Mustafa Esmer Cengiz

Kapı önü

mustafaesmercengiz@yenisoluk.com

Birikimli, zeki, farklı. “Böyle gelmiş, böyle gider” diyenlerden değil. Ona göre Mersin Türkiye’nin, hatta dünyanın göz bebeği bir kent olabilir. Akdeniz’in incisi olabilir. Öyle değil mi zaten; değil. Bir yağmur yağmayagörsün; sokaklar, caddeler derya deniz. Turizm nanay; narenciye kendi halinde, sanayisi ite kaka… Şiştikçe şişen, yönünü şaşırmış bir acayip kent! Sanat mı, kültür mü; nerde

Al sana yazmak istemediğim bir yazı daha! Görmezden gelsen olmaz, yazsan kalemin kanar, yazmasan bir ömür boyu vicdan. Erkenden kalktım; Mersin’in en uzak ilçelerinden birine gidilecek, bu dava izlenecek önce. Gittim. Gitmez olsaydım, görmez olsaydım, duymaz olsaydım . Adamın biri… Ne adamı! Adam madam değil, insan kılığında bir acayip yaratık. Ve başı örtülü , ayağı

29 Ekim 1923. Kimsesizlerin kimsesi dediğimiz Cumhuriyetin kuruluşu tam 94 yıl olmuş. Nice nice yıllara. Cumhuriyet kavramı 1923’lerden çok daha önceleri Mustafa Kemalin kafasında şekillenmiş duruyordu. Bunu Atatürk’ün Harbiye yıllarına dek götürebiliriz. İstanbul’dan kalkan Bandırma Vapuru’nda Anadolu’a gelen Cumhuriyet de vardı. Ama açıklanmazdan önce yapılacak işlerin yapılması, zaferlerin kazanılması gerekiyordu. Öyle de oldu. Vatanımızı aralarında

Şaşırtıcı bir haber düştü ajanslara: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Adalet” için yürüme kararı aldı. Tek başına da olsa. Hedef, İstanbul Maltepe. Tam 450 km. Kimsenin inanası gelmedi ilkin. Bugüne dek bu kadar yol yürünmemişti çünkü. Ankara Güvenpark’tan yola çıkıldı ertesi sabah. Yalnız değildi. Kararlıydılar, inançlıydılar. Duyan koştu; ben durur muyum. İçerde yüzlerce gazeteci yatıyordu.

Sabah’ın erken saatlerinde,CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Fatma Köse,K.K MYK üyesi Nevin Zaimoğlu ve Adana Kadın Kolları İl Başkanı Yasemin Yılmaz’la Adana’dan Toros Dağları’nı döne döne çıkıyoruz. Engin kara bulutlar bize eşlik ediyor. Toros Dağları’nda yas var. Bu yassı tutmak için #aladağ yoluna düşenler olmuş. Aladağ ilçesine varıyoruz. Aladağ sessiz,hüzünlü.Bizi Aladağ ilçe başkanı Zeki Erkan

Kiminin adı Bahar, kiminin Gül, Yasemin, Nehir… Bizimkinin adı : Cimcime. Bir basın açıklamasında en iyi kareyi yakalayabilme telaşındayım; omzuma bir el dokundu; baktım. Ufak tefek, şirin mi şirin bir kadın. “Beni de yaz!” deyip duruyor. Belli ki bir derdi var; eşelemeliyim. İlgilendim iş bitimi. Oracıkta bir yerlere oturduk, çay söyledim ,içtik; dertleştik. Toplumsal bir

Yıl 1920. Bitmiş tükenmiş bir imparatorluk. Hasta adam umarsız; güçlü bir devletin himayesi altına girmeyi düşünüyor; yarı aydınlar mandacılığı tartışıyor. Savaşlardan yorgun düşmüş bir Anadolu var ortada. Mustafa Kemal hazmedemiyor bağımlılığı; onun için ölümden beter bu. Yurdun dört bir yanına haber salıyor; halkın seçtiği temsilcileri çağırıyor Sivas’a. En zor koşullarda, her şeye rağmen ilk meclis

Şu bizim Murat da işini biliyor doğrusu. Gençlerin nabzına göre çalıyor bu akşam. Gençler de eşlik ediyor devrimci türkülere. Kadehler kalkıyor, kadehler iniyor durmadan. Kalabalık bir grup. Birleştirilen iki masa tıklım tıklım.Yan tarafta biz. Coşkuları bizi de coşturuyor. Gençlerden biri “ Sabahattin Ali” diyor. Olmaz olur mu! Murat dokunuyor sazın teline. “ Başın öne eğilmesin”

Bu kartpostal standını görünce yıllar öncesine gittim. Bayram önceleri, yılbaşı öncelerini düşündüm derin derin. Birbirinden farklı, birbirinden güzel, yaldızlı, siyah-beyaz, rengarenk fotoğraflar… Hepsini alası gelirdi insanın; ama… Saatlerce bakar, kime, hangisini göndereyim diye uzun uzun düşünür; bu arada hesap kitap filan… Öyle kartpostallar olurdu ki en sevdiğinize bile göndermeye kıyamazdınız; kendinize saklardınız. Sevdalarımızı, özlemlerimizi ordan

Bir çay bahçesindeyim; masamda elle tutulur birkaç gazete, birkaç dergi. Havada uçak uğultuları. Yüreğim pır pır! Acaba nerede, kimler ölüyor yine? Dünyayı dinliyorum. Çocuğunu korurken ölen babalar geliyor gözlerimin önüne, anneler geliyor. Kimsenin bunu yapmaya hakkı yok , diyorum; yapıyorlar. Çayımdan bir yudum daha alıyorum. Çay, tavşan kanı değil, insan kanı. Kulaklarımda insan öldüren silahların

Yeni Soluk
YUKARI