MFatih Güçlü

Buzdağı Altı Sohbetleri

mfatihguclu@yenisoluk.com

Dövizin Türk Lirası karşısında aldığı değer her geçen gün artıyor ve paramız her geçen gün değer kaybediyor. Söz konusu durum kamuoyunda endişe ile izlenirken bazıları bu işin nedeninin dış güçlerin bize karşı açmış oldukları bir savaş olduğunu, bazıları ise terörist grupların bir oyunu olduğunu iddia etmekte. Çözüm nedir diye sorulduğunda da bazılarının çözümü Allah’a havale ederken bazılarının ise merkez bankasının döviz rezervlerini satıp döviz düştükten sonra tekrar döviz alması gereğinden bahsettiğini gözlemliyoruz. Dolayısıyla bir kavram kargaşasıdır almış başını gidiyor. Bana göre sıralanan nedenlerin hiçbirisi bu artışın nedeni olmayıp hele hele çözümü Allah ya da kutsal bazı kavramlarla aramak gerçekle yüzleşmekten kaçmak anlamı taşımaktadır. Kısacası ülkemiz için bir yol ayırımındayız; içinde olduğumuz zorlayıcı etkilere karşı gerçeklere saygısızlık yapıp ekonomik olarak yavaş yavaş batmaya mı yöneleceğiz, yoksa aklımızı işletip çözüm odaklı davranarak yapısal reformlarla bu zor durumun üstesinden mi geleceğiz?

Yol Ayırımındaki Türkiye! Bu aslında bir kitabın ismi, yazarı da Selçuk R. Şirin. Selçuk R. Şirin, halen Amerika Birleşik Devletleri’nde New York Üniversitesi – J. K. Javits kürsü profesörü olarak davranış bilim ve istatistik dersleri veren, NYU-Şirin Araştırma Laboratuvarı’nda eğitimden siyasete geniş bir alanda bilimsel çalışmalar yöneten başarılı ve değerli bir profesörümüz. Beni son derece etkileyen “Yol Ayırımındaki Türkiye” isimli kitabında kısaca; ülkemizin bu zorlayıcı etkilerden kurtulabilmesi için bir an evvel tüm dünyadaki gelişmiş ülkeler gibi “Katma Değeri Yüksek Ekonomi”ye geçmesi ve gerekli yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmesi zaruretinden bahsederek bu konudaki önermesini birçok istatistiki bilgi ile başarılı bir şekilde desteklemektedir. Yazara göre; bu önlemlerin başında doğru bir eğitim ve hukuk sisteminin oluşması son derece büyük önem taşımaktadır, keza hukuk sistemi yerleşmemiş ülkelerde yaşayan insanların paralarını kendi fikirlerini hayata geçirecekleri girişimlere ya da kendi girişimlerine değil, ev ve gayrı menkule yatırdıklarını beyan ederek, sırf inşaat sektörüne bel bağlayıp yüksek katma değer edinilmesinin günümüz şartlarında mümkün olmadığını da kitabında sözlerine eklemektedir.

Peki, nedir bu “Katma Değeri Yüksek Ekonomi” dersek önce işe “Katma Değer” kavramının ne olduğundan işe başlamak gerekir diye düşünüyorum. Çok basit tanımıyla katma değer; bir firmanın satın aldığı mal ve hizmetleri, satın alınabilir ürünlere dönüştürerek elde ettiği değerdir. Yani bir ihtiyaca cevap verecek ürün üretecek olsanız o ürünü üretmek için aldığınız toplam hammadde ve kullandığınız işçilik maliyetinden ürettiğiniz ürünü sattığınızda elde edeceğiniz kar, yarattığınız katma değeriniz olacaktır. Söz gelimi bir plastik kova üretiyor iseniz, bu kovayı üretmek için işçilik ve hammadde dâhil maliyetlere harcadığınız bedelden sonra elinizde bir para kalıyorsa ve bu ürün piyasada kalitesiyle, sağlamlığıyla, garantisi ile tüketici kitlesi nezdinde bir güven oluşturmuşsa katma değeriniz oluşmuş demektir. Çünkü katma değer, yalnızca üretimin etkinliğini yansıtmaz, aynı zamanda firmanın yarattığı ek refahın da ölçüsüdür. Yani katma değer ayrıca etkililiği ve kaliteyi de ölçer. (https://nenedir.com.tr/katma-deger-value-added-nedir/) Bu sebeple de katma değer yaratacak iseniz ürettiğiniz ürünün kaliteli olması ve bir fark yaratması da elzemdir ki hem etkili olsun hem de refah yaratsın. Klasik bakış açısı ile maliyetlerinizi ne kadar düşürürseniz elde edeceğiniz karın kat sayısı o derece yüksek olacaktır, fakat bu yüksek katma değer demek değildir, o halde yüksek katma değer ne demektir?

