Olcay Kasımoğlu

Unutursam Fısılda

olcaykasimoglu@yenisoluk.com

Hoşgörü; ortaya çıkan durumu, farklı açıdan değerlendirip, haklı ve güzel taraflarını ön plana çıkararak, olumlu sayabilmek, doğru ve güzeli bulabilmek, bunun da “hoş” olabileceğini kabullenebilmektir. Toplumsal dayanışmaya destek olur, birleştirici ve çoğaltıcıdır, ötelemez, ötekileştirmez, kendi doğrularını dikta etmez; insana sosyal çevre sağlar ve farklı özellikleri, farklı kültürleri tanıma fırsatı tanır. Hoşgörülü olmak,  iyi yada kötü

Aslında ağlayışımızdan farklı değildir sırlarımız. Çağ yorgunuyuz, insanların çoğu konuşmuyor ”Bağırıyor” bilmeden konuşuyor, başkalarının söylediklerini mantık süzgecinden geçirmeden kabulleniyor, birkaç kez duyduğu, izlediği şeyleri kendi fikriymiş gibi söylemeye başlıyor. Televizyon programlarında sunulanlar, gazetelere atılan manşetler, sosyal medyada paylaşılanlar, iyi analiz edilmediğinde, sorgulanmadığında ve kişisel çıkarlardan arındırılmadığı sürece ”Sürü psikolojisine” birey olmayı başaramamış, egosu tavan yapmış

Ah insanlar, her-şeyi bulup kendini bulamayanlar, halen ötekiler deyip, o ötekilerin gölgesinde yaşayanlar; o ötekilerin icatlarını, buluşlarını kullanıp, birde günahtır deyip aşağılayanlar, ne çok çelişkiye gebedirler aslında. İnsan yaşamında, fanatizm ve cahillik daima açtır ve beslenmeye ihtiyaçları vardır. Bu boşluklar, bilimle, sanatla beslenmediğinde; sapkınlıkla, cehaletle, zulümle beslenir. Eteklerimizde taşlar, ruhumuzda yaralar var oldukça kanayacak hep

Kanatlarımın altındaki rüzgarları düşündüm. Anladım ki, sadece anlamak yetmiyor, eli taşın altına koymak da gerekiyor. Eyleme dönüşmeyen, emek verilmeden, mücadele edilmeden kazanılan her şey zamanla kendi kısır döngüsüne dönüyor. Hayatımıza bir bütünlük içerisinde baktığımızda ise yadsınamaz bir gerçeğin ”eğitim-öğretim”in bizim ”yaşam fenerimiz” olduğunu görüyoruz. Eğitim ve öğretimin ulaşamadığı yerlerde binlerce kızımız, oğlumuz var. Onlara ellerimizi

İnsan, yaşamsal değer taşıyan hiç bir şeyi unutmamalı. Yaşamım boyunca hep olumsuz düşünen, baktığı her şeyde olumsuzluğa odaklanan, her-şeyde kusur arayan insanlardan oldum olası haz etmem. Sanki, felaket telalığı yapmak yaşam biçimleri olmuştur. Mümkün oldukça bu insanlarla bir arada olmamaya özen gösteririm. Aslında, olaylara nasıl baktığımız çok önemlidir. Çünkü hayat niyete, niyetlere göre şekillenir. Çoğu

Önemli bir hayat yaşamak rastlantıyla olmaz. İnanmadığın gibi yaşarsan, yaşadığın gibi inanırsın sözü oldukça anlamlıdır. İnanmak; içimizde ki motorları çalıştıracak ateşleme düğmesidir. Aynı zamanda bir süreçtir. Gelen bilginin doğruluğunu sorgulamaktır. Kişi sorgulamayla, zihninin alışkanlık perdesini yırtabilir ve mutlak gerçek olarak benimsediği kavramları sil baştan yeniden ele alma cesaretini gösterebilir, ezber bozabilir. Birilerinin tekelinde yaşamayı, bize

Yeni bir eğitim ve öğretim yılına başlarken, çocuklarımızın, gençlerimizin aydınlık bir geleceğe güvenle, huzurla hazırlanmaları için hepimize düşen sorumluluklar var. Yaşadığımız çağ ve yaşadığımız toplum, çocuklarımızın içerisinde bulundukları ortam bir çok çelişkiye gebe. Gelişen, değişen dünya düzeniyle birlikte birçok sorunda dolaylı, dolaysız çocuklarımızın yaşamını etkilemekte. Buna kayıtsız kalamayız. İnsana yatırım en büyük yatırımdır bu yatırım

Her an bir umutla Her an bir ışıkla Ve her son bir hüzünle perçinlenirken Binlerce kök salarak kavramalıyız hayatı yeniden.. Yıllar boyu gerek özel yaşamımda, gerek arkadaş çevremde, geçmişe takılmak yerine, olumsuz koşulları aşmayı bilen, bireysel gelişimlerine önem ve öncelik veren insanlar tanıdım. Bu insanlara saygı, sevgi ve hayranlık duydum. Bu insanların ortak noktası; kültürlerini

Emperyalist ve sömürge güçlere karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin önderi Mustafa Kemal Atatürk ve aynı amaç için kalpleri çarpan dava arkadaşlarını minnetle yad ediyorum. Bu ülke hepimizin; Ahlaken çökmüş toplumlar ayakta kalmayı başaramazlar. Üzerinde yaşayacakları ne bir vatan, nede toplumsal değerleri kalır. Değerleri olmayan toplumlar, ne vatanlarını koruyabilirler nede bireylerin şahsiyetlerini, kimliklerini. Aksi takdirde ne tutunacakları

Geçmişi geleceğe taşıma ama deneyimle, anların coşkusunu ıskalama ve geleceği korkuya değil umuda bağla, ama ya olmasa ihtimaline de, düş kırıklıklarına da hazırla yüreğini. Ve kalbinin sesini dinlemekten asla vazgeçme..Zenginlik, güç talihin verdiği hediye olabilir ama iyi ve dürüst olmak, mutluluğu, sevgiyi sanata dönüştürmek tamamen kişinin kendi erdemlerinin sonucudur… ”Gün olur güneşler doğar Gün olur

Yeni Soluk
YUKARI