Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Sevgili okuyucularım,
Görüyorum ki çoğumuz içinde yaşadığımız dönemdeki görgüsüzlükten rahatsızlık duymaktayız. Fakat bildiklerimiz bazen yetersiz kalabiliyor. İnsanların mutluluğu birbirleri ile olan ilişkilerine bağlı. Ancak bu ikili ilişkilere ne kadar dikkat ediyoruz burası tartışılır. İşte bu ilişkilerimizi daha iyi bir noktaya taşımak için yapmamız gereken bazı görgü kurallarını bildiğim kadarıyla sizlere aktarmaya çalışacağım. Hayatımızın her anında yazılı olmayan bazı kurallara uymak zorundayız. Amacım sizlerin duygularına rehber olmak.

Son yıllarda erkelerde bir sakal bırakmadır, bir kravatsızlıktır bi kıroluktur gidiyor. (Kıro: Kaba saba, görgüsüz demek )
Hele bazıları son derece görgülü ve çok iyi eğitimli ailelerde yetişmesine ve iyi okullarda okumasına çok yüksek mevkilerde olmasına rağmen en âlâ kıroluk son sürat devam ediyor. Memlekette beyefendi sayısı hanımefendiler gibi azınlıkta. Rahmetli babam elinde olsa traş olup neredeyse mezara bile takım elbise kravatla girecekti. Cumhuriyetin ilk müdendislerindendi köy çocuğuydu ama şimdiki şehirliye taş çıkarırdı.
Üzüm üzüme baka baka mı kararıyor gerçekten?
Efendim bildiğïniz üzre ülke sınıları içerisinde genel olarak bir İslam kültürü hakim olmaya başladı ve hızla da yayılıyor. Herşey artık dinimize göre caiz olup olmamakla değerlendiriliyor. Genel olarak gayri Müslimlerin giyim ve aksesuarı sayılan kravat batının sapık kültürünü yayması olarak algılanıyor. AKP ve Milli Görüş çizgisinde olan İslamcılar kravatı ve parlak suratı sevmiyor. İllaki sakal olacak, o suratlar kararacak kıllanacak. Fakat bilir misiniz ki kıravatın yaygınlaşmasını sağlayan ilk Müslüman erkek yenilikçi padişah Sultan Abdülmecit’tir. Böylelikle kravatın devlet dairelerinde kullanımı başlamış.
Sakal yakışır ya da yakışmaz tercih edilir veya edilmez ama son günlerde sakal islam aleminde bir simge halini aldı. Tıpkı türban gibi.
Oysa kıravat ve traş olmuş surat ciddiyetin ve statünün sembolüdür. Kurumların protokol kuralları vardır ve bunlara uyulması saygının bir sonucudur. Cumhurbaşkanı da olsa.
Çoğu kişi kıravatı sevmiyor ülkemizde. Giymemek için elinden geleni yapıyor. Kişisel tercihtir. Ancak kişinin gideceği yere ve zamana göre giyinmesi adab-ı muaşeret gereğidir. Yani görgü kurallarıdır! Sahi görgü kurallarını biliyor muyuz acaba? Ş´öyle bir kaçını hatırlayalım mı yahut hep birlikte öğrenelim mi?
Görgülü olmak sadece hangi kıyafetin nerede giyileceği ya da hangi yemekle hangi şarabın içileceğiyle sınırlı değil tabi ki. Karşımızdakilere düşünceli, saygılı ve nazik davranmak bir yaşam biçimi olmalı.
Görgü kuralları toplumsal ilişkileri düzenler. Aynı zamanda bir arada yaşamanın yolunu ve yordamını düzenler. Aslına bakacak olursak görgü kuralları bir nesilden diğerine aktarılarak gelenekleri oluşturmuştur.
Hiç şüphesiz ki en ilkel kabilelerden en büyük imparatorluklara kadar her toplumun kendi nezaket ve görgü kuralları bulunmakta. Bir arada yaşamanın yolunu ve yordamını düzenleyen görgü kuralları her kültürde farklılık göstermekte. Batı’ya göz attığımızda görgü kuralları ilk olarak Fransız sarayında, Kral XIV. Louis döneminde ortaya çıkmış. 1789 Devrimi öncesinde saraya yeni gelenlere görgü kurallarını anlatan “etiquette” isimli bir kitapçık verilirmiş.
Hepimiz biliriz ki görgü kurallarına uyma zorunluluğu yoktur. Yasal hiç bir yaptırımı da yok ve hukuken suç sayılmaz. “ Genelgeçer ahlak beni ilgilendirmez” diyebilirsiniz. Fakat şu var ki toplum genel görgü kurallarına uymayanlara; cahil, bencil, kaba, saygısız hatta benim dediğim gibi KIRO sıfatlarıyla tanımlar ve kınar.
Görgü kurallarına uymak diğer insanlara saygı göstermektir ve onların duygularına önem verdiğiniz mesajını göndermek demektir. Toplum hayatının düzenlenmesinde etkili olan genel görgü kurallarına uyan kişileri; terbiyeli, saygılı, nazik vs. şeklinde nitelemek mümkün.
Bu kurallar toplumdaki uygarlık düzeyinin de göstergesi olabilir. İnsanın bencil, kaba düşüncelerden sıyrılarak, başkalarına karşı davranışlarını bir düzene koyması , onun duyarlı ve nazik olmasını sağlar. Bu da insanların birbirleriyle olan ilişkilerini sağlıklı ve tutarlı olmasına neden olur.
Kibar tavırlar; iyi terbiye, zeka ve eğitim, toplum ve işle ilgili şartlara hassas olmanın göstergesidir. Uygun dış görünüm ya da giysi, kapıdan geçmenizi sağlar. Yerinde tavırlar ve görgü kuralları, bir yere ait olduğunuzu gösterir. Aslında bir çoğumuz, burada bahsedilen şeyleri zaten biliyoruz, ama genellikle bunların öneminin farkında değiliz.

