştirici bir ilkedir. Çağımız filozoflarından Max Scheler’e göre sevgi temel kavramlardan biridir. Kişiliğin asıl özüdür. İnsanları birbirine bağlayan sevgidir. Biz insanoğlu doğanın en gelişmiş canlı türüyüz. Sevgi; insanın ve insanlığın en yüce, en doyumsuz, en güçlü ve bağlayıcı bir duygusudur. O, bütün kötülükleri bütün kinleri, kıskançlıkları yok edecek ve onların yerlerine dostluğu, birliği ve iyiliği ikame edebilecek bir güçtür. Sevgi vermektir, paylaşmaktır. Sevgi arzudur, samimiyettir.

Sevginin dili, ırkı, dini, erkeği, kadını, çocuğu yaşlısı genci olmaz. Sevgi evrenseldir. İnsan sevdiği ve sevebildiği kadar yaşar; sevgi bir yaşam biçimidir. İnsanları çeşitli farklılıkları dolayısıyla ayırım yaparak bir yere varamayız. İnsanları dinine, ırkına, rengine, coğrafyasına, zenginliğine, rütbesine, makamına ve iktidarına bakmadan ve ayırım yapmadan sevmeliyiz. İnsanı bütün bu unsurlardan soyutladığımızda, ortaya yalın insan çıkar işte sevgi o yalın insandır.

Hacı Bektaşi Veli gerçek sevgiyi uzaklarda değil de kendi içimizde aramamız gerektiği konusunda derin bir mesaj vermektedir.” Hararet nardadır, saçta değil Maharet baştadır, taçta değil. Her ne arar isen kendinde ara Kudüs’te, Mekke’ de Hac’da değil” diyen Hacı Bektaşi Veli, her şeyi insanda aramaktadır. Böylelikle sevgiyi kendisine rehber kılmıştır.

Sevgi ve aşka birlikte bakalım biraz da. Bu ikiliyi çoğu zaman karıştırıyoruz birbirine… Aşk mı, sevgi mi? Aşk bir ihtiyaç gibi yaşandığında bencillik de beraberinde gelir çoğu kez. Aşk çeşitli düzeylerde görme kusuru içerir. Aşık olunanda ihtiyaç duyulan hemen her şeyin var olduğunu varsayar. Aşıklar bu yüzden birbirlerine: “Birbirimiz için yaratılmışız. Sen benim ruh ikizimsin” gibi sözler söyler, mükemmel bir uyum içinde olduğunu düşünür. Çoğu kez tüm ilgi alanının aşık olunanın üzerine odaklanması, dış dünyayla daha önceden oluşturulmuş anlamlı bağların zayıflamasına neden olabilir. Daha önceden de belirtildiği gibi aşk, işte bu nedenle normal insanlardaki anormal bir ilgi daralması olarak da tanımlanabilir. Elmanın iki yarısı olmak, ruh ikizi olmak, birbirleri için yaratılmış olmak, anlamsız bir varoluşa yaşam boyu sürecek anlam getirmektir ve bundan kaynaklanan bir yüceltme çabasıdır.
Aşkta zamanla görme kusuru düzelmeye başlar ve her şeyi olmasını istediğimiz gibi görmekten vazgeçip, olduğu gibi görmeye başlarız. İngilizcedeki “love” (aşk) kelimesi Sanskrit dilindeki “lobl”, yani “arzulamak” kelimesinden türetilmiştir. Osho, aşk (love) kelimesinin Sanskrit’teki lobha sözcüğünden türetildiğini söyler. Lobha, “açgözlülük” anlamına gelir. Açgözlülük, “istemek, istemek, istemek” tir. “Belki de aşkın açgözlülük anlamına gelen bir sözcükten türemiş olması tamamen tesadüf değildir” der Osho. İhtiyaçlarımızın giderilmesini isteme. Bu anlamda aşk, bir zorunluluk gibidir.
Aşk, sevginin tutkulu ve derin biçimidir. Aşkın en önemli özellikleri; sadakat, bağlılık ve şefkattir. Bu üç önemli faktör, aşk ile sevgi arasındaki farkı gösterir. Âşık olan kişide önceliği duygular almış ve muhakeme ikinci plâna düşmüştür. Âşık, sevdiği için kendi çıkarını terk eden kişidir.