İsminden de anlaşılacağı üzere Yüksek Katma Değer elde edilen katma değerin daha da yükseltilerek maliyetleri kısmaksızın üretilecek üründen daha fazla gelir elde edilmesi demektir. Yani yüksek katma değer, ürünlerin iç piyasada üretilmesinden beklenen maliyetlerin düşürülmesiyle değil, nihai ürün ve hizmetlerin yüksek fiyatlandırılması ile sağlanır. Yani siz, yüksek katma değere sahip ürün üreten bir üretici olarak maliyetleri kısmadan ürününüzü normal rayicin çok üstünde satarak rakiplerinizden daha fazla kar elde edeceksiniz demektir. Bu noktada önemli olan; tüketicilerin zihinlerinde “yüksek fiyatlandırma ve yeni ürün geliştirme” kredisi açılmış markalara ve tasarımlara sahip olmanızdır.(http://www.resatsinanoglu.com/189/yuksek-katma-deger-yaratmak-icin-yuksek-teknoloji-gerekmez.html) Katma Değeri Yüksek ürünlerin bugün itibarıyla tüm dünyada genelini de doğru bir strateji ile yaratılan, korunan, yönetilen ve dolayısıyla fark yaratan FİKRİ ÜRÜNLER oluşturmaktadır.

Yukarıda verdiğimiz plastik kova örneğinden gidelim, bu sektörde piyasaya girdiğinizde plastik kova ürünü yıllardır piyasada bulunduğundan ve bu yönüyle bilinir olduğundan etrafınızda aynı ürünü üreten birçok rakibinizin olması doğaldır. Dolayısıyla siz rekabet gücü yaratarak ürününüzü satmak için ya maliyetlerden ya da karınızdan kısarak başta bir fiyat rekabeti yaratıp ürününüzü piyasada tutundurmaya çalışacaksınızdır ya da yeterli sermayeniz varsa yıllara dayalı bir strateji uygulayarak rakiplerinize oranla daha kaliteli ürünler üretip tüketici kitlenizde kendinizi tanıtmaya çabalayacaksınızdır. İster bu alanda piyasaya yeni giren bir firma olun isterseniz de bu ürünü yıllardır üretmekte olan bir firma, ürününüzü anılan şartlar altında durduk yere piyasa rayicinden çok yüksek bir fiyatla satabilmeniz mümkün değildir, keza piyasada daha uygun fiyatta aynı kalitede ürün satan birçok rakibiniz bulunmaktadır, tüketici böyle bir tavır sergilemeniz halinde onların ürünlerini seçecektir. Fakat eğer siz, ürettiğiniz kovaya mesela sensorlar yerleştirip içine konan ısıyı ölçer bir hale getirirseniz, içine temizleyici sıvının yerleştirildiği ayrı bir hazne koyup her temizlikte otomatik olarak gereken temizlik maddesini konan suyun içine uygun miktarda akıtan ve suyun temizleme etkisini arttıran bir sistem yaratırsanız ürettiğiniz ürünü bir ileri teknoloji ürünü haline getirmiş olursunuz. Bu ürünün tanıtımını doğru bir şekilde yapıp, ürüne eklediğiniz fikri doğru bir şekilde koruma altına alarak süreci doğru bir biçimde yönetirseniz piyasadaki rakiplerinize oranla ürününüzü maliyetleri kısmaksızın çok daha yüksek fiyatta satma imkânına kavuşursunuz.

Mühendis ya da ekonomist okurlarım anılan örnekte teknik açıdan birçok açık nokta bulup beni bu konuda eleştirebilirler, yukarıdaki örnek sadece yüksek katma değerin basit anlamda izahı için verilmiştir, bahsedilen ürünün gerçek hayatta piyasaya sürülmesinde teknik anlamda sıkıntılar olabilir. Fakat bugün bırakınız cismani bir ürünü cisme bürünmemiş birçok ürünün çok yüksek bir katma değer getirisi bulunmaktadır örneğin bir Google, bir Whatsupp, bir facebook vb.

