Olcay Kasımoğlu

Unutursam Fısılda

olcaykasimoglu@yenisoluk.com

’Bugün dünyamız, sermaye düzeninin yasalarına göre yöneltilmekte ve bu düzenin temeli, üretim ve tüketim ilişkisine dayanmakta. Hiçbir şey, ama hiçbir şey bu düzenin dışında değildir. Eğitim, sağlık, bilgilenme, teknoloji, din, aşk, ahlak, edebiyat, sanat ve aklımıza gelen her şey bu düzenin, bu çarkın içinde yeniden anlamlanır.’’ Tüketim çılgınlığını insanlara empoze eden kapitalist sistem, bu düzenin

Hayatın, mecburiyetten bir mışlar ülkesinde yaşanan her saniyesine çok ama çok üzülenlerdenim. Tabii ki herkes kendi değer  yargısına sahip olmakta özgürdür. Her zaman özgür iradeyle verilmiş kararlara, tutumlara saygı duyarım. Herkes hayatının seçimlerini yapar ve sonuçlarını yaşar ama hiç bir yanlış seçim ömür boyu devam etmek zorunda değildir, bunu hiç bir şey meşru yapamaz. Kendi hayatımıza

İnsan yaşamı anlam içermektedir. İnsanı güdüleyen şey, yaşamını anlamlı kılma çabasıdır. Bunun yanında; herkes için geçerli evrensel bir anlam yoktur. Her birey için, yaşamın anlamı farklı olabilir. Önemli olan, o bütünün parçasıyken, yaşamı yaşanılır kılmaktır. Sadece kendi acısına ağlayan, yada sadece kendi sevinçleriyle mutlu olan insanların yaşamlarında, ego hep ön saflarda yer alır. Buda, iç

Diş biliyorlar bana, ”Küçük insanlara, küçük erdemler gereklidir” dediğim için.                                                                                                          Nietzsche Başarı ve doğru karar ” İki insanı sevmez,” onu hak etmeyenleri ve ona henüz hazır olmayanları. Düşünce ve duyguların bir arada eylemlere yönelmesi, hayatımızın en önemli noktalarından biridir. Bizi bağımsız, aydınlanmış, sorumluluk bilinci gelişmiş bireyler yapar. Bağımlı olmak ise ”Cesareti

Evrenin hikayesi, bizim hikayemizdir. Gerçek değerimiz, bu güzel evreni keşfetme ve anlama yeteneğimizde yatıyor. İnsanlar, dünya var olduğu günden bu gününe gelinceye kadar, önce masalları, destanları, hikayeleri ve mitolojinin sıra dışı gösterilerini çağırdılar. Düşlerden ve ümitlerden süzülen masallar, mitolojinin sıra dışı gösterileri her zaman yanlarındaydı. Yanıtların dili değişse bile, özü hiç değişmiyordu. ‘’Simurglar, namı diğer

‘’Korku kapıyı çaldı. Cesaret açtı. Kapıda kimse yoktu.” Korku, çoğu zaman hayatımızı olumsuz yönde etkileyen bir duygudur. Bu duygu bütün yaşamımız boyunca bize eşlik eder. Kimine başaramama korkusu, kimine terk edilme korkusu, değerini kaybetme korkusu, öleceği korkusu, trafik kazası yapacağı korkusu, kapalı alan korkusu, insanlarla konuşma korkusu eşlik eder vs, liste uzar gider. Bu korkular,

İnsan kaynaklı sorunların temelinde insanın kendini bilmemesi yatar. İnsanın kendini bilmesi, aynı zamanda varoluşun getirdiği insan gereksinimlerinin en temel belirleyicisidir. İnsanın kendini bilme ve tanıma yolculuğu aynı zamanda kişinin kendi iç sesiyle mücadeleye girmesi ve kendini bağımlı kılan bir çok şeyden kurtulması demektir. Altı’ncı yüzyılda yaşayan ve halkın kendini tanrılaştırdığı Yedi Bilge arasında yer alan

Öfken sevginden büyükse ”Dünyanın neresine gidersen git” yüreğin hep üşüyecek. Yenilmesi gereken ilk düşmanımız kontrolsüz öfkedir.. Hiç kimse, öfkesi buzdan ateşe benzeyen birinin yanında serinlemek istemez. Öfkenin de kendi bilinci vardır, o bilinci nasıl beslediğimiz çok önemlidir. Haksızlığa, çalmaya, talana, yalan öfke duymayan bir insanın taştan ne farkı var? Doğru yerde, doğru kişiye, doğru şekilde

Neden herkes güzel olmaz, yaşamak bu kadar güzelken ! Yaşanan hayal kırıklıklarını yorumlama şeklimiz çok önemlidir. İnsanlar başlarına kötü bir şey geldiğinde ben bunu hak etmedim derler…Bence hayat, bu insanlarla aynı fikirde değildir. Hayat, iyilerden çok güçlüleri sever, güç doğada vardır. İyilik ve kötülük tamamen insan aklının ürünüdür. Hayat, insana vaatte bulunmaz. İyi insan olmak

Hoşgörü; ortaya çıkan durumu, farklı açıdan değerlendirip, haklı ve güzel taraflarını ön plana çıkararak, olumlu sayabilmek, doğru ve güzeli bulabilmek, bunun da “hoş” olabileceğini kabullenebilmektir. Toplumsal dayanışmaya destek olur, birleştirici ve çoğaltıcıdır, ötelemez, ötekileştirmez, kendi doğrularını dikta etmez; insana sosyal çevre sağlar ve farklı özellikleri, farklı kültürleri tanıma fırsatı tanır. Hoşgörülü olmak,  iyi yada kötü

Yeni Soluk
YUKARI