CHP’li Özel: “Meclisi sarayın yasama organı haline getirmeye çalışıyorlar”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP’li milletvekillerince verilen soru önergelerine yanıt verilmediğini, kanun tekliflerinin işleme konmadığını belirterek, “AK Parti milletvekilleri tarafından verilen 1 ve 2 sıra sayılı kanun teklifleri var. Bunlar komisyona sevk edildi, komisyondan geçti, Meclis’ten geçti, kanunlaştı. Nerede eşitlik? AKP’nin vekilleri milletin vekili de CHP’nin vekilleri kimin vekili? Bu Meclisi sarayın yasama organı haline getirmeye çalışıyor birisi” dedi.

Özel, ekonomiyi dikkatle izlediklerini belirterek, “Ülkeyi yöneten tek adamın bir takım ekonomi çevrelerine ‘Herşey kontrol altında’ dediğini duyuyoruz. Piyasalara güven verecek bu söylemler önemli ama piyasaların sizi ne kadar ciddiye aldığı bu sözleri söyledikten sonra kurun ne tepkiyi verdiğiyle görülür. Bunlar basına yansıdıktan dakikalar sonra, kur tarihi zirvesini zorluyorsa sözünüzün piyasalarda karşılığı yok demektir” dedi.

MEGA PROJE MERAKININ SONUCU
CHP’li Özel, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Ordu’daki sel felaketini incelemek amacıyla Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve bölge milletvekillerinden oluşan bir heyetle kente hareket edeceklerini kaydederek, “Ordu’da köprüler çöktü, büyük hasarlar yaşandı. Büyük bir gururla sunulan ve çevrecilerin uyarıları dinlenmeden yapılan Karadeniz Sahil Yolu çöktü. Dün yoğun yağış altında denizin kendisinden alınanları geri aldığını, Türkiye’nin en büyük sorununun altyapı sorunu olduğunu gördük. Can kaybı olmaması tek tesellimiz. Dün yaşananlar, iktidar partisinin beton ekonomisi ısrarının, yeşili yok sayan mega proje merakının bir sonucudur. Birkaç haftada çok sayıda sel felaketi ve heyelan yaşandı. Yapılaşmada nasıl tercihlerde bulunduğumuz, doğaya, ağaca tahammülsüz, beton aşığı bir yapılaşma ve proje kültürünün bizi getirdiği nokta, bu nokta. Betonlaşmanın daha büyük afetler oluşturacağına yönelik bilimsel uyarıların tamamının göz ardı edildiğini ve yapılan eleştirilerin siyasi eleştiriler olarak algılandığını görüyoruz. Bilimi hiçe sayan, meslek örgütlerinin birikiminden faydalanmayı ideolojik gerekçelerle elinin tersiyle itenlerin böyle acı sonuçlar karşısında olanları sadece doğal afettir diye ifade etmelerini kabul edilebilir bulmuyoruz. Bilim insanlarını, çevre örgütlerini, dernekleri ve onların uyarılarını dinlememenin sonucu böyle büyük üzüntüler, böyle büyük acılardır” diye konuştu.

GÖÇMEN YARATAN POLİTİKALARA KARŞIYIZ
Özel, Kuşadası’nda yaşanan bot faciasıyla 9 düzensiz göçmenin yaşamını yitirdiğini belirterek, “TBMM’nin hatalı Ortadoğu politikalarının doğurduğu bir sonuç olarak bu göç sorununa eğilmesi gerekiyor. CHP olarak, sosyal demokrat bir parti olarak başta savaş ve terör olmak üzere göçmen yaratan tüm politikalara karşıyız ama göçmenlere karşı değiliz. Hepimizin görevi bir an önce Suriye’de de Ortadoğu’da da barışı sağlamak, terörü sonlandırmaktır” ifadesini kullandı.

SÖZÜNÜZÜN KARŞILIĞI YOK
Özel, ekonomiyi dikkatle izlediklerini belirterek, “Ülkeyi yöneten tek adamın bir takım ekonomi çevrelerine ‘Herşey kontrol altında’ dediğini duyuyoruz. Piyasalara güven verecek bu söylemler önemli ama piyasaların sizi ne kadar ciddiye aldığı bu sözleri söyledikten sonra kurun ne tepkiyi verdiğiyle görülür. Bunlar basına yansıdıktan dakikalar sonra, kur tarihi zirvesini zorluyorsa sözünüzün piyasalarda karşılığı yok demektir. Ekonominin dümeninin emanet edildiği kerameti kendinden menkul, bakanlığa aldığı özel derslerle hazırlanan damadın 3 Ağustos’tan beri sürdürdüğü sessizliği yarın bozacak olması gerçekten dikkat çekici. 1 hafta boyunca sus pus olmuş Albayrak’ın piyasalara ne söyleyeceğini biz de merakla ama endişe ve korkuyla takip edeceğiz” dedi.

