MFatih Güçlü

Buzdağı Altı Sohbetleri

mfatihguclu@yenisoluk.com

EGO SİSTEM II- Bir çocuk düşünün doğup büyüdüğü ailede ona, onda bir tuhaflık var gözüyle bakılıyor. Ailesinin doğru bildiği şekilde yetişmesi isteniyor ama aslında ailesinin doğru diye bildiği ve iyi niyetle çocuğuna uygulatmaya çalıştığı kurallar insanın öz varlığına aykırı; onu bu hayatta özünü gerçekleştirmekten alıkoyan kurallar. Bu çocuğun kibirli, dediğim dedik, sert mizaca sahip bir

2017’ye yeni umutlarla girerken elim bir terör saldırısı ile uyandık sabah sabah. Yılbaşı kutluyorlar diye acımasızca öldürülen masum insanlar! Bu olaya artık ne yorumda bulunacağımı bilemedim, işin özetini dört farklı yazara bırakayım dedim; Ahmet Hakan, Doğan Cüceloğlu, George Orwell ve Dante Alighieri. Sayın Ahmet Hakan 03.01.2017 tarihli köşe yazısında diyor ki; “SANA NE’ DEMEYİ ÖĞRENMELİYİZ!”

Daha o zaman anaokuluna gidiyorum, küçüğüm, miniciğim… Kafamda saçımın, hatta kâküllümün olduğu dönemler… O zamanlar kâğıt peçeteler yok, annelerimiz bezden peçeteler yapıyorlar bizim için. Yemekten sonra elimizi ağzımızı silmek için yanımızda taşıyoruz. Hatta o kadar ki kâğıt mendiller de yok, bezden mendiller var. İşte o bez peçeteyi her hafta yıkanması için gönderiyorlar anneme, annem de

10 yıldan fazla oldu tam hatırlayamıyorum, bir kitabevinde dolaşıyorum, bir baktım bir köşede toplum bilimci Sayın Emre Kongar’ın kitapları sergileniyor, daha ziyade o döneme kadar da kişisel gelişim ve psikoloji kitapları ile haşir neşir olmuşum, önce kendimi sonra toplumu sorgular bir hale gelmişim. Sayın Kongar’ın kitapları sanki o gün bana “Sende bir halka eksik, bunu

Çocukken izlediğim bazı dizilerin izleri hