Olcay Kasımoğlu

Unutursam Fısılda

olcaykasimoglu@yenisoluk.com

”Anlamak ortak bir dil gerektirir. Ortak dil ise, ortak yaşam, ortak bilgi, ortak birikim, ortak düş, kimi yerde ortak düşüş demektir. Ortak değilse bile yakın, benzer gibi. Ama diyebilirsin ki, bana yabancı olanı arıyorum ben. Öyleyse yolun açık olsun.” seslenişini ” Hakkari de Bir Mevsim” filmiyle Ferit Edgü’nün romanından sinemaya uyarlanan, düşün içindeki gerçekle, gerçeğin

Bir toplumda, toplumsal değerler anlamını yitirirse, emek de yüce olma anlamını yitirmeye başlar. Gerçekten emek nedir diye kendimize sorduğumuzda, hangi pencereden baktığımızla ilgili çarpıcı bir çok soruyla karşılaşabiliyoruz. Toplumsal açıdan olsun, bireysel açıdan olsun, psikolojik açıdan olsun sonuçta emek yüce bir değer olarak karşımıza çıkıyor çıkmasına lakin  kaçımız bu anlamı içselleştirip yaşayabiliyoruz ? 12.03.2017′ de

Sadece başarmak önemli değildir, asıl önemli olan çabalamaktır. Şimdiye kadar kadın söylemleri üzerinden bir çok makale ve kitap okudum, etkinliklere katıldım. Farkındalık oluşturmak adına yaşadıklarımı kitaplaştırdım. Gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarım, beni bir birey olarak etkilediği kadar, sorumluluk almamı ve kendimi güncellemem için mücadele vermem gerektiğini  öğretti. Ancak o zaman, ‘’Kendin olmak’’ anlamını içselleştirmenin ne kadar önemli

”Fakirliği düşleyebiliriz. Zenginliği düşleyebiliriz. Cehennemi veya cenneti düşleyebiliriz. Ölümü veya sonsuza dek sürecek bir yaşamı düşleyebiliriz. Hepsi bize bağlıdır. Dünya tıpkı onu düşlediğimiz gibidir.” Stefano D’Anna, İnsanoğlu evrensel değerlerden uzaklaşıyor, olumsuz düşünüyor ve hissediyor. Düşüyoruz birer birer yaşamın kıyısından. Adına döngü diyelim, adına değişim diyelim ne dersek diyelim, gördüğümüz ve dokunduğumuz her şeyin, yeniden var

İletişimde bulunduğumuz insanlara ne söylediğimiz kadar, neyi nasıl söylediğimiz de önemlidir. Eleştirilere açık olmak, insanın kendisini geliştirmesinin yolunu açtığı gibi, kendine ayna olmasında yardımcı olur. Herkes kendine bir öz eleştiri yapmalı, zaman zaman. Doğru bildiğimiz o kadar çok yanlış olduğunu zamanla öğreniyoruz ki, kendimiz bile şaşırıyoruz. Eleştiri her zaman, insan gelişiminin bir parçasıdır. Önemli olan

’Bugün dünyamız, sermaye düzeninin yasalarına göre yöneltilmekte ve bu düzenin temeli, üretim ve tüketim ilişkisine dayanmakta. Hiçbir şey, ama hiçbir şey bu düzenin dışında değildir. Eğitim, sağlık, bilgilenme, teknoloji, din, aşk, ahlak, edebiyat, sanat ve aklımıza gelen her şey bu düzenin, bu çarkın içinde yeniden anlamlanır.’’ Tüketim çılgınlığını insanlara empoze eden kapitalist sistem, bu düzenin

Hayatın, mecburiyetten bir mışlar ülkesinde yaşanan her saniyesine çok ama çok üzülenlerdenim. Tabii ki herkes kendi değer  yargısına sahip olmakta özgürdür. Her zaman özgür iradeyle verilmiş kararlara, tutumlara saygı duyarım. Herkes hayatının seçimlerini yapar ve sonuçlarını yaşar ama hiç bir yanlış seçim ömür boyu devam etmek zorunda değildir, bunu hiç bir şey meşru yapamaz. Kendi hayatımıza

İnsan yaşamı anlam içermektedir. İnsanı güdüleyen şey, yaşamını anlamlı kılma çabasıdır. Bunun yanında; herkes için geçerli evrensel bir anlam yoktur. Her birey için, yaşamın anlamı farklı olabilir. Önemli olan, o bütünün parçasıyken, yaşamı yaşanılır kılmaktır. Sadece kendi acısına ağlayan, yada sadece kendi sevinçleriyle mutlu olan insanların yaşamlarında, ego hep ön saflarda yer alır. Buda, iç

Diş biliyorlar bana, ”Küçük insanlara, küçük erdemler gereklidir” dediğim için.                                                                                                          Nietzsche Başarı ve doğru karar ” İki insanı sevmez,” onu hak etmeyenleri ve ona henüz hazır olmayanları. Düşünce ve duyguların bir arada eylemlere yönelmesi, hayatımızın en önemli noktalarından biridir. Bizi bağımsız, aydınlanmış, sorumluluk bilinci gelişmiş bireyler yapar. Bağımlı olmak ise ”Cesareti

Evrenin hikayesi, bizim hikayemizdir. Gerçek değerimiz, bu güzel evreni keşfetme ve anlama yeteneğimizde yatıyor. İnsanlar, dünya var olduğu günden bu gününe gelinceye kadar, önce masalları, destanları, hikayeleri ve mitolojinin sıra dışı gösterilerini çağırdılar. Düşlerden ve ümitlerden süzülen masallar, mitolojinin sıra dışı gösterileri her zaman yanlarındaydı. Yanıtların dili değişse bile, özü hiç değişmiyordu. ‘’Simurglar, namı diğer

Yeni Soluk
YUKARI