Ayten Turan

Kalemin Gölgesi

aytenturan@yenisoluk.com

Yine rant adı altında yapılan çevre katliamıyla karşı karşıyayız, gün geçmiyor ki 100 yılda zor büyüyen bir ağacı sadece para kazanmak için bir saniyede yok etmesinler.

Toplum olarak her geçen gün değerlerimiz kaybediyoruz, atalarımız gibi ne doğaya, nede tarihe önem veriyoruz, sadece yaşamak için yaşayan duyarsız, umarsız bir toplum olduk. Öyle bir hal aldık ki, başka bir canlıyı düşünmez olduk.

Bu günler de, İstanbul’un göbeğinde sözde yenileme bahanesiyle bir çevre katliamı yapılmak isteniyor.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin de içinde olduğu 17 bin ağacın yanı sıra, tarihi bir acık hava müzesi halinde olan koskoca bir alan yok edilmek isteniyor.

Hastane arazisi üzerindeki ağaçların orada tedavi gören hastalara faydasını uzmanlar söylese de sadece para kazanmak isteyen ağalar dikkate bile almıyor.

Yukarda da belirttiğim gibi burada ağaç katliamının dışında tarihte yok edilmek isteniyor.

Bu alan içinde, 1914 Yılında kurulan Reşadiye kışlasının içinde bulunan Cami, saat kulesi, tarihi revir, talim alanları ve ahırları olan kışla tam bir antik kent görünümünde. Reşadiye kışlası haricinde antik mezarlarında şu anda hala kullanılan tarihi binalarda var.

Hastane inşaatı sürecinde, 5 Tane lahit bulunduğu biliyor yani burada tarihi bir çalışma yapılması gerekirken, sit alanı olarak görülmesi gerekirken, yok edilmek istemesi, İstanbul Halkının tepkisine yol açsa da maalesef ki, bu çalışmayı devam ettiren şirketlerin çokta umurunda olmadıkları görülüyor.

Birçok arkeoloğun ve halkın tepkileri devam ederken, gereken çalışmalar yapılıyor ama yine de hastane yeniliyoruz diyen yetkililer birçok soruyu cevapsız bırakıyorlar.

Özellikle İstanbul’da nüfus yoğunluğunu düşünürsek ve bunu ranta çevirmek isteyen inşaat şirketlerini göze alırsak bu tür haberleri daha sık duyacağımızı düşünüyorum.

Lakin yetkililerin artık bir çözüm bulması gerektiği de kesin, İstanbul gibi büyük bir metropol de, insanların kutu gibi evlerin için İstanbul’a tepeden bakmaları, insanların nefessiz, mutsuz, umutsuz bir toplum olmasını sağladı.

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama artık nefes alamıyoruz.

Artık mevsimler arasında ki baharı kaybettik, birden havalar ısınıyor ve birden soğuyor buda insan vücudu üzerinde olumsuz etkiler bırakıyor.

Yani sözün özü Toplum olarak bir şeyler yapmalıyız, İstanbul gibi büyük şehirlerde nefes alacak alanlar bırakmalıyız.

Diğer bir konuda Doğal felaketleri de göz ardı etmemeliyiz deniz kenarlarımızı, dere yataklarımızı doldurup üzerlerine çok katlı binalar yapmak akla zarar ve tehlikeli olduğunu unutmamalıyız.

Doğa bize verilmiş bir ödül ama o ödül gibi görülen doğa insanoğlunun da yok edecek kapasitede bunun için doğayla çok fazla oynamadan bütün canlıları düşünerek özelliklede gelecek nesillerimiz için artık dur demek, yeşile ağaca gereken önemi vermek gerekli.

Öyle bir an gelir ki, para için rant için yapılan katliamlar insanoğlunun yerle bir olmasını sağlar ve iş işten geçmiş olur artık ne yaparsak yapalım doğa bile bizi affetmez.

“Doğa bizi affetmeyecek” için 1 Yorum

  1. orhan hüseyin akel dediki : Cevapla

    dünyayı beton armaye çevirdik oysa insan doğayı yok etmekle kendi eliyle kendi geleceğini yok ediyor

Yeni Soluk
YUKARI