Bir başka örnek olarak bir bilgisayar oyunu olan Candy Crush Saga oyununu ele alalım; oyun sadece bir fikri ürüne yani yazılıma dayanmaktadır. Oyun, bilgisayarınıza, telefonunuza ya da tabletinize bedava indirilmekle birlikte oyun ile satılan ürünler oyunda başarı kazanmanızı sağlayan canlar ve güçlendiricilerdir. Bakınız bu canları ya da güçlendiricileri üreten bir fabrika yok dolayısıyla amortisman gideri diye bir şey de yok. Bu ürünler cismani değil, dolayısıyla stok maliyeti diye bir şey yok. Bu ürünler cismani olmadıkları için teslim edilirken zarar görmeleri diye bir şey de söz konusu olmadığı gibi tesliminde bir taşıma firması kullanılması da gerekmemektedir, parasını öderseniz ürün bilgisayarınıza ya da telefonunuza anında indirilebilmektedir. Tamamıyla fikir üzerine kurgulanmış bir fikri ürün ile karşı karşıyayız. Peki ya doğru kurgulanmış ve yönetilmiş bu fikri ürünün ulaştığı sonuç nedir hemen “Candy Crush” ve diğer birçok oyunun üreticisi olan King Digital Entertainment şirketi ile ilgili 2014 yılından bir habere göz atalım; “Popüler oyun Candy Crush’ın bugün gerçekleşecek halka arz fiyatı 22,5 dolar olarak belirlendi. Şirketin değeri ise 53 ülkeden büyük. Popüler oyun Candy Crush bugün Amerika borsasında halka açılıyor. Tüm dünyada bağımlılık haline gelen popüler oyunun üreticisi King Digital Entertainment için hisse başına 22,5 dolar fiyat açıklandı. Buna göre şirketin değeri 7,6 MİLYAR DOLARA ulaşıyor. 180 oyuna ev sahipliği yapan King Digital Entertainment şirketi, GELİRİNİN 80’İNİ CANDY CRUSH SAGA ÜZERİNDEN ELDE EDİYOR. 7,6 milyar dolarlık piyasa değeri dünyada yazılım sektörünün önemini bir kez daha ön plana çıkardı. Şirketin değeri Moldova, Nijer, Kırgızistan ve Monako gibi ülkelerin ekonomik büyüklüklerinin üstünde.  Oyun üreticisi şirketin değeri İstanbul Borsası’nın da yüzde dördüne denk geliyor. Şirket bazında örnek vermek gerekirse Türk Telekom’un piyasa değeri 8,7 milyar dolar. Candy Crush’ın değeri en büyük sanayi şirketlerimizden Ereğli Demir Çelik ve Tüpraş’ın da iki katına denk geliyor. Hızla büyüyen yazılım sektörünün dünyada ulaştığı büyüklük ise 3,5 trilyon dolar.” (https://www.sabah.com.tr/teknoloji/2014/03/26/candy-crushin-halka-arz-fiyati-belli-oldu ) Ve şirket ile ilgili olarak 2015 yılından bir haber daha; “Nisan 2012’de piyasaya çıkan ve üç yıldan kısa süre içerisinde 500 milyondan fazla tablet ya da akıllı telefona yüklenen Candy Crush 5,9 milyar dolara el değiştirdi. Oyunu geliştiren İngiliz King Digital Entertainment şirketi, World of Warcraft, Diablo ve Call of Duty gibi oyunların sahibi olan Amerikalı firma Activision Blizzard’a satıldı. Candy Crush’ın satışı, bu yıl bilgisayar oyunu sektöründeki dev satın almaların son halkası. Örneğin Minecraft oyununun geliştiricisi Mojang, yazılım devi Microsoft’a 2,5 milyar dolara satıldı. Yine bu yıl içerisinde Facebook’un, sanal gerçeklik gözlükleri geliştiren Oculust Rift’i 2 milyar dolara satın aldığı açıklanmıştı.” (https://www.bbc.com/turkce/ekonomi/2015/11/151103_candy_crush_nelere_bedel)

Bir oyundan gelirinin %80’ni elde eden şirket 5,9 Milyar Dolar’a satılmış, bugünkü kurla hesaplarsak 29 Trilyon Liradan fazlasına tekabül ediyor. Şirketin doğru bir fikri, doğru ekip çalışması ile doğru bir fikri ürüne dönüştürerek ve süreci doğru bir şekilde yöneterek nasıl yüksek bir katma değer elde ettiğini görebiliyor musunuz? Sırf bu şirket değil oyun sektöründeki Sony Computer Entertainment gibi, Microsoft Studios gibi, Nintendo gibi, Ubisoft gibi Square Enix gibi birçok oyun firmasının değeri bugün milyon değil milyar dolarlarla ölçülmektedir. (https://onedio.com/haber/dunyanin-en-zengin-10-oyun-sirketi-409887 ) Hem de diğer firmalara göre en önemli maliyet kalemlerinin sadece fikri üreten insan gücü olması ister istemez rekabet güçlerini de diğer şirketler karşısında arttırmaktadır.

Ülke olarak yüksek katma değer üreten bir dünya ile nasıl başa çıkacağız? İnşaat sektörümüzle mi, tarım sektörümüzle mi, turizm sektörümüzle mi, yoksa tekstil sektörümüzle mi? Bu sektörlerde de özellikle tahıl ambarı diye anılan ülkemizde ileri teknoloji uygulayarak gelişimler yaratalım yaratmasına da fikir üretmeyen, fikrini ürüne dönüştüremeyen, dönüştürdüğü fikri ürünü doğru şekilde koruyamayan ve yönetemeyen, bu konuda gerekli yapısal önlemleri alamayan bir ülke oldukça ne dünya ile rekabet edebiliriz ne de paramızın kıymetini arttırabiliriz. Bir Samsung telefonun, bir Apple I – Phone’un ÖNCEKİ MODELLERİNDEN ÇOK YÜKSEK BİR FİYATTA SATILMAK ÜZERE yeni modeli piyasaya sürülüyor diye elektronik mağazalarının önünde kuyruklar oluşuyorsa, bu yüksek katma değerli ileri teknoloji ürünü üreten şirketlerin ve o şirketlerin konuşlandığı ülkelerin gücünü gösterir, Endüstri 4.0 devriminin hüküm sürdüğü günümüz dünyasında bu güce ulaşamamışsanız eğer bu güce boyun eğmeniz kaçınılmazdır. Tabi ki Dolar da yükselir, Euro da, İsviçre Frangı da, İngiliz Sterlini de.

“Peki ne yapalım, ürettiğimiz ürünlere yüksek teknolojiyi bir şekilde adapte edelim o halde.” demek sorunu tamamıyla çözmeye muktedir değildir, çünkü Katma Değeri Yüksek Bir Ekonomi Yaratmak İçin Sadece İleri Teknolojiyi Kullanmak Yetmez;

  • Ülke içerisindeki rekabet ortamını iyileştirmek,
  • Evrensel hukuk normlarını ve demokrasi kriterlerini geçerli kılmak,
  • Çağdaş eğitim seviyesini her düzeyde var etmeye çalışmak,
  • Piyasa ekonomisinin gerektirdiği rolleri doğru algılayan bir devlet yönetimi oluşturmak,
  • Özerk regülasyon kurumlarının verimli çalışacağı ortamları yaratmak,
  • Bilgiye erişim açısından olası hiçbir engele izin vermemek de gereklidir!

“Bu sayede tüketicilerin zihinlerinde ürün ve hizmetlerinin daha yüksek fiyatlandırılmasıyla ve yeni ürün geliştirmesiyle ile ilgili kredinin açılması sağlanır. Yüksek Katma Değer Yaratamayan Toplumların Ana Sorununun Kaynağı; Katma değeri yüksek, rekabetçi insan sermayesine sahip olamamalarıdır. Katma değer yaratamamaları da bunun doğal sonucudur.” diyor Sayın Reşat Sinanoğlu harikulade makalesinde.  (http://www.resatsinanoglu.com/189/yuksek-katma-deger-yaratmak-icin-yuksek-teknoloji-gerekmez.html) Peki bu durum neden bizde böyle, bunun üstesinden gelemez miyiz? Bu konuyu bir sonraki yazımıza bırakalım.

“Euro-Dolar paritesi nerde bu işin kalitesi? – ı –” için 3 Yorum

  1. Fatih Güçlü dediki : Cevapla

    Ilginiz için çok teşekkür ederim.

  2. Süper özetlemişsin Fatih bey. Anlayana tabii ki. Selamlar.

  3. Ülkü Güçlü dediki : Cevapla

    Teşekkür ederim. Bu güzel bilgiler için sevgiler…

Yeni Soluk
YUKARI