Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Bu hafta ki yazımın esin kaynağı sosyal medyada bir arkadaşımın annesine olan özlemini dile getirişi idi: “ Canım annem, aramızdan ayrılalı bugün 6 yıl oldu. Sen gideli sol yanımdaki sızı hiç geçmedi. Bu sürede açmazlarım oldu, mutluluklarım oldu SEN yoktun!! Bayramlar seninle gitti ,ama özlemin ve sevgin daha da arttı….” Ne kadar içli anlatmış duygularını ne kadar büyük bir özlemle dile getirmiş hüznünü. Öyle ki bu hüzün bana Özlemi yazdırdı.

Özlemi kelimelerle anlatmak ne kadar doğru? Onu yaşamakla onu yazmak aynı şey mi acaba? İşte zorluğu daa burada. Düşünceleri mümkün mertebe kâğıda, yazıya dökebilirsiniz ama özlemi anlatamazsınız. Anlattığınız belki sadece sizde bıraktıklarıdır özlemin.

Türkçe sözlüğe baktığımızda özlem, kimseyi ya da şeyi bir daha görme, ona kavuşma isteği ve duygusu olarak tanımlanıyor. Bana soracak olursanız Özlem öncelikle insani bir duygu. Ve sonra özlem uzak olan, yanında olmayandır. Bazen insanın başına vurur. Deli eder insanı, ne yapacağını bilemezsin. Uyutmaz adamı, gece 3-5 nöbeti tutturur yani anlayacağınız özlem ağır bir vakadır… Özlem çaresizliktir, elin kolun bağlı kalmaktır.

Ayrılığın ve özlemin en kıdemli şairi Nazım Hikmet der ki “ Özlemin azı çoğu olmaz, ağırdır işte “ Özlem denilen şey bazen insanın ulaşamayacağını bilip de artık vazgeçtiği şeyler ile ulaşabildiklerinin arasındaki farktır.

Her ne olursa olsun duyulan özlemin sonunda kavuşmak varsa o acının yerini sıcacık gülümsemeler alır. Özlem duyulan kişiye sıkıca sarılmak en büyük mutluluktur belki de.
Özlemin güzel yanları da bu elbette. Özlediğin kişi ile biriktirdiğin anlar var mesela. Hepsi ilk günkü gibi durur yastığın altında ve hepsi rüyalarını kaplar. İleriye değildir artık, özlem. Geçmişe duyarsın hasreti. Çekilen fotoğrafların her karesi ezberlenir. Sadece tek bir fotoğrafa saatlerce bakarsın. Gözünün önünde canlanıverir. Gelmese de özlenen, daima özleyenin yanındadır. Anılarıyla birlikte huzur doldurur içine. Belki hiç gelmeyecek bir daha özlenen ama özleyen sonsuza kadar özlemeye devam edecektir.

Bazen hiçte hoşlanmayacağımız bir şarkı duyarız şarkının adını duymuşuzdur ama o küçümseyerek gözümüzün ucu ile aşağıladığımız şarkı bizi bam telimizden öyle bir vurur ki bizi alıp geçmişe, kurduğumuz düşlere, o mükemmel eşe götürür.. işin kötü tarafı artık öyle birinin olmayacağını, hayatın kendi adımıza masumiyetini kaybettiğini biliriz ama gene de özleriz o anı o insanı…

Özlem çekmesi zordur çok zor. Sızlatır insanın kalbini ama siz her zaman sonundaki sarılmayı hayal edip dayanırsınız bütün acılara ve sonunda yakalarsınız mutluluğu. İçiniz huzurla dolar. Ne kadar sancılıda olsa özlem iyidir aslında güçlendirir sevgiyi.

Hem ne de olsa her şeyin olduğu gibi mutluluğunda vardır bir bedeli. Özlem çekerek öderiz biz bu bedeli.

Güzel bir yaşamda yapmayı isteyebileceğimiz ne varsa tümü birden “Özlem”dir işte.

Bazen bir Cahit Külebi şiiridir:

“Saçlarımı kesip rüzgâra atacağım!
Ta ki haber götürsün bir gün sana!
İçimde bir şeytan var, diyor ki:
Aklına ne gelirse yapsana.”

Bazen bir Behçet Necatigil şiiridir özlem :
“ Söner yangın birazdan
Yatışır özlem.
Bir gün karşılaşırız
Bir gün, bir yarım akşam.”

Bir Aziz Nesin Şiiri : “

”Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım “

Bir Ataol Behramoğlu şiiridir özlem:
“Gizlice sevgilim, yaşam kadar acı
Canımı tutuşturan özlem gibi
Özlüyorum derin yokoluşta
Gizlice sevgilimi.”

Bir Cemal Süreya şiiri
”Dışarıya yağmur,
yüreğime hasret,
fikrime sen…”

Bir Ahmet Arif şiiri “ Dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
Bir ben uyumadım, kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim.

Bir Atilla İlhan deyişidir özlem: “ Bitsin dedik bitmedi beklemek…”

Beklemelerin bitmesi dileği ile…

Yeni Soluk
YUKARI