Olcay Kasımoğlu

Unutursam Fısılda

olcaykasimoglu@yenisoluk.com

Yeni bir eğitim ve öğretim yılına başlarken, çocuklarımızın, gençlerimizin aydınlık bir geleceğe güvenle, huzurla hazırlanmaları için hepimize düşen sorumluluklar var. Yaşadığımız çağ ve yaşadığımız toplum, çocuklarımızın içerisinde bulundukları ortam bir çok çelişkiye gebe. Gelişen, değişen dünya düzeniyle birlikte birçok sorunda dolaylı, dolaysız çocuklarımızın yaşamını etkilemekte. Buna kayıtsız kalamayız. İnsana yatırım en büyük yatırımdır bu yatırım

Her an bir umutla Her an bir ışıkla Ve her son bir hüzünle perçinlenirken Binlerce kök salarak kavramalıyız hayatı yeniden.. Yıllar boyu gerek özel yaşamımda, gerek arkadaş çevremde, geçmişe takılmak yerine, olumsuz koşulları aşmayı bilen, bireysel gelişimlerine önem ve öncelik veren insanlar tanıdım. Bu insanlara saygı, sevgi ve hayranlık duydum. Bu insanların ortak noktası; kültürlerini

Emperyalist ve sömürge güçlere karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin önderi Mustafa Kemal Atatürk ve aynı amaç için kalpleri çarpan dava arkadaşlarını minnetle yad ediyorum. Bu ülke hepimizin; Ahlaken çökmüş toplumlar ayakta kalmayı başaramazlar. Üzerinde yaşayacakları ne bir vatan, nede toplumsal değerleri kalır. Değerleri olmayan toplumlar, ne vatanlarını koruyabilirler nede bireylerin şahsiyetlerini, kimliklerini. Aksi takdirde ne tutunacakları

Geçmişi geleceğe taşıma ama deneyimle, anların coşkusunu ıskalama ve geleceği korkuya değil umuda bağla, ama ya olmasa ihtimaline de, düş kırıklıklarına da hazırla yüreğini. Ve kalbinin sesini dinlemekten asla vazgeçme..Zenginlik, güç talihin verdiği hediye olabilir ama iyi ve dürüst olmak, mutluluğu, sevgiyi sanata dönüştürmek tamamen kişinin kendi erdemlerinin sonucudur… ”Gün olur güneşler doğar Gün olur

Yaz, yaşamın anlamını bırak satır aralarına… Sevdalarını, korkularını, umutlarını, insanlığını bırak. Ölmekle gömülmeyecek bir cümlen olsun hayata dair. Kendinden geriye okunulası bir hayat bırak. Yorulma yaşamaktan, yaşadığın kadarını yazmaktan… Güneş doğacaktır, çimler yeşerecektir, çiçekler açacaktır, rüzgâr esecek ve yağmur yağacaktır, zorlamaya gerek yoktur. Olması gereken kendiliğinden olur. İzlemene devam et, şahitlik güzeldir, demiş Neyzen Tevfik.

Yaşamın senin yükündür Soyun bütün libaslarından iki gözüm İnsanlar; Korkarlar gerçeği hatırlatanlardan Kefelenmiş öykülerle yaşarlar… Yaşam bir bütündür, dünyanın diğer ucundaki bir değişim, gelişim bir diğer alanı değiştirirken, hala yerinde durmayı ve yerinde saymayı marifet sananlar, daha da gerilere düştüğünün, her gün bir parça eksildiğinin farkında bile değildirler. Sadece kendini görmek, çok yönlü düşünememek, etkileri

Istanbul Museum of Modern Art’da sergilenen ”Patlamaya hazır yürek” adlı eserin sahibi İnci Eviner, gözümde evren, yüreğimde içli bir melodi oldu… Kimim ben, neyim? Kendi yurdunda sürgün, yasaklı ” Patlamaya hazır yürek” kimsesiz, üzgün ve tutuk kalmış….Sözcükler yakalayamaz, eller silip süpüremez, dedim kendi kendime… Yaşam ve insana dair güncel bir irdeleme, aynı zamanda insan doğasının

İnsan, zaafları olan bir varlıktır; varlığının anlamını içselleştirmemiş ise, hep tekrarları oynar. Sonra serzenişler karışır söylemlere ” Ben akıllanmam diye” oysa, sorun akılda değil, yaşadıklarımız karşısında takındığımız tutum ve davranışlarımızdır, aslolan. Sorumluluk bilinci olgunlaşmamışsa bir insanın, verdiği sözleri unutur, yerine getirmeyeceği sözler verir,niçin verdiğini bile unutur. Hep başkalarını kötüler; kendini yüceltmenin yolunun sadece başkalarını eleştirmekle

“Kendim ve dostlarım için ve zamanın akışını yumuşatmak için yazıyorum.” demiş, Jorge Luis Borges Bende: kendi bilincimle, irademle,seçimlerimle,seçtiklerimle, değerlerimle, insanı sorumluluklarımla, bir nebzede olsa; yaşamda bir farkındalık oluşturmak için yazıyorum.. Nede olsa, hayatı ezberlemek başka; anlayarak, gözlemleyerek, deneyimleyerek, sevgiyle dokunmak, ezber bozmak bambaşka. Çoğu zaman, başkalarının dayattığı kurallara ve değerlere göre yaşıyoruz. Yalanları, oyun bozanları,

Bazen, anlamak hoşumuza gitmiyor; anladığımız şeyleri değiştirmeyince ruhumuzun ayarı bozuluyor. Sadece büyümüş bedenlerin içinde kendimize gizli saklı yaşıyoruz, yüreğimiz üşüyor, ne garip değil mi ? Aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır. Başımıza gelen her şeyle, onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır… İnsan; birey olmayı başaramayınca; ne anlamı kalır

Yeni Soluk
YUKARI