Olcay Kasımoğlu

Unutursam Fısılda

olcaykasimoglu@yenisoluk.com

Sevgiyle yaşamak ve sevgi için yaşamak dururken, bir insan, ömrünün sonuna ya da zaman onu azat edinceye kadar, kendi koyduğu geçersiz kanunların kölesi olarak kalabilir mi? Dikenler ve kafatasları arasında, kendi bedeninin gölgesini görmemek için gözlerini yere dikerek, yada yüzünü güneşe dönerek, sonsuza kadar durabilir mi?” Bilgiyle sevgiyle şefkatle beslediğimizde kendimizi ancak o zaman ulaşabiliriz

Bazen daha fazladır her şey ve yıllar ilerledikçe zevklerimiz, hoşlandığımız şeyler değişir! O zaman insanı özel kılan nedir? Sadece bedeni mi? Hangi sınıftan olduğunu söyleyen giysileri mi? Parası mı, gücü mü? Yoksa içinde çalkalanıp duran, kartal olmak için bazen karanlıkta yarasalar arasında, kimi sürüngenlerle nemli iklimlerde, bazen de semanın ötesinde devinen ruhu mu? Zamanla güçlü

Hayat her zaman eylemi ödüllendirir. Kartal resimlerine baktığımızda bir kanadında zeytin dalı diğerinde ok vardır ”Barışı severiz ama gerektiğinde savaşırız” Hayatta barış içinde yaşamak için bile savaşı kazanacak kadar güçlü, inançlı olmalıyız. Yüreğimizle inanmalıyız. Başarı insana miras kalmaz. Çoğu insan buna inanmaz ama başarı herkese eşit mesafededir. Her koşul kendi başarı öyküsünü yazar. Nefes alınan

Sanatın başlıca hedeflerinden biri toplumsal sorunlara ışık tutmaktır. 2017 yılının 16 Eylül-12 Kasım tarihleri arasında 15. İstanbul Bienal”nin gerçekleştirdiği ”İyi bir komşu” başlığıyla sunduğu sergisinde komşuluk ilişkilerine çok farklı perspektiflerden yaklaşılmış. Dünyada artan mülteci hareketlerinden tutun, mahalledeki komşuluk kültürüne kadar birçok konu ele alınıyor. Değişen yeni dünya düzeninin siyası ve politik ayağını irdeleyip, mahalle kültürü

Cevabın soruyu incittiği yerde; Dünyaya zorbalığın salındığı, şiddetin sistematik ve teyit edilen eylemlere dönüştüğü yeryüzünde, hangi medeniyetten, hangi uygarlıktan bahseder bunca zulmün, bunca dehşetin sahipleri? Nasıl olur da uygar denilen ülkelerin uygar insanları; yıkıcı, insanlık dışı bu eylemlere sessiz kalır yada iştirak eder? “Dekor gerçeğe uyum göstermez, gerçeğin de dekora ihtiyacı yoktur.” Bugün uygar denilen

Emperyalist sömürge güçlere karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin önderi Mustafa Kemal Atatürk ve aynı amaç için kalpleri çarpan dava arkadaşlarını, ülkesine sahip çıkan halkları minnetle yad ediyorum. 30 Ağustos’lar ve daha niceleri bize altın tasta verilmedi; ”1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Büyük Taarruz) İşgal birliklerinin

Çok kısa bir zaman önce 35-40 yaşlarında bir hanımefendi yanımda ki boş koltuğa oturdu. Kısa bir sessizliğin ardından yolculuk nereye diye sorarken, benim gözüm tişörtünün üstünde ki yazıya ilişti. Konuşmanın ilk fitili tutuşunca, üzerinizde ki tişörtünüz çok güzel, dedim. Muzipçe gülümseyip göz kırptı. Yazı daha güzel, ne dersiniz diye başka bir soruyla geldi. Evet, ”Daraldım”

Kısa bir zaman önce otobüs durağında beklerken, ”Biri bana anlatsın, mesele nedir mesela ?” duvar yazısını görünce içim bir hoş oldu ! Kendi kendimle konuşmaya başladım.Yaşamı ve içinde var olan her şeyi sorgulamam bana mesele çıkartıyor mu mesela? Yüzümde gülümseme, gelen dolmuşa bindim. Düşünmeye, mesele nedir mesela diye diye, içimi döke döke yazmaya başladım. Biraz kendimi

Hayatın içinde: Emek, mizah, sevgi, vicdan ve sanatla yoğrulmayan hiçbir şeyin yaşamsal tadı yoktur, aslında! O zaman; Akıp gideni durup görmemizi sağlayacak olan bir dünya yaratmak ve bize hayatı yeniden iade etmek mümkün değilken, yaşamı keşkelerle ve pişmanlıklarla söndürmek, yaşamsal tatlara sırtımızı dönmek niye? Geçmişiyle yüzleşemeyenler, keşkeleri kendine zehir ederek yaşama tutunanlar bilmezler mi üzerini

”Akıllı insan, düşündüğünü söyleyen değil, söylediğinin sorumluluğunu ve getirdiği sonuçları da bilerek üzerine alıp konuşan insandır.” Yaşam içerisinde dış görüntümüze, görüntülere çok fazla önem veriyoruz, büyük anlamlar yüklüyoruz. Düşünce ve algılarımızı geliştirmek için kendimize emek vermiyoruz, hayatı ve içindekileri sorgulamıyoruz. İnsan: düşünmeyi, düşündüğünü ifade etmeyi, farklı düşünceleri dinlemeyi , gerektiğinde uygun bir biçimde itiraz etmeyi,

Yeni Soluk
YUKARI