Genel Kurallara baktığımızda;

Hoşgörülü ve iyimser olmak
Eleştiriyi yerinde ve zamanında yapmak
Olgun bir kişiliğe sahip olmak, olgun davranmak (yaşına uygun olgunlukta olmak)
Giyime önem vermek, Giysinin mevki yer ve zamana uygun olmasına özen göstermek
Başkalarını rahatsız edici davranışlardan sakınmak
Ziyaretin kısa ve zamanlı olmasına özen göstermek
Oturuş ve kalkışlarda hareketlere özen göstermek
Gerektiğinde özür dilemesini bilmek
Özel konuşma yapanların yanına gitmemek
Verilen sözü tutmak
Uygun olmayan el ve sözlü şakalardan kaçınmak

İnsanların sevilmesi, sayılması, aranılır olması nezaket kurallarını ne ölçüde bildiği ve ne kadarını uyguladığı ile bağlantılıdır.
“Size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi siz de başkasına yapmayınız” düsturuna göre hareket etmemiz gerekmekte. Size nazik ve kibar davranılmasını istiyorsanız siz de başkasına nazik ve kibar davranmak zorundasınız. İnsanı diğer biyolojik canlılardan ayıran temel özellik, toplu halde yaşaması değil, toplu halde yaşamanın inceliklerini bilmesidir.
Kısaca bir kaç kurala değïnecek olursak:

Hasta Ziyareti
Dostlarınız hastalandığında hemen aramalı, geçmişolsun dileklerinde bulunmalı ve eğer gidebiliyorsak onu ziyaret etmeliyiz.
Yoğun bakımdaki hastaların yakınları ziyaret edilmeli.
Dinlenmesi gereken bir hastayı sık sık ziyaret etmemeliyiz.
Hastanın yanında onun neşesini kaçıracak hiçbir şey anlatılmamalı.
Hastanın odasına girerken ne çok üzgün ne de çok neşeli bir tavır sergilemeliyiz. Ona normal bir insan muamelesi yapmalıyız.
Ziyaret çok uzun tutulmamalıdır.

Temizlik Kuralları
El ve ayak tırnakları düzenli olarak kesilmeli
Diş temizliğine dikkat edilmeli
Saçların ellerin sürekli temiz olmasına dikkat edilmeli
Etrafımızdaki insanları ter kokusuyla rahatsız etmemek için düzenli bir şekilde banyo yapmalıyız.
Tuvaleti nasıl bulmak istiyorsak öyle bırakmalıyız
Tuvalette insan varken, kapının önünde beklememeliyiz.