Özel, şunları kaydetti:

SÜREÇ SON DERECE KÖTÜ YÖNETİLİYOR
“ABD’ye 9 kişilik bir heyet gönderildi. Krizlerin çözümünde karşılıklı diplomasi önemlidir. Ancak heyete daha 3 saat önce görevlendirilmiş bakan yardımcısı başkanlık ediyor, heyete başkanlık eden bir siyasi yok. Burada kimse dik durulduğundan bahsetmesin. Burada Türkiye’ye kimse dolarla terbiye edemez diyenlerin 9 kişilik heyeti apar topar ayaklarına yollaması, Türkiye açısından sıkıntılı bir durum. Her iki tarafın heyetlere başkanlık eden siyasi bulamaması siyasi diplomasi konusunda Trump’ın da Erdoğan’ın da ne kadar tıkanmış bir süreci taşıdıklarını gösteriyor. Son derece kritik bir süreç, her iki taraf açısından da son derece kötü yönetilmektedir. Saygın bir uluslararası ajans tarafından dün bir grafik servis edildi. 24 Haziran’dan bugüne gelişmekte olan piyasalardaki kredi risk swapını gösteren bir çizelgeyle karşı karşıyayız. ‘24 Haziran’da milletim yetkiyi versin, görün bakın faizle, dolarla nasıl mücadele edeceğiz, yabancı yatırımcıyı nasıl çekeceğiz’ dediler. Yabancı yatırımcı risk swapına bakıyor. Rusya’dan Malezya’ya kadar 20 ülkede 24 Haziran’dan bugüne risk azalmaları var. Bu kadar ülke içinde riskin arttığı tek ülke ise Türkiye. Dilini CHP’ye dolayan Recep Tayyip Erdoğan’a, Mahir Ünal’a söylemek lazım. Bu riski artıran herhalde 24 Haziran’dan bu yana CHP’de yaşananlar değil. Seçimden beri istediğin bakanı atadın, istediğin yasayı çıkarıyorsun, Türkiye yüzde 18 daha riskli. Herhalde bunu CHP yapmadı. Herhalde 24 Haziran’da oy veren vatandaş 40 gün sonra bu hale geleceğini görseydi, bu hatayı yapmazdı. Bunu, vatandaşlarımızın dikkatine sunuyoruz. En sonunda o tek adamın ülkeyi getirdiği nokta riskli ülke pozisyonudur. Bütün dünya giderken Mersin’e Türkiye’deki göstergeler gidiyor tersine…” diye konuştu.

AÇIKLAMA BEKLİYORUZ
Özel, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutukluluk durumunda bir değişiklik olmadığını, bu konuda TBMM Başkanı Binali Yıldırım ile görüşüldüğünü anımsatarak, “Enis Berberoğlu yeniden dokunulmazlık kazandığı halde birileri Berberoğlu’nu, parlamenter demokrasiyi ve halkın iradesini rehin tutmaya devam ediyor. Bu yargı oligarşisinin de kimden talimat aldığını biliyoruz. Enis Berberoğlu, uzunca bir süredir ziyaretçi kabul etmediği gibi yaşamını sağlıklı sürdürebilmesi için hayati öneme sahip ilaçlarını da almayı reddediyor. Bu, endişelerimizi artırıyor. Yargı oligarşisinin yasamayı tanımayan bu tutumuna, Meclis Başkanı’nın bir an önce bir tepki vermesini ve açıklamada bulunmasını söylüyoruz. Siz, milletin önüne bu sandığı koyarken dediniz ki, ‘Milletin vekili bir daha dokunulmazlık alırsa, bizim daha önce onun dokunulmazlığını kaldırmış olmamız bir şey değiştirmez’. Bu sözünüzün arkasında mısınız, değil misiniz? Bu konuda bir açıklama yapmanızı bekliyoruz” diye konuştu.

