Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

CHP’de bir kesim diyor ki; İçe yönelik harcanan zamanı ve enerjiyi dışa harcasaydık daha fazla yol alırdık!

Peki, bunu CHP’li olup ta söylemeyen var mı?

Sanırım yok.

İçe dönük mücadeleye karşı kim çıkarsa da o zaman ona sorarlar.

Parti içi mücadele olmadan sosyal demokratlıktan veya parti içi demokrasiden bahsedebilir miyiz?

Parti içi mücadeleye ‘burada rekabet oluyor, ben bu rekabeti bitiriyorum’ mantığı baskıcı bir zihniyet olup ileride silik, başkalaşmış, biatkar, hak aramayan örgüt demektir. Böyle bir örgütü olan bir partiye de sosyal demokrat sol parti denilmez.

Rekabet ortamının olmadığı öteki düşünceye yer verilmediğinde ‘kaliteyi’ yakalayamazsınız. Baskı ile bugün susturulanlar yarın siyasetten soğuyup partiyi terk ederler. Böyle olmasını istiyorsanız sözümüz yok.

Yok, hayır diyorsanız; ‘ben haksızlığı bitireceğim’ o zaman kaliteyi artırmak adına parti içi yarışı ‘körüklemek’ gerekecektir.

Her şeye rağmen görülüyor ki yıllardır beklediğimiz parti içi yüzleşme ve hemen peşinden yenileşme yakın bir zamanda olmayacak. Biraz daha sabır gerekecek. Geçmişte olduğu gibi bugünkü A takımı da ‘ilahlara kurban’ olacağını düşündüğü için asla yenileşme olmaz ve bu statüko devam eder.

Evet, bu günkü A takımı ne CHP’li üyelere ne de halka umut olmuştur. CHP’de toplanılan imza sayısı siyasi partiler yasasının verdiği oranın iki katından fazla olmasına rağmen, kendi geleceklerini garanti altına almak için yapılan tüzük te ne yazık ki 625 rakamına yakın bir imza sayısı ile olağanüstü tüzüğü toplantıya çağırabiliyorsunuz! Tabii ki son haliyle gördüğümüz gibi imzayı toplasanız dahi genel merkez ‘kabul etmez’ ise yine talep yerine getirilemiyor!

CHP’nin üst yapısı 24 Haziran’dan evvel kilitlendiği, “efendim baskın seçim yedik, önseçim yapamayacağız” dedi ve bunu üyeye susuz yuttururdu. Yutturduğu yetmez gibi eş, dost yakın makın meclise doldurdu!

Aynı üst yapı şimdi de yerel seçimlerde koltukları peşkeş çekmek için kolları sıvadı ve toplanan imzaları kabul etmedi. Bakınız buradan sesim çıktığınca avaz avaz bağırıyorum; bunların derdi asla iktidar olmak değil. Bunların tek derdi; Parti içi iktidarı elden bırakmayarak milletvekili koltuğu ve bazı yerleşkelerin yerel iktidarını kazanarak oralarda nüfuzlu olmak. Evet efendim, bunların tek derdi kasaba eşrafı olmak!

CHP genel merkezinde oturan genel başkan yardımcılarından birkaç isim çıkartın tamamına yakınının halkta karşılığı yok. Bu kişilerin yöneteceği bir seçim şimdiden iddia ediyorum “hüsran” ile sonuçlanır.

Bu A takımı belli ki Kılıçdaroğlu’nun aklına girmiş ve Muharrem İnce’yi İstanbul Büyük Şehir Belediye başkan adaylığı için şimdilik medya aracılığı ile yokluyorlar. İstanbul kolay lokma değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan için Haziran 2015 seçimleri nasıl azınlığa düştüğü için kabul görmeyip Kasım’da yeniden bir seçim yapılarak bir şekilde seçim çoğunluğu kazanıldıysa; İstanbul’u size vermez(!) Benden söylemesi!

Bu A Takımı bir taşla iki kuş vurmanın planını yapıyor. Akılları sıra İstanbul için şu an talep açan ve seçmende karşılığı olan Gürsel Tekin’i aday yapmayarak Tekin’den, İstanbul’a aday yaparak İnce’den kurtulacaklar…

Mevcut A takımı, biraz evvel yazdığımız gibi Erdoğan’ın vazgeçmeyeceği, Muharrem İnce’yi kazanmasının pekte mümkün olmadığı İstanbul’a aday yaparak, bugün arkasından gidenlere; “bakın işte görün, öncünüz sizi sattı” demek için küçük çocukların bile hemen fark edeceği bir planı devreye sokarak İnce’yi yalnızlaştırmanın hesabı içindeler.

Evet, bu A takımının çoğu DSP’yi batıran siyaset cambazlığını çok iyi bilen, şimdi de CHP’yi batıracak olanlardan kuruludur.

Kılıçdaroğlu ne yazık ki, milletvekili Enis Berberoğlu ve önceki dönem milletvekili ve halen PM üyesi Eren Erdem’e sahip çıkamayarak lider olmanın vasıflarını yerine getiremeyerek CHP’de genel başkan olarak kalma niteliğini çoktan kaybetmiştir.

Israrla tekrarlıyoruz, Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı tek adamlıkla suçlarken parti içindeki tek adam olmanın kendine verdiği avantajları sonuna kadar kullanmaktadır.

Namuslu olmak, dürüst olmak üstün bir meziyet değil, aksine her insanın olması gereken zorunluluk halidir. Yani, düsrüstlük lider olmaya yetmiyor!

Daha önceki yazılarımızda değinmiştik MYK’yı değiştirmek CHP için yeterli olmayacaktır. Otobüsün şoförü Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Otobüs sık sık kaza yapmakta şoför ise muavin değiştirerek yoluna devam etmektedir. Lakin halk şoförün ceza puanını yükseltmiş ve alarm zilleri çalmaya başlamıştır.

Sahi CHP için çalan alarmı duyan var mı?

“CHP için ‘alarm zili çalıyor’ duyan var mı?” için 1 Yorum

  1. hüseyin kale dediki : Cevapla

    Sağır sultan biliyor Kılıçdaroğlu medya aracılığı ile İnce’ye yoklama çekti. İnce kabul etmeyince, “ben böyle bir şey demedim” diye açıklama yaptı. Eyyy Kılıçdaroğlu biz artık sana inanmıyoruz. Seni geçte olsa tanıdık.

Yeni Soluk
YUKARI