Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

“’Bu sütten böyle kaymak olur’ demeye saatler kaldı…” Dedikten sonra; Sabahleyin güne, “Siz bugün yakın tarihte rol alacak yöneticileri seçeceksiniz. Sandığa giderken seçeceğiniz kişiler hakkında bilgi edinin. Benim tanıdığım, akraba, ahbap, hatır gönül dinlemeyin. Çünkü siz bugün ülkenin kaderini belirleyecek olan yöneticileri seçeceksiniz. Bugün yapacağınız küçük hatalar dev dalgalar olarak yarın karşınıza çıktığında değil iktidar partisini, neden iktidar olamayan kendi partinizi dahi suçlayacak zamanınız kalmamış olabilir. Aklınızı ve vicdanınızı kendinize rehber edin yola öyle çıkın. Oy kullanacağınız kabine girerken lütfen çocuklarınızı aklınızdan çıkarmayın…” mesajım ile başlamıştım…

Sonra rutin haberleri yapmaya başladım. Ben ve ekibim yarış halinde haber yetiştirmeye çalışırken son KHK haberini yapmak bana düştü.

Peşinden CHP 695 ve 696 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri hakkında yazılı basın açıklaması yaptı.

KHK’lar fena halde baskı içeriyordu. Mahkûmlara tek-tip elbise dayatması oldukça  düşündürücüydü. Cezaevinde bulunan CHP ve HDP milletvekilleri vardı. Bunlara da tek-tip dayatılacağı muhakkak. Böyle bir durum ülkeyi fena halde gerecektir. Hele 37 madde tam bir felaketti.

Ne diyordu bu made:

MADDE 37– (1) 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında, karar veya tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayımlanan kanun hükmünde kararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu karar, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz. Bu KHK’ya tepki vermesi gereken CHP’li bazı milletvekilleri telefona sarılmış ‘şuna oy verin, buna oy verin’ hesabıyla kanatçılık oynuyordu…(sahte sol kanat)

Bakın güne nasıl devam etmişiz;

Helal olsun sana Arnavutköy ilçe başkanı.Ben delegelik istemiyorum’ dedin ve sözünü tuttun. Sözünü tuttuğun için seni takdir ediyorum. Lakin karını il delegesi yazmışsın, doğru mu? Şayet bu doğruysa Allah yardımcın olsun.

Belgesi geldi. Ekledik. Evet, Beyefendi sokakta çalışmalarda hiç görülmeyen bilinmeyen karısını delege yazmış. Uyanıklık yapıp Başkanın adı soyadını normal, yönetim ve delegelerin ise soyadını öne alarak akılları sıra perdeleme yapmışlar…

 

***

Sabah demişiz? “Birkaç saat sonra ‘bu sütten bu kaymak çıkar’ diyeceğiz.

Evet, saat doldu, kongreler bitti ve tablo ortada. ‘Sütten çıkan kaymak’ belli oldu…

Kongreye tek liste ile girenler için; aman yarabbi bu ne pespayelik. Listeyi yazanlar, rahat yönetmek adına kurunun yanında yaş misali en silik en edilgen kişileri listeye katmışlar.

Çift liste olan yerler rekabet ve yarış adına vitrini daha güzel yaparak biraz daha dikkatli olmuşlar.

Bu örgütü çok iyi tanıyan biri ve bu partinin üyesi olarak bu sütten çıkan malum kaymak için; ‘Allah yardımcımız olsun’ demekten başka bir şey düşünemiyorum.

Hemen hemen her ilçe de aynı ayak oyunları. Aynı siyasi entrikalar. Kısaca aynılık devam ediyor.

Benim Genel Merkeze önerim: Çok acil olarak önlem alın. Yol yakınken bu önlemi almazsanız çıkmaz sokağın sonuna yaklaştığınızı görmüyorsunuz demektir.

Önerim şu; Belediye ya da milletvekili kazanamayan il ve ilçe siyasileri parti içinde iktidar hesabı yaptığı için kesinlikle ilke tanımıyorlar. Bu örgütler derhal tespit edilerek; “Dışarıda kazanamadığını içeride harcayamazsın” denilmeli…

Bakınız bunun en belirgin örneği CHP’nin Milletvekili çıkaramadığı illerdir. Kurultay zamanı genel merkez koridorlarında, kurultay salonunda toprak ağası edasıyla kara paltolarının eteklerini savura savura ‘ağada paşada benim’ diyen abileri hemen fark edersiniz.

Düşünebiliyor musunuz; İstanbul’un küçük bir ilçesinde 100 bin civarında oy alırsınız lakin o ilçenin 5 en fazla 6 tane kurultay delegesi varken X vilayetinden 10 bin oy alamazsınız ancak 20 tane kurultay delegesi vardır. Y vilayetinde tüzük gereği yönetim kuruluna kadın üye bulamazsınız ancak Y vilayetinin delegesi partinin geleceğini belirleyecek oya sahiptir. CHP’de delege dengesizliği ne yazıkki eskiden gelen bir alışkanlık olup bir türlü düzeltilmemiştir. Bakınız; Kurultay delegesini ve Genel başkanı üyeler seçiyor, itiraz etmeye hakkınız yok diyenler burayı çok iyi okusun.

1 Kasım 2015 genel seçimi sonuçlarına göre:

CHP’ye 1.264.540 oy veren İzmir’in 47 kurultay delegesi varken, CHP’ye sadece 21.682 oy veren Şanlıurfa’nın 22 kurultay delegesi var.
CHP’nin 149.278 oy aldığı Edirne’nin sadece 4 kurultay delegesi varken, CHP’nin 12.335 oy aldığı Diyarbakır’ın 20 kurultay delegesi var.
Tekirdağ’267.409 oy alarak 12 kurultay delegesi çıkartırken, 5.087 oy aldığı Mardin’in 11 kurultay delegesi var.
373.905 oy alınan Adana’nın 28 kurultay delegesi, 153.077 oy alınan Gaziantep’in 24 kurultay delegesi var.
Ege bölgesi CHP oyu: 2.485.136, delege sayısı: 133 doğu ve güneydoğu bölgesi CHP oyu: 454.982, delege sayısı 206 dır.

CHP’de asıl düzeltilmesi gereken Doğu ve Güneydoğu bölgesinin CHP’ye oy verdiği dönemden kalan bu sistemin çok acil olarak değiştirilmesi gereklidir.

Bakınız bunun en belirgin örneği CHP’nin Milletvekili çıkaramadığı illerdir. Kurultay zamanı genel merkez koridorlarında, kurultay salonunda toprak ağası edasıyla kara paltolarının eteklerini savura savura ‘ağada paşada benim’ diyen abileri hemen fark edersiniz.

Düşünebiliyor musunuz; İstanbul’un küçük bir ilçesinde 100 bin civarında oy alırsınız lakin o ilçenin 5 en fazla 6 tane kurultay delegesi varken X vilayetinden 10 bin oy alamazsınız ancak 20 tane kurultay delegesi vardır. Y vilayetinde tüzük gereği yönetim kuruluna kadın üye bulamazsınız ancak Y vilayetinin delegesi partinin geleceğini belirleyecek oya sahiptir.

Aynı durum büyük kentlerin belediye kazanamamış örgütlerinde de görülmekte. Belediye bir güçtür, ayrıcalıktır. Örgüt kendini güvende hisseder. Bu güvene sahip olamayan siyaset erbapları belediyeyi kazanamayacaklarını da çok iyi bilirler. Bunun için mücadele etmek yerine, örgütü kendilerine tabi etmek için tüm enerjilerini parti içi mücadelede harcarlar. İsterseniz son 1992 yılından bu yana bakın en çok sorun hangi ilçelerde ve ne üzerinde çıkıyor…

Belediye ya da Milletvekili çıkartan yerler muhakkak parti içi seçimlere kazanamamış olan yerlerden daha çok söz sahibi olmalılar. Bu durum başka bir haliyle kazanamayanlara kazanmaları için teşvik olacaktır. Ya da delegelik sistemi kaldırılarak-ki delegelik sistemi kalkarsa bizde deriz ki ‘ne kadar üyesi varsa o kadar oy hakkı var…’

Dışarıda seçim kazanmayanın içeride sözü olmamalı.

Bu, bu kadar net!

***

İlkesel olarak; ÖNSEÇİM,  ÖNSEÇİM, ÖNSEÇİM hatta bin kere önseçim diyorum…

Lakin bu delege baronları önseçimde de üye baronu oluyorlar. Parası olan her yere ulaşıyor, herkesi memnun ediyor. Bu nedenle; önseçim evet, lakin ‘YETKİN ÜYE İLE ÖNSEÇİM!’

Yetkin üye nasıl olmalı sorusunun cevabını ise ben değil bilim insanları vermeli…

***

Yüzde 33 cinsiyet kotasının olduğu CHP’de 39 ilçe başkanı içinde 2 ilçe başkanının kadın olduğunu da biliyormuydunuz?

“Dışarıda seçim kazanmayanın içeride sözü olmamalı” için 2 Yorum

  1. Sehat Çiçek dediki : Cevapla

    Arnavutköy 15.843 oy almış olan CHP’nin Arnavutköy de 5, Diyarbakır da ise 12 335 oy almasına rağmen 20 kurultay delegesi vardır. Hakkaniyet bunun neresinde…

  2. Arzu yazgaç dediki : Cevapla

    Çok güzel anlatmışsın. İlk kez tek liste ile seçim yapan bir ilçeden delege oldum. Yazdığın gibi rezil bir listeye oy verdim. Delegenin büyük kısmı içerde çizip yazmak zorunda kaldı. İlçe Başkanı çok çizik yedi. Kısacası vah ki vah…

Yeni Soluk
YUKARI