Olcay Kasımoğlu

Unutursam Fısılda

olcaykasimoglu@yenisoluk.com

Bir başka insanın hukukuna, yaşam hakkına saygılı olmanın ön koşullarından birisidir empatı. Önyargısız ve bilgiden kaynaklanan empatık yaklaşımlar ise en büyük sanattır. Empati becerisi; bir insanın ”kendisini” karşısındakı ”kişinin yerine koyarak” olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygu ve düşüncelerini, yaşam koşullarını ve tercihlerini doğru olarak anlamaya çalışması, algılaması, hissetmesi ve bu durumu ona

İnsanın mutluluğu ”sevgi, merhamet ve vicdan” duygularıyla beslenir. Daha güzel bir dünya ve dingin bir mutluluk için; öğreti ve baskıya dayalı inanç ve değerler yerine ”açık, anlaşılır, vicdani” değerleri yaşatmak ve geliştirmek hedefimiz olmalı. Bunlar oldukça gerçek sevgiye ulaşılır, mutluluk içimizdedir, yaşamımızın temel amacıdır. Sevginin olduğu her yerde huzur,  huzurun olduğu yerde mutluluk vardır. Yaşamı

“Bir insanın zekası verdiği cevaplardan değil; soracağı sorulardan anlaşılır.” Albert Einstein Dünyanın her hangi bir yerinde yaşanan acı ve kayıplar içimizi titretmiyorsa, sadece kendimize dokunulunca sesimiz çıkıyorsa,  yamalı yüreklerin boş hamallarıyız desene ! İnsanı insan yapan; ne makam, ne para nede şan şöhrettir. İnsan olmak; kendine özgü yaşamak, birey olmak, insan olmanın ayrımında ”kendine aydınlanmanın ışığıyla” kendi kendini

”Kalemler mi kırıldı Canlar mı bu kadar ürkek Ne hayattan Ne sanattan bir haber Varsa yoksa bir magazin -bir spor Siyaset kapalı kapılar ardında Ötesini ne sen söyle Ne de bana sor.” Kumda balık olmak gibidir, yasakçı zihniyetin olduğu ülkelerde gazeteci olmak..! Peki; insan yaşamını, ifade özgürlüğünü,hürriyetini, sadece yasayla korumak mümkün müdür? Değildir elbet, bunun

Dünyanın her yerinde  olduğu gibi; önyargıların, cehaletin, baskının, ağır sosyo-ekonomik eşitsizliklerin, insan haklarındaki yetersizliklerin kol gezdiği günümüzde  ”hak edilmemiş üstünlük duygusu ve kibirle” gerçek yeterlilik duygusu olan ”özsaygı” haksız güç ve zorbalıkla karıştırılıyor. Özellikle “makam” kavramı, bilinç ve algı düzeyi düşük, yeterli ruhsal olgunluğa sahip olmayan kişi ve kişilere tahsil edildiğinde; gerek iş yaşantısında gerek sosyal

Çocuk, şiddeti unutmaz *Şiddet, bir insanın bir başka insana, isteği dışında; fiziksel, sözel ve  cinsel olarak tahrip edici güç uygulamasıdır.* Şiddet denildiğinde ilk akla gelen fiziksel şiddet ”dayak oluyor” oysa şiddet kapsamına giren ve derin izler bırakan o kadar çok şiddet türü var ki. Özellikle ”duygusal istismar” hemen her zaman diğer istismar tipleriyle beraber görülür.

Görünüşümüz, sözlerimiz ve tavırlarımız, kendimiz olma bütünlüğüdür. Bedenimiz yuvamız, gözler onun pencereleri, sözlerimiz de onun bildiricileridir. Ve yaşam; doğuştan bir haktır, hiç kimsenin tekelinde değildir. Kaldı ki her insan bir değerdir; kendinden, yaşamdan ve evrenden sorumludur. Yaşadıkça çoğalır, yaşamın anlamı yada yaşadıkça kendimizle hayat arasına görünmez tel örgüler çekeriz, her çarptığımızda canımız yanar… Tıpkı bir

Konfüçyus, fikir sahibi olmadan bilgi sahibi olmanın önemi olmadığını, bilgi olmadan fikir sahibi olmanın tehlikeli olabileceğini çok güzel ifade etmiş. Doğru bilgi  “gözlem, dinleme,okuma, sorgulama, anlama ve algılama gibi” bileşenlerin sonucunda elde edilir. Ve insan doğruya;  sevgi,akıl, mantık, merak yoluyla ulaşabilir. Yıllardır insanlara psikolojik manipülasyon uygulandı, uygulanmaya da devam ediliyor. Sorgulama,algılama,muhakeme,deneysel düşünme, analiz etme gibi zeka yetenekleri yıllarca zihinlere psikolojik manipülasyon yapılarak,  bilincin köreltilmesine ve

Aşırı kıskançlık  ”bencilliktir”  içinde sevgi yeşermez. ”Kıskançlık, hem başkalarının sahip olduğuna sahip olma isteği, hem de sahip olduğunu, başkasına kaptırma korkusu, bir ilişkinin veya bir kişinin yitirileceği endişesidir.” Her duygu gibi, kontrollü ve dengeli olduğu sürece zararlı olmaz. Kontrol edilmediği takdirde ”haset gibi” düşmanca bir duyguya dönüşür. Sağlıklı olmayan bu davranışlar iyi incelendiğinde, psikolojik bir

Yüzlerce beşikten, sayısız vedalarla, sayısız sevinçlerle ve yeni günlerin taşkınlığın da, sayısız hayatlarla karşılaştım. Bilirim; iç parçalayan insan seslerini, örtüsüz kimlikleri ve derin insan izlerini. İklimlerin dilinden öğrendim çocukluğumun ayak seslerini. O yüzden çocukların, insanca büyümeleri için ”gösterişe, teknoloji’ye” değil, öz güvene ve sevgiye ihtiyaçları var. Teknoloji’nin henüz evimizi talan etmediği günler de babalar işte,

Yeni Soluk
YUKARI