Sosyal İlişkiler
O kişiyi sevin ya da sevmeyin ama hastalıkta, vefatta geçmiş olsun dilekleri veya başınız sağ olsun taziyesi dile getirilir.
Karşınızdakine iltifat ederken içten ve samimi olun. Karşılaştırma yada değerlendirme yapmamaya özen gösterin.
İltifat aldığınızda fazla alçak gönüllü olmayın ve iltifatın gerekmediğini açıklamaya çalışmayın. Basit bir “teşekkürler” hem yeterli hemde kibarcadır.
Birisini eleştireceğiniz zaman karşınızdaki insanın duygularını göz önünde bulundurun ve kişi ile özel olarak konuşmaya özen gösterin. Yakıştırma yapmaktan kaçının ve sorunu kişiselleştirmeyin.
Birisi sizi eleştirdiğinde sakin olun. Savunmaya geçmemeye özen gösterin.
Her zaman “Lütfen” ve “Teşekkür ederim” demeyi unutmayın
Öksürüken yada esnerken ağzınızı kapatmayı unutmayın ve hemen elinizi yıkamaya özen gösterin. Bu hem görgü hemde temizlik kuralıdır.
Ziyaret – Misafirlik ve Vedalaşma Kuralları
Ne kadar samimi olursak olalım ziyaret edeceğimiz insanları önceden bilgilendirmeliyiz.
Randevu saatine uymalıyız
Ev ziyaretini ilk defa yapıyorsak mümkünse bir hediye ile ziyaret yapılmalıdır.
Eve girerken ev sahibinin yer göstermesini beklemeli ve etraf meraklı gözlerle incelenmemelidir.
Yemek sofrası kurulduğunda, ev sahibi davet etmeden oturmamalı ve yemeği beğenmesek dahi bunu hal ve tavırlarımızla bile belli etmemeliyiz. Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer ve medeni bir şekilde ev sahibine teşekkür eder.
Yatıya kalıyorsak üç günden fazla kalınmamalıdır.
Ev sahibi de misafirliğe gelmek isteyenleri mümkün olduğunca reddetmemeli.
Ev sahibi bütün misafirlerine aynı derecede yakınlık ve güler yüz göstermelidir.
Evi temiz tutmalı ve gereken hazırlığı yapmalıdır.
Misafirin yanında sık sık saate bakmamalı, sıkıldığını belli eden hal ve tavırlardan sakınmalıyız.
Misafirlere ikramda bulunurken üç kereden fazla ısrar edilmemeli.
Misafir ayrılırken ev sahibi ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirmeli.

Bence artık yeni dönemin, Milenyum Çağı’nın görgü kurallarını tartışma zamanı geldi. Hani diyorum cep telefonları, tabletler bilgiyi sayarlar çıktı ya hani diyorum sosyal medya icat oldu mertlik bozuldu ya…
Hadi diyorum öyleyse bunları da biz belirleyelim…

ROTA:
“ İyi bir adamın yaşamının en iyi bölümü, göstermiş olduğu küçük adı konmamış unutulmuş sevgi ve nezaket davranışlarıdır.
William Wordsworth

“Görgü kuralları ve biz” için 1 Yorum

  1. mehmed dediki : Cevapla

    Yahudiler ve Hristiyanlar okuduğunuz gibi aynı zamanda sizinde sakal bırakmanız istenmiyor bu durumda, asırlardır öğrendiğiniz okuduğunuz kitaplarınızda varolan bilgiler kurallar bir köşe yazısıyla son bulabilir aman dikkat edin ! İslam dininde herhangi biri sizin sakalınıza karışmaz, hoşgörüden ve saygıdan bahsedip aynı zamanda suratınız kıllanacak ve kararacak gibi hoşgörüsüz ifadeler yakıştırmalar yapmaz gelin İslam dinini seçin günde 5 vakit abdest alarak temizlenmiş olur hanımefendinin yazısına göre aynı zamanda çaktırmadan kıroluktanda kurtulmuş olursunuz. Nasıl fikir ? 😉 Ah benim güzel ülkem… Aya 90 yıldır füze fırlatıyorduk ne güzel, şimdi sakallarımız aerodinamik tasarımımızı hep bozdu…

Yeni Soluk
YUKARI