Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Şu dakikalarda bazıları yumuşak ve sıcak yatağında mışıl mışıl uyurken şu dakikalarda kim bilir kaç kişi soğuk ve sert yatağında yerinden oluyor? Hele de gece gece ağlayan bir çocuk sizi aradıysa? “ Esra abla bizi evden çıkarıyor ev sahibi eşyalarımızı atıyor…” diyorsa. Gece o an düğümleniyor boğazınıza. Can bu çocuk. Hani geçen gün birlikte tatile çıktığımız o çalışkan o sevgi dolu o her şeye en çokta okumaya meraklı çocuk Can!
İşte o vakit bir kez daha içinizden onu pisi pisine almayan o okula lanet ediyorsunuz! Hele bir de öğrenmişsiniz ki o okulun her yıl annesi babası olan fakat maddi imkanı olmayan beş çocuğa kontenjanı varmış. Bu beş çocuk içinde olmak için acaba hangi niteliklere sahip olmak gerekiyor? Baba yok, hiç olmadı. Anne işitme engelli, kadın sığınma evinde kaldılar uzun yıllar. Çocuk sığınmaevinde doğdu anneye bir Can oldu. Maddi hiç bir gelirleri yok. Ve çocuk çok ama çok başarılı. Mesela okul birincisi!
Taktım kafaya, o beş kişilik kontejana girebilmek için ne olması gerekiyordu? Arkasında bir dayısının mı yoksa okul içinden hatırlı birinin mi? Hayır taktım işte. Gece gece bir çocuğun ağlayarak beni aramasına taktım. Feryatlarına taktım! Yatak batar oldu bu gece bana.
O okula da taktım! Kurallar prensipler dedi mezunları, bir dolu laf ettiler bana. Sanki okulun başarısına bir şey dedim? Ne kadar kıymetli ne kadar başarılı bir okul olduğunu ve öğrencilere ne kadar çok sahip çıktığını gayet iyi biliyorum. Eğer takım tutar gibi fanatik duygularla hatalara tarafsız yaklaşmış olsalardı  bana gelen şu üzücü mesajlar da yazılmazdı:
“Yorumunuz tamamen taraflı ve araştırılmadan yazılmış belli. inanın bizim için hiçbir şey ifade etmiyor. Ayrıca yorumlardan birinde Darusşafakanın içinde ketum olduğu yazılmış. Çok normal aile sırlarımızı sizinle paylaşmak zorunda değiliz.”
“Hanımefendi,
İyi niyetli olduğunu düşündüğüm davranışınızla, hem köklü ve asil bir kuruma, hem de pırlanta bir yavruya zarar vermektesiniz. Profesyonel destek almanızı tavsiye ederim.”
“Kusura bakmayın ama tabii ki bir kuralı var tüzüğü var okulun… Çocuğun durumu tabii ki üzücü binlerce diğer çocuğun olduğu gibi.. Sadece siz istediniz ve tüzüğünü delmedi diye böyle bir kuruma nasıl çamur atarsınız? Bu ne haddini bilmemezlik! İnsanları nasıl yanlış yönlendirirsiniz!
Çocuk o kadar zeki ise toplanın bir özel okula sokun burs ile hepsi burs veriyor … Benim okulumla uğraşmayın…”

Şunu hemen söyleyeyim ki okul kuralları çok çok iyi araştırılıp öğrenildi. Hatta okul mezunu bir beyden de konu hakkında yardım istendi. Kendisi bizzat konuyu üstlendi ve bize neler yapılması gerektiğini söyleyerek çocuğu umutlandırdı. Gayyiplik davası açılırsa durum çözülecekti. Tam davaya başvurmuştuk ki yine bir sonuç alınamayacağını öğrendik. Tek çare durumu yazmak ve anlatmaktı. Belki de acil yardım isteğiydi bu. Fakat nedense yazdıklarım dokundu onlara. Kusura bakmayın ama bana da dokundu. Bu kadar başarılı bu kadar mağdur bu kadar ihtiyaçlı bir çocuğun alınmaması bana da son derece dokundu. O çocuğun 2 yıldır çalışıp  1 ay kala sınava giremeyeceğini öğrenince feryat figan ağlayışını görmek bana çok dokundu. “ Ama benim de babam yok” deyişine cevap verememek çok çok dokundu! Hadi gelin şimdi siz anlatın o zaman Can’a babasının olmayış nedenini, bir tecavüz çocuğu olduğunu hele bir gelin anlatın!  Peki, bana bir okul önerisinde bulunabilir misiniz? Kim alır bu çocuğu? Hangi yardımsever okul yönetimi ona burs verir? Biz sınavdan korkmuyoruz, siz bize burstan haber verin. Henüz 10 yaşındayız ve hayata ışıl ışıl umutla bakıyoruz.
Ve  bir kez daha yazıyorum: Bu çocuğa sınava girme hakkı bile tanımayan Darüşşafaka Lisesi bir Can’ın hakkı kaldı sizde, unutmayın!



Yeni Soluk
YUKARI