Aşkta hoşlanma ve sevgide yaşanandan farklı olarak şefkat vardır. Genel olarak aynı doğru üzerinde bulunduğu düşünülse de sevgi ile şefkat birbirinden ayrı şeylerdir. Bir insanın aşık olup olmadığı onun şefkatine bakarak anlaşılabilir. Ayrıca şefkat, karşılık beklemez ve şarta bağlı değildir. Şefkat hisseden kişi aşık olduğu insanı ne pahasına olursa olsun mesut etmek ister.

Aşık, ‘Onu mutlu etmeliyim’ düşüncesiyle hareket eden, sevdiğine karşı her türlü fedakarlığa hazır insandır. Aşk, samimiyet ve içtenlik taşıyan bir duygudur. Aslına bakacak olursak aşktan ne anlıyorsanız aşk,odur.

Aşkta insanı etkileyen ilk şey dış güzellik ve cinsel çekiciliktir. Fakat Sokrates’in söylediği gibi ‘güzelliğin saltanatı kısa sürer’. Fizikî güzellik, ilk etkileme gücü olduğundan kısadır. Ondan sonra da iç güzelliğin saltanatı başlar. Karşı tarafı tanımak için kendini tanımak esastır. Eğer karşımızdaki insanın vasıflarına, tanıma ve anlama gayesiyle bakarsak yeni yeni keşifler yapmak mümkün olacaktır. Çünkü insan ruhu engin bir deniz gibidir. Örneğin Kızıldeniz’e girenler bilirler ki; denizin etrafı kupkuru çöl olmasına rağmen suya daldığınızda rengarenk bir dünya ile karşılaşırsınız. Dışarıdan görünmez ama; içerde mercanlar, balıklar, birbirinden farklı denizaltı yaratıkları vardır. İşte aşkta Kızıldeniz’de yüzmek gibidir. Yüzeyden baktığınızda görünmeyen bir dünya içine girdiğinizde bütün renkliliğiyle karşınıza çıkar. Aynı kişiyle yıllar süren, mutlu bir beraberliğin sırrı budur.

İnsanın içinden geldiği gibi davranması güzel; nazik olması ise pek güzeldir. Bu kişinin gelişmiş bir ruha sahip olduğunu gösterir. Sevdiğinin hislerini incitmemek kaygısıyla hareket eden, onun ruh halini anlamaya çalışan insan iyi bir aşıktır.

Sevgi aynı zamanda kendimizle iyi geçinmektir. Sevgi, anlayışın, hoşgörünün, barışın ve uyumun şemsiyesi altında toplanmaktır. Kendimizi, zaaflarımızla sevmek, her olumsuzluğu pozitif bir güzelliğe çevirip, her zaman, her koşulda bir gülüş sunabilmektir hayata… Ön yargılardan arınıp, alışkanlıklara teslim olmadan, ince şeyleri anlamaktır sevgi. Kendimiz için istediğimizi, başkaları için de yürekten istemektir. Bencilliğin tuzağına düşmeden özgürlüğü seçmektir. Büyüklerin dünyasında çocuk olmanın masumluğunu yaşayarak örneğin küçük prens gibi, bozulmamış bir saflığı, iyi niyeti, temiz ve berrak bir kalbi taşımaktır sevgi.

İnsanın kendi sınırları, sorunları, takıntıları, alışkanlıkları, umutları ve yaşamlarıyla boğuşurken, dostlukları, arkadaşlıkları anımsatmaktır sevgi.

Sevgi iyiliktir, dostluktur, emektir…

Son sözü büyük şair Ataol Behramoğlu’na bırakıyor ve önünüzde sevgiyle eğiliyorum.

“Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım
Sevincin ürünüdür insan nefretin değil kızım.
Zulmün önünde dimdik tut onurunu,
Sevginin önünde eğil kızım.”

“Hayatın ikiz çocukları: Sevgi ve aşk” için 3 Yorum

  1. mehmed dediki : Cevapla

    İnsanın yüreğine dokunan bir yazı,teşekkürler.

  2. Cavit Karaalioğlu dediki : Cevapla

    muhteşem bir yazı hanımefendi. Aşk ancak bu kadar açık ve seçik anlatılırdı. Kaleminize kuvvet.

  3. Ebru Taslam dediki : Cevapla

    Aşk ve sevgi ancak bu kadar güzel anlatılabilr. Hayranı oldugum Dr.Esra Tanrıverdı’ye bu güzel yazı icin cok tesekkurler.

Yeni Soluk
YUKARI