Olcay Kasımoğlu

Unutursam Fısılda

olcaykasimoglu@yenisoluk.com

“Kendim ve dostlarım için ve zamanın akışını yumuşatmak için yazıyorum.” demiş, Jorge Luis Borges Bende: kendi bilincimle, irademle,seçimlerimle,seçtiklerimle, değerlerimle, insanı sorumluluklarımla, bir nebzede olsa; yaşamda bir farkındalık oluşturmak için yazıyorum.. Nede olsa, hayatı ezberlemek başka; anlayarak, gözlemleyerek, deneyimleyerek, sevgiyle dokunmak, ezber bozmak bambaşka. Çoğu zaman, başkalarının dayattığı kurallara ve değerlere göre yaşıyoruz. Yalanları, oyun bozanları,

Bazen, anlamak hoşumuza gitmiyor; anladığımız şeyleri değiştirmeyince ruhumuzun ayarı bozuluyor. Sadece büyümüş bedenlerin içinde kendimize gizli saklı yaşıyoruz, yüreğimiz üşüyor, ne garip değil mi ? Aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır. Başımıza gelen her şeyle, onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır… İnsan; birey olmayı başaramayınca; ne anlamı kalır

Zamanın şahitliğinde/ Türkülerin ateşini kurutanlar/ Kökünden sökemezsiniz umudu… Adalet, inanca göre değildir. İnsanın mutluluğu ”sevgi, umut,merhamet ve vicdan” duygularıyla beslenir. Daha güzel bir dünya ve dingin bir mutluluk için; öğreti ve baskıya dayalı inanç ve değerler yerine ”açık, anlaşılır, vicdani” değerleri yaşatmak ve geliştirmek hedefimiz olmalı. Öz saygısı ve iç barışı olan insanlar, mutluluğu tek bir

Hüzün tanecikleri/ Kilit vuruyor geceye Avucumdaki çizgiler/ Yüzün kadar tanıdık Hüzün, bir ardından bakmadır, yaşanana, yaşananın tortusuna. Yaşanılan gerçeklikle birlikte, yaşanmış üstüne bir yoğunlaşmadır. Yaşanmışlığın belirsiz değerlendirilmesidir. Kaçırılanlar, acılar, çaresizlikler, geçip giden zamanın bir daha geri gelmeyeceğidir. Bir pişmanlık, derin bir melankoli nedeni olmamalıdır. Tutku, kızgınlık, nefret, öfke, coşku yoktur hüzünde. İçselleşmiş hüzün; gerçekliğin, geçmiş

İnsanlık , karanlık bir bilinç bulanıklığının pençesinde kıvranıyor. Yapmak isteyip de yapamayacağımız şeylerle doldu taştı dünya. Bilgi karmaşası içerisinde bir telaş,bir doyumsuzluk aldı başını gidiyor, nereye varacağını bilmeden.Bu telaşla birlikte, tekniğin, robotlaşmanın getirdiği tüketim çılgınlığında, kapitalizmin yeni çocukları doğuyor. Sevginin ortak dilini öğrenmeden, buzdan kalpler yerini alıyor. İstediğimiz her şeye sahip olmanın ‘mutluluğun anahtarı’ olduğu

Kanatlarımın altındaki rüzgarları düşündüm. Anladım ki, sadece anlamak yetmiyor…eli taşın altına koymak da gerekiyor ! Ne oldu  bize? Kapılarımız kapalı, yüreklerimiz yaralı, taksitlere bölünmüş yaşamın biçare bekçileri gibi, her yerimiz talana dönmüş. Birbirimize yabancı, birbirimize yasaklı, biz mi istedik yoksa birileri mi böyle istedi?.. Her toplum hak ettiği gibi yönetilir, derler ya, biz mi böyle

Sosyalleşmek, çevrenizdekilerle diyaloğa girmek, çoğu zaman bir “merhaba” kadar basit. Ancak konu, karşımızdakini tanımaya geldiğinde, durum biraz zorlaşıyor. Aslında zorlaşması değilde, daha çok özen ve itina istiyor demek, daha anlamlı geliyor. Çünkü, insanları tanımak sanıldığı kadar kolay değil. Zaman ayırmak,emek vermek ve gönüllü olmak gerekiyor. İletişime geçtikçe, paylaşımlar artıkça; hangi olaya nasıl tepki vereceğini, insan

Rica ederiz, “Olağan” demeyin hemen, her gün olup bitenlere! Kargaşanın hüküm sürdüğü, kanın aktığı, düzensizliğin at oynattığı, keyfiliğin yasalaştığı yerde demeyin sakın: “Bunlar olağandır.” Bertolt Brecht . İnsan onurunun ayaklar altında çiğnendiği; nefret söylemleriyle, insanların kutuplaştığı, kapitalist düzenin egemen olduğu bir dünyada; kıyımlar, hırslar, kılıç gibi yontuyor ömrümüzü ! ”Ağzı olan konuşuyor”söyleminin doğruluğunu ispat etmek

Hayata hangi anlamı yüklerseniz o da size öyle gözükecektir, çünkü hiç bir şey kendiliğinden güzel değildir… Hayat; yedi iklim dört mevsimle, insanlara sunmuştur kendini. Bu yaşamın içinde duracağın yeri, senin seçimlerin belirler. Yaşamın anlamını; bir mevsimin ”esintisine bağlarsan” diğerlerini görmekten mahrum kalırsın. Oysa ”her mevsimi, iklimi” anlamlı yaşadığında ”üretici, geliştirici, sevgi dolu yaşamanın anlamını’’ içinde

Eleştirilere açık olmak, insanın kendisini geliştirmesinin yolunu açtığı gibi, kendine ayna olmasında yardımcı olur Herkes kendine bir öz eleştiri yapmalı, zaman zaman. Doğru bildiğimiz o kadar çok yanlış olduğunu zamanla öğreniyoruz ki, kendimiz bile şaşırıyoruz. Eleştiri her zaman, insan gelişiminin bir parçasıdır. Önemli olan doğru zamanda, doğru kişiye ve doğru olay ve gidişata eleştiri yapmak.

Yeni Soluk
YUKARI