Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Sevgili okurlarım,
Bu haftaki yazım politik psikoloji konusunu ilgilendiriyor. Biliyorsunuz psikoloji çok geniş uygulama alanı olan bir bilim dalı. Sözgelimi, çocuk psikolojisi, gelişim psikolojisi, davranış psikolojisi, endüstriyel psikoloji vb. gibi. Politik Psikolojisi ise büyük kitlelerin, ulusların birbirleriyle olan ilişkilerini ele alıyor ve bu ilişkilerde rol oynayan psikolojik etmenleri değerlendiriyor. Aynı zamanda büyük gruplar ve uluslarla bunların liderlerini ve liderler arasındaki ilişkilerin psikolojik boyutlarını inceliyor.
Bu yazımda Türkiye’nin dış işlerinin gizli kahramanları diplomatlarımız ile ilgili sizlere güzel haberler vermek niyetindeyim. Uluslararası ilişkilerin yürütülmesinde en önemli kişiler elçilerimiz. Elçilerin görevli olarak gittikleri devletlerde kendilerine tanınan haklar ve gösterilen ilgi bir anlamda kendi devletleriyle olan iyi ilişkilerin de bir göstergesi.
Osmanlı diplomatik ilişkilerine baktığımızda Osmanlıyı günün şartları kadar Türk-İslam geleneği de etkilemiş. O dönemde elçiler, Osmanlı topraklarına girince misafir olarak kabul edilmiş, can ve mal güvenliklerinin korunması için azami gayret gösterilmiştir. Ayrıca tüm masrafları devlet tarafından karşılanmıştır. Elçiler yol boyunca geçtikleri yerlerin idarecileri tarafından karşılanmış, kendilerine ikramda bulunulmuş ve konaklama yerleri hazırlanmıştır. Hemen hatırlatayım ilk zamanlar Osmanlı kendi elçisini yurt dışına göndermiyor. Çünkü o batıya üstünlüğünü kanıtlamış bir Cihan İmparatorluğu’dur.
Cumhuriyetin ilanından sonra Osmanlıyı da örnek alarak “Yurtta sulh, Cihanda sulh” anlayışı dış politikanın temel ilkesi olmuştur. Atatürk dönemi Türk dış politikasının temel ilkeleri bağımsızlık ve barışseverliktir.
İnsanların ütopya olarak gördükleri barış ortamı insanların özlediği birlik ve beraberlik, huzur ve güven içinde yaşama arzusudur. Atatürk’ün en önemli vasıflarından biri barışa olan yaklaşımı ve katkılarıdır. Atatürk’ e göre “ İnsan bağlı bulunduğu ulusun varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar bütün ulusların dirlik ve gönencini de düşünmeli, kendi ulusunun mutluluğuna ne denli değer veriyorsa, bütün dünya uluslarının mutluluğuna da o denli değer vermelidir; çünkü dünya uluslarının mutluluğuna çalışmak, başka yoldan kendi dirlik ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir”
Cihanda barış milletlerarası barış ve güvenliğin korunmasını ve sağlanmasını amaç bilir. Yurtta barış cihanda barış, en geniş ve yaygın anlamı ile teknik bir deyim olan kolektif güvenliği, milletlerarası barışın korunmasını ve devamlılığını ifade eder.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) “ Kemal Atatürk, dünya milletleri arasında devamlı barış ülküsünün ve karşılıklı anlayış ruhunun olağanüstü bir öncüsüdür. Bütün hayatı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, dil ve ırk ayrımı tanımayan bir ahenk ve işbirliği çağının açılması uğrunda çalışmıştır.” diyordu.
Geçtiğimiz günlerde çok önemli bir iftar daveti gerçekleştirildi. Türkiye lehine pek çok başarıya imza atmış, Türkiye’yi tanıtmak ve iki ülke arasında yakınlaşmayı güçlendirmek için çok çalışmış, onur madalyalı bir büyükelçimizin ev sahipliğinde değişik inanç ve kültür gruplarının temsilcilerine bir iftar daveti verildi. Davette “ Hoşgörü, dinler arası diyalog, barış sofrası” kuruldu. Çeşitli ülkelerin büyükelçileri, Müslüman, Rum, Ortodoks ve Katolik din adamları, bulunduğu ülkenin bakanları, müsteşarları dostluk, barış, hoşgörü ve dayanışma sofrasında bir araya geldiler. Aslında çok önemli bir haber olmasına rağmen her nedense bizim basının dikkatinden kaçmış.
İyi haberler bununla da kalmıyor. Beni duygulandıran bir diğer diplomatik haberi daha sizinle paylaşmak istiyorum. İstanbullu Rumların başkonsolosu, biz kadınların medar-ı iftarı emekli bir kadın başkonsolosumuz. Görevde bulunduğu şehirde İstanbullu Rumlarla ilişkilerinde evlerine misafir oluyor, Paskalya ve Noel bayramlarını onlarla birlikte kutluyor, düğünlerinde, vaftizlerinde, cenazelerinde hep yanlarında oluyor. Atina’daki İstanbullu Rumlar ilk kez bir Türk Başkonsolosu’nu bu kadar yakınlarında hissedip çok seviyor.  Şehirden ayrılan başkonsolosumuzun ardından haftalık Politis Gazetesi hiç alışılmadık bir şekilde görevi sona eren kadın başkonsolos için “ Güle Güle” adlı bir yazı yayımlıyor ve Yunanistan’a dost bir kişiden söz ediyor. İşini iyi bilen, özgüvenli, barışçı bir diplomat Bizim ilk kadın başkonsolosumuz..
İşte tam da elçiliklerimizin dış politika sayfasında yazdığı gibi “ Neticede Türkiye dış siyasetini Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesi temelinde, geniş ve yapıcı bir vizyonla ve sahip olduğu tüm imkânlardan azami surette yararlanarak hayata geçirmekte, gerek ulusal çıkarlarının korunması gerek insanlığın ortak yararına katkıda bulunulması amacıyla çabalarını bundan sonra da aynı kararlılıkla yürütecektir. “ Ve yürütüyorlar da…
Tüm diplomatlarımıza ülkemiz adına göstermiş oldukları üstün çaba ve başarılarından dolayı teşekkür ediyorum.
Bayramınız Kutlu Olsun…

Yeni Soluk
YUKARI