Özel, şunları kaydetti:
BU MECLİS, ADALET VE KALKINMA PARTİSİNİN Mİ MECLİSİ?
“Güçlü meclis demişken tam da Binali Yıldırım’a ve güçlü meclis olacak diyenlere ve inanıp da oy verenlere bir durumu teşhir etmek boynumuzun borcu. Biz eleştirdik, bu yeni rejimde güvenoyu yok, sözlü soru yok, gensoru yok dedik. Hepsi birden, ‘Yazılı soru var ve 15 gün içinde cevaplama zorunluluğu var. Daha etkili denetim olacak’ dediler. Meydan meydan, kanal kanal anlattılar. CHP’nin ilk soru önergesi, 5 Temmuz günü verilmiş. O soru önergesinden bugüne kadar da 1351 soru önergesi vermişiz. O günden bugüne 36 günde cevaplanan bir tek soru önergesi yok. Bir günde altlarına makam arabaları çekildi, korumalar verildi, danışman kadrosu gırla, 36 günde 1 tane önergeye cevap yok. Siz milletin vekilleriyle, milletin aklıyla alay mı ediyorsunuz? Artık Meclis sadece kanun yapacak dediler. 9 Temmuz 2018 günü 1 sıra sayısını bizden alarak Meclis’e intikal etmiş kanun teklifi var. Şu anda daha Meclis’in internet sitesinde yok, komisyonlara havale edilmedi ama AK Parti milletvekilleri tarafından verilen 1 ve 2 sıra sayılı kanun teklifleri var. Bunlar komisyona sevk edildi, komisyondan geçti, Meclis’ten geçti, kanunlaştı. Nerede eşitlik? AKP’nin vekilleri milletin vekili de CHP’nin vekilleri kimin vekili? Bizim verdiğimiz kanun teklifini havale dahi etmiyorlar. Bu Meclis, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mi meclisi. Onların MKYK toplantısı mı burası. Bu meclis milletin meclisiyse, AK Parti kadar CHP’yi de millet görevlendirdi, getirdi buraya. Böyle ayrımcı, böyle hileci, muhalefeti hiçe sayan yönetim anlayışı olmaz. Bizim söylediğimiz bu. Cümle alem biliyor ki bunlar saraydan geldi, majestelerinin talimatlarını majestelerinin milletvekilleri imzaladı diye çıkıyor. Bu Meclisi sarayın yasama organı haline getirmeye çalışıyor birisi. AK Partilinin imzasının kıymeti var, CHP’li verdi mi, başka partili verdi mi başka partinin milletvekilleri verdi mi bunları işleme alma. Böyle rezillik cumhuriyet tarihinde, demokrasi tarihinde görülmedi. Yalandan parlamentolar var dünyanın çeşitli ülkelerinde. Orada bile yok bu. Bunlar baştan beri şikayet ettiğimiz tek adam rejiminin ülkeye nasıl yerleştiğinin somut bulguları.”

DEVLET YÖNETİMİ BU KADAR KİŞİSELLEŞTİRİLMEZ
Özel, iki yeni cumhurbaşkanı danışmanı atandığını belirterek, “Bir tanesi Sümeyra Merve Kılınç. Bakıyorsun Emine Erdoğan’ın kişisel sağlık danışmanı. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin resmi görevi mi var? Bu hanımefendiyi niye devlet kadrosuna alıyoruz, niye maaş ödemek zorunda olalım, onu anlamadım. Elif Esen,diğer danışman. Değerli kızları Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın yönetimde olduğu KADEM’in Yönetim Kurulu’ndan. Bir aile, bir ailenin ilişkileri, dostları, arkadaşları, doktorları… Böyle, devlet yönetilmez. Devlet yönetimi bu kadar kişiselleştirilmez” dedi.

MİLLETVEKİLİNE SINIR ÇİZMEKTİR
Özel, “Partimize mensup 4 sayın milletvekilimizin atamış oldukları 4 danışman Meclis tarafından güvenlik soruşturması olumsuz geldi diye göreve başlatılmıyor. Fiilen görev yapıyorlar ama maaşlarının bağlanması ve danışman olarak görevlendirilmeleri olmuyor. Meclis bürokrasisiyle görüştük, istihbarat raporları kötü geldi deniyor. Ne yazdığını söylemiyorlar. Biz araştırdık, arkadaşlar Gezi sırasında fotoğraf paylaşmışlar, paylaşım yapmışlar… İçlerinden biri 15 gün önce avukatlık ruhsatnamesi almış, bundan önceki 1 yılda avukatlık stajı yapmış Ankara adliyelerinde. Gelmiş burada 1,5 aydır Meclis’te çalışma yapıyor, bundan olmaz diyorlar. Milletvekillerinin yasama faaliyetlerine katılımı, kendi kişisel becerileriyle sınırlı değildir. Danışmanlarının birikimiyle, danışmanlarının katkısı da dahildir. Danışmanını seçme özgürlüğünü milletvekilinin elinden almak, muhalefete sınır çizmektir. Avukat olmaya engel hal yok ama muhalefet yapan milletvekiline katkı sağlamaya engel var. Nedir? Sarayın sınırları, AKP’nin sınırları… Bu doğrudan muhalefeti engellemeye, muhalefeti sınırlamaya yönelik özgüveni düşük, her şeyden korkan ve kendisi karşısındaki aklı sürekli güç ve müeyyideyle bastırmaya çalışan birilerinin çaresiz çıkışlarından başka bir şey değildir. Bu konuyu takip ediyoruz. Meclis Başkanı’na doğrudan konuyu aksettirdik, görüşme talebimiz olacak. Muhalefete sınır çizmeye çalışan bu anlayışı da reddettiğimizi ifade etmek isterim.”

Yeni Soluk
YUKARI