MFatih Güçlü

Buzdağı Altı Sohbetleri

mfatihguclu@yenisoluk.com

İlk Farkındalık Son on yıl içinde izlediğim en önemli filmlerden birisidir; “Apocalypto”. Her ne kadar tarihçiler tarafından salt tarihsel gerçekleri yansıtmadığı gerekçesiyle eleştirilmiş olsa da Mel Gibson’ın yönetmenliğini yaptığı film, “Hiçbir toplumun önce kendi içinde çökmeden dışarıdan fethedilebilmesi asla mümkün değildir.- W. Durant” düstüru ile başlayıp Maya imparatorluğunda kuraklığın ve hastalığın kol gezdiği bir dönemde

Sene 1979, o zamanlar babamın memuriyeti nedeni ile Zonguldak’ta ikamet ediyorduk ve her sene yaz tatilinde İstanbul’a anneannemlerin yanına gelirdik. 1979 yazında kuzenim ile evde sıkılırken annem ve yengem değişiklik olsun diye dayıma çocukları sinemaya götürmesini rica ettiler ki muhtemelen bu sayede çarşı pazarı rahat rahat birlikte dolaşabileceklerdi. Dayım sinemalarda neler var açtı gazeteyi şöyle

Her çocuğun kafasında bir idoldür babası, onun kahramanıdır. Rol model olarak dikkate alacağı ilk kişiliklerden birisidir. Çocukların doğumdan itibaren ilk yakın ilişki kurdukları insanlardan olan baba, toplumumuzda gücün, sağlamlığın, iradenin, otoritenin sembolü olmuştur hep. Ama aynı zamanda da şefkatin, koruyup kollamanın, hakkaniyetin de sembolü olmuştur, “Babacan” terimi kanımca bu değerler kaynaklıdır. Korunup gözetilmek için “Kurtar

Geçenlerde internet alan adımın servis sağlayıcısından bir e-posta geldi, e-postada aynen şunlar yazmaktaydı; “Kontrol ettiğimizde domainlerinizin nameserverlarını güncellemediğinizi görmekteyiz. Yarın mesai saatlerimiz içerisinde eski sunucumuz kapatılacaktır. Bu nedenle acil olarak en kısa sürede aşağıdaki domainleriniz için nameserver güncelleme işlemlerini tamamlamanızı rica ederiz. “mfatihguclu.com” domainlerinizin nameserverlarını aşağıdaki şekilde yönlendirerek tarafımıza geri dönüş yapmanızı rica ederiz.” Bu

Birçoğumuz “Hukuk neden var?” sorusunun yanıtının hukuk fakültelerinde geleceğin hukukçularına öğretilmesi gereken en önemli şeylerden birisi olduğunu düşünürüz. Hukuk fakültesine giren genç hukukçu adayı bu sorunun bilincinde olmalıdır ki ileride yapacağı mesleğin temellerini iyi bir şekilde içselleştirebilsin ve mesleğini en doğru biçimde icra edebilsin. Evet, bu doğrudur, fakat çok daha doğrusu; hukuk fakültesi öğrencisinin hukukçu

“Zor günler.” dediğimiz dönemler vardır insan hayatında. Örneğin kendimiz veyahut bir yakınımız hastalanmıştır, maddi zorluklar içerisindeyizdir ya da iş yoğunluğundan başımızı kaldıracak halimiz yoktur. Veyahut aile yaşantımızda sıkıntılar vardır, sevdiğimiz dostlarımızın yanlış hareketleri bizi üzmüştür, yaralamıştır. Bu gibi durumlarda içimizde bir sıkıntı oluşur, sıkıntı öfkeye de dönüşebilir hüzne de… İşte bu aşamada insan içinde olumluya

“Aaaah ah nerede o eski bayramlar!” dendiğini duymuşunuzdur bazı büyüklerimizden. Her nedense o büyükler eski bayramların ne farklılığı vardı gelip size detaylı olarak anlatmamışlardır bir türlü. Herkesin kendi yaşadığı kendine güzel gelir. Kendi anılarıyla, yaşam deneyimleriyle, içinde bulunduğu kültürle kendi gerçekliğini oluşturmuştur çünkü. Çekip onu bir kenara “Ya kardeşim nedir bu eski bayramlardaki güzellikler anlat

– NORMALLİĞİN SARHOŞLUĞU II – Üniversite yıllarında seyrettiğim bir film aklıma geldi geçenlerde; İngilizcesi “They Live”, Türkçesi “Yaşıyorlar.” Filmde, insanlar farkında olmadan, onların kılığına girerek dünyayı ele geçirip yöneten parazit bir uzaylı ırkın farkına varan ve geri kalan insanların da bu durumun farkına varmasını amaçlayan bir avuç kahramanın hikâyesi anlatılıyordu. Yer altında uzaylılarla mücadele için

Doğan Cüceloğlu’nun “Savaşçı” isimli kitabının “Sorumluluk” kavramının anlatıldığı 195. sayfasında kızının kendisine anlattığı şöyle bir anekdottan bahsedilir; “Vernon adında bir fizyoloji profesörü Nobel ödülü almış. Öğrencilerinden biri ödülden sonra ki ilk derste, hocaya şu soruyu sormuş: “Fizyoloji alanında bu ülkede üç binin üzerinde bilim adamı var. Bu kadar bilim adamının arasında, bu ödüle niçin ‘siz’

Sevdiğim yönetmenlerden biri olan Luc Besson’un gençken izlediğim ve sevdiğim bir filmi vardı: “Derinlik Sarhoşluğu”. Denize ve dalmaya âşık ve hatta deniz ile bütünleşmeyi bir yaşam tarzı haline getirmiş bir dalgıcın hayat hikâyesini anlatıyordu film. Dalgıç denizin derinlerinde yaşadığı sarhoşluğa o kadar kendini kaptırıyordu ve o kadar bunu bir tutku haline getiriyordu ki denizin derinlerinde

Yeni Soluk
YUKARI
KATEGORİLER