Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Konjonktür 1989 yılı yerel seçim öncesine çok benziyor. CHP’nin Türkiye genelinde yeni bir efsane yazması için koşullar uygunlaşıyor. Lakin bu durumu görecek önderlik yok gibi. Genel Merkezde birkaç Genel başkan yardımcısının çabası haricinde yaprak kıpırdamıyor. Genel merkez atalet içinde demek hiçte abartı olmaz. Oğuz Kaan Salıcı’nın yaptığı bölge toplantıları muhakkak daha evvel başlaması ve sürdürülmesi gereken bir örgütlülük halidir. Yıldırım Kaya’nın eğitim çıkışları iktidarı bunaltırken Orhan Sarıbal’ın tarım politikaları, Veli Ağbaba’nın ‘Emek Politikaları’ ile ilgili çalışmaları oldukça önemli olmasına rağmen yerel yönetimler birimi yerinde sayıyor. Bahsettiğimiz çalışmaların tamamının yerel seçimlere katkısı muhakkak ki var. Lakin örgütü harekete geçirecek olan yerel seçim öncesinde yerel yönetimlerin ‘başındakiler olmalı.’ Örgütü harekete geçirecek olan örgütün Örgütten sorumlu kurum olmasına rağmen Yerel Yönetimler oldukça önemlidir. Lakin yerel yönetimler seçime hazırlık yerine ‘aday belirleme’ peşinde olunca mevcut durum hareketsiz kalmakta.

Belediye Başkanları adaylıklarını garantilemenin peşinde koşmaktan proje üretemiyor, görsel ve kalıcı yatırım yapamıyor örgütü dışlamaktan örgütle irtibat kuramıyor. Tüm bunlar böyle olunca örgüt patinaj yapıyor. Biz bu durumla başa çıkmanın yolu olarak; Örgütten sorumlu Genel Başkan yardımcılığı ile Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan yardımcılığının tek kişiye bağlı üst yapı ile PM üyelerinden kurulu birimlerden oluşmasının sorunu çözeceğini düşünüyoruz.

İstanbul İstanbul…

İstanbul’u alan Türkiye’yi alır sözü ne yazık ki doğrulandı. “İstanbul’a şu’ mu gelsin bu’ mu gelsin de aday yapalım” demenin zamanı çoktan geçti. Bizce İstanbul Gürsel Tekin’i bekliyor. 2014 yerel seçimlerinde de Gürsel Tekin aday adaylığını açıklamış ve demişti ki: “Benden tek oy fazla alacak kişi aday olsun, sokak sokak onun için çalışacağım” Tekin dediğini o zaman yaptı. O günden bugüne kadar da durmadan çalışan Gürsel Tekin muhakkak CHP’nin İstanbul aday olmalı.

Cemal Canpolat

İstanbul kongresinde tüm grupların birleşerek oluşturduğu ittifak karşısında yol arkadaşlarına güvenerek yapılan listelere karışmayan Cemal Canpolat İstanbul il başkanlığını 6 oy gibi bir farkla kaybetti. Her şeye rağmen aldığı oy İstanbul’un yarısıdır. Canpolat’ı bu seçimlerde değerlendirmemek bizce CHP’ye yapılacak en büyük yanlışlık olur.

CHP’nin sağcı adayına sağcılardan tepki

CHP’nin sağ oyların yoğun olduğu yerde sağcı aday arayışına bizzat sağcılardan tepki geliyor. Görüşüne başvurduğumuz sağcı birkaç isim diyor ki; sizin için Yavuz Bingöl, Reha Çamuroğlu ya da Ertuğrul Günay neyse bizim içinde Mehmet Bekaroğlu Apdüllatif Şener odur. Namuslu solcu aday çıkartın biz ona oy verebiliriz lakin dönmelere oy vermeyiz.

Hakikaten şapkanızı önünüze alın ve düşünün! Siz olsaydınız aslı varken devşirmelere ne kadar oy verirdiniz?

Şahsen benim için yukarıda ismi geçenler aklıma gelince bir tuhaf duygu yaşıyorum. ‘Değişim ile dönekliği’ birbirine karıştırarak bunlar için ‘değişti’ denilmesini bile kabullenemiyorum. Ekmeletttin İhsanoğlu’nun adaylığı sürecinde CHP bunu çok iyi yaşadı ve sonuç malum.

Sürekli söyledik, karşıtların mücadelesinde; ‘biri karşıtın, diğeri de ondan aldığın karşıtlaştırdığın dönme’ ise seyirci sadece dalga geçer.

Evet durum aynen bu özette.

Lakin CHP bir türlü bu işten vaz geçmiyor. Birkaç aydır, “Sağdan oy almak yerine, halktan oy almak için halkçılaşmak gerek” sözüm nihayet CHP’de karşılık buldu. CHP artık ‘sağcı aday’ demeyecek, bunun yerine “toplumun tamamına hitap eden aday” denilmeye başlanılıyor. Bu ortak dili kullanmakta geç kalan CHP ne yazık ki geçen seçimde yarım yamalak uygulamaya çalıştığı, ‘Aday eğitimi’ni bu sene ne yazık ki uygulamıyor. Aslında yarım yamalak ta olsa geçen dönem başlanılan ‘aday eğitimi’ devamlılık kazandırılması adına bu ve bundan sonraki dönemler için de mecburi koşul olmalıydı.

Adayları önceden açıklamanın zararları

Kendi belediyesinde mevcut aday dışında adayları önceden açıklayan hangi parti olursa olsun o seçim bölgesinde muhakkak eksilir! Mevcut belediye başkanı haricinde aday açıklandığı taktirde; Mevcut ta aday ise, sizce bir başka aday açıklanırsa seçime kadar olan sürede çalışıp partisine katkı sağlar mı?

Bu sorunun cevabı içinde saklı!

Adayları önceden açıklamanın faydaları

Belediye sizde değilse adayınızı açıkladığınız taktirde birkaç gün “neden ben değil de o, niye bizim aday değil de onların adayı” kavgası yapılır hemen peşinden aday olan kişinin etrafında toplanılarak çalışmalar başlar. Bakınız bu mevzuda hemen cevabını buluyor.

Ön seçim şartı

Sol bir partide ‘önseçim’ tartışmak bile akla gelmemeli. Yapılmalı mı yapılmamalı mı diye konuşulursa, ayıplanmalı. ‘Önseçim’ değişmez değiştirilemez kuralı olmalı. Ön seçim muhakkak ki ilkesel anlamada doğru olandır. Lakin eğitim almadan her yoldan geçen kişinin üye olduğu partilerde önseçimden bahsetmek ham hayalcilik olur. Ön seçim sonucu ya etnik kimliğe göre ya da kalabalık olan sülalelere göre sonuç verir. Buna da biz demokrasi deriz.

Kılıçdaroğlu’nun “Aktif üye, Destekçi üye” talebini kurultayda reddedenler bu karmakarışık üye ile önseçim istiyorlar. Bu talebin sahiplerinin tamamına yakını; ya delege ağası, ya mezhepsel olarak avantajlı durumda ya da daha evvel dediğimiz gibi akraba sülale çoğunluğu olan kişiler.

Üyeyi belli bir standartta getirisiniz ondan sonra önseçim tartışmasına son verirsiniz her şey yoluna girer.

Not: Olayın geliştiği yere gitmeden, muhatapları ile konuşmadan, haber kokusunu hissetmeden CHP kulis haberleri yapanlar sadece dedikodu üretiyorlar. Siz doğru olanı yaparak yenisoluk.com’u okumaya devam edin.

 



Yeni Soluk
YUKARI