MFatih Güçlü

Buzdağı Altı Sohbetleri

mfatihguclu@yenisoluk.com

2017’ye yeni umutlarla girerken elim bir terör saldırısı ile uyandık sabah sabah. Yılbaşı kutluyorlar diye acımasızca öldürülen masum insanlar! Bu olaya artık ne yorumda bulunacağımı bilemedim, işin özetini dört farklı yazara bırakayım dedim; Ahmet Hakan, Doğan Cüceloğlu, George Orwell ve Dante Alighieri.

Sayın Ahmet Hakan 03.01.2017 tarihli köşe yazısında diyor ki;

“SANA NE’ DEMEYİ ÖĞRENMELİYİZ!”

SANA NE: Yılbaşı kutlamayı doğru bulmuyor musun, inancına aykırı mı görüyorsun, kutlamaya karşı mısın? Kutlamazsın olur biter. Kutlayana karışmak da ne oluyor? Bir yürü git. Sana ne?

SANA NE: Hiç işim gücüm yokmuş gibi sana yılbaşı ile Noel arasındaki farkı mı anlatacağım. Kafam eser yılbaşı kutlarım, kafam eser Noel kutlarım, kafam eser ikisini de kutlamam… Bir yürü git. Sana ne?”

Ahmet Hakan SANA NE? derken ben de ÇÜNKÜ diyorum ve sözü Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’na bırakıyorum;

“Kalıplanmış insan kendi algılamasının dışında başka bir anlam göremeyeceği için, kendi kalıplarının dışında başka bir dünyayı ve görüşü kabul edemez. “İnsanlık için bir zafer kazanmak” demek, ona göre herkesi kendi kalıplarına sokmak demektir. Zaten kalıplanmış insanın tüm yaşamı budur; Başkalarını kendi kalıbına sokmaya çalışmak. Kendine yapılanı o da başkasına yapma çabası içerisindedir.” (Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu – İyi Düşün Doğru Karar Ver-Remzi Kitabevi)

Kalıplanmış içinde öfke barındıran kafaların nasıl oluştuğuna ve ne şekilde kullanıldıklarına yazılarımda çeşitli kereler yer verdim vermesine de insanın aklına ister istemez şu soru geliyor; kalıplanmış kafalı içinde öfke, çatışma barındıran insanlara niye ihtiyaç var? Cevabı basit aslında; Düşünmeden, sorgulamadan savaş çıkaracak, terör ve huzursuzluk yaratacak kişiler lazım da ondan. Peki bu cevap üzerine akla gelen ikinci soru da “Bu niye gerekli?” oluyor. Onun cevabını da George Orwell versin;

“Savaşın gerçek olup olmaması önemli değildir, çünkü zafer kazanmak imkânsızdır. Savaş kazanılması değil sürdürülmesi gereken bir şeydir. İmtiyazlı sınıfsal bir toplum ancak yoksulluk ve cehaletle oluşur. Bu geçmişin yeni versiyonu, farklı bir geçmiş hiç olmadı.” (Michael Moore’un Fahreneit 9 / 11 filminden)

Dünyanın düzeni bu, hatta George Orwell’in dediği gibi on yıllardır, yüz yıllardır değil bin yıllardır böyle… Bu düzen, Endüstri Devrimi ile Bilgi Devrimi ile ölüm kalım mücadelesi veriyor. Bunu verirken de ayakta kalabilmek için hırçınlaşıyor, saldırganlaşıyor ve karşıtlarını yok etmeye çalışıyor. Biliyor ki; aklı işleten özgür düşünceli insanlardan oluşan demokratik ve laik toplumlar bitirecek onu. Velhasıl sonuç itibarıyla; Bu dünyada eko sistemden evvel önce EGO SİSTEM’i iyi tanımak gerek.

Ego sistem yok olacak olmasına da zarar da verecek giderayak hepimize… Peki nasıl savaşacağız? Öncelikle her birimiz umudumuzu koruyarak! Cehaletin karanlığına karşı aydınlanarak ve etki çevremizdekileri aydınlatarak. Aydınlan ki ışık saç ve unutma; “Her karanlık kendisini sonlandıracak şafağın tohumlarını içinde taşır.” (Dante Alighieri) O tohumlardan biri de sen ol!

“Dünyanın düzeni: Ego sistem” için 1 Yorum

  1. Mehmed dediki : Cevapla

    Bu hain ve provokatif saldırı ile ilgili okuduğum en boş ve anlamsız yazı gerçekten…Ne yorumda bulunacağınızı bilmeniz için vizyon sahibi olmanız gerekli diye düşünüyorum. Son zamanlarda yaşanılan bu üzücü saldırı ve olaylar hakkında biraz daha derin düşünce yapısı ile konuya yaklaşmanızı şiddetle tavsiye ederim…

Yeni Soluk
YUKARI
KATEGORİLER