• Yeni Soluk
  • Yeni Soluk
  • Yeni Soluk
  • Yeni Soluk

Olcay Kasımoğlu

Unutursam Fısılda

olcaykasimoglu@yenisoluk.com

Kültürel ve sanatsal ”öksüzlüğün kol gezdiği” bir toplumda, çağdaş değerlerden bahsedilemez. Bilim, ilim ve sanat, insanın insan olma özünü en yatkın biçimde yansıtan değerlerdir. Çağdaş değişimsel anlayışın önünü açan, bu ütopyanın gerçekleştirilmesine katkıda bulunan bilim ve sanat;  aydınlanmadan yana olmayan kan emicileri rahatsız eder. Düşünce ve duyguların bir arada eylemlere yönelmesi, hayatımızın en önemli noktalarından biridir. Bizi bağımsız, aydınlanmış,

Eylemlere, birlik olmaya karşı değilim, sadece; kadın köleliğinin içselleştirilerek meşrulaştırılmasına karşıyım. Burada yeni bir şeyler söylemenin, harekete geçmenin, yılların köhne, yıpranmış küf kokan bütün öğretilerine karşı durmanın ışığını yakalım, önce insan sonra kadın olduğumuzu, bizim bir obje olmadığımızı, bir birey, kişilik olduğumuzu sağır kulaklara, kör bilince haykıralım. Birilerinin bize biçtikleriyle, acımalarıyla, aman efendimleriyle bu iş

Nedir ki en doğal haliyle insan olmak? Koşulsuz, karşılıksız sevmek değilse nedir ki sadece insan olabilmek? Biri için endişelenmek, onun canı acıdığında o acının içinde olamadığın için sımsıkı sarılmak ve karşılık beklemeden onun varlığına adanmak  evet adanmak, çetelesini tutmadan aya güne vurmadan; sevdiğine inanmak, yargılamadan, sorguya suale durmadan  inanmak,  onda erimek, sahiplenmeden sahip çıkmak, elini yüreğine koyduğunda ”sana ihtiyacım

Endişe çağı dediğimiz bir dönemeçten geçiyoruz. İçsel bütünlüğümüzü bulmak yada var olanı korumak adına toplumsal ve sosyal yasalarla, öğretilerle boğuşuyoruz. Çağımızın güvensizliğine karşı durabilmemizi sağlayacak yöntemler bulmak, içimizde ki güç merkezini ortaya çıkarmak gerekiyor. Bunun içinde; inandığımız, güven duyabileceğimiz değer ve amaçlara ulaşabilmemizi sağlayacak içsel bütünlüğün; espri ve hayal gücüyle bezenmiş aklın, kültürle yaşama dokunmuş

Bir başka insanın hukukuna, yaşam hakkına saygılı olmanın ön koşullarından birisidir empatı. Önyargısız ve bilgiden kaynaklanan empatık yaklaşımlar ise en büyük sanattır. Empati becerisi; bir insanın ”kendisini” karşısındakı ”kişinin yerine koyarak” olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygu ve düşüncelerini, yaşam koşullarını ve tercihlerini doğru olarak anlamaya çalışması, algılaması, hissetmesi ve bu durumu ona

İnsanın mutluluğu ”sevgi, merhamet ve vicdan” duygularıyla beslenir. Daha güzel bir dünya ve dingin bir mutluluk için; öğreti ve baskıya dayalı inanç ve değerler yerine ”açık, anlaşılır, vicdani” değerleri yaşatmak ve geliştirmek hedefimiz olmalı. Bunlar oldukça gerçek sevgiye ulaşılır, mutluluk içimizdedir, yaşamımızın temel amacıdır. Sevginin olduğu her yerde huzur,  huzurun olduğu yerde mutluluk vardır. Yaşamı

“Bir insanın zekası verdiği cevaplardan değil; soracağı sorulardan anlaşılır.” Albert Einstein Dünyanın her hangi bir yerinde yaşanan acı ve kayıplar içimizi titretmiyorsa, sadece kendimize dokunulunca sesimiz çıkıyorsa,  yamalı yüreklerin boş hamallarıyız desene ! İnsanı insan yapan; ne makam, ne para nede şan şöhrettir. İnsan olmak; kendine özgü yaşamak, birey olmak, insan olmanın ayrımında ”kendine aydınlanmanın ışığıyla” kendi kendini

”Kalemler mi kırıldı Canlar mı bu kadar ürkek Ne hayattan Ne sanattan bir haber Varsa yoksa bir magazin -bir spor Siyaset kapalı kapılar ardında Ötesini ne sen söyle Ne de bana sor.” Kumda balık olmak gibidir, yasakçı zihniyetin olduğu ülkelerde gazeteci olmak..! Peki; insan yaşamını, ifade özgürlüğünü,hürriyetini, sadece yasayla korumak mümkün müdür? Değildir elbet, bunun

Dünyanın her yerinde  olduğu gibi; önyargıların, cehaletin, baskının, ağır sosyo-ekonomik eşitsizliklerin, insan haklarındaki yetersizliklerin kol gezdiği günümüzde  ”hak edilmemiş üstünlük duygusu ve kibirle” gerçek yeterlilik duygusu olan ”özsaygı” haksız güç ve zorbalıkla karıştırılıyor. Özellikle “makam” kavramı, bilinç ve algı düzeyi düşük, yeterli ruhsal olgunluğa sahip olmayan kişi ve kişilere tahsil edildiğinde; gerek iş yaşantısında gerek sosyal

Çocuk, şiddeti unutmaz *Şiddet, bir insanın bir başka insana, isteği dışında; fiziksel, sözel ve  cinsel olarak tahrip edici güç uygulamasıdır.* Şiddet denildiğinde ilk akla gelen fiziksel şiddet ”dayak oluyor” oysa şiddet kapsamına giren ve derin izler bırakan o kadar çok şiddet türü var ki. Özellikle ”duygusal istismar” hemen her zaman diğer istismar tipleriyle beraber görülür.

Yeni Soluk
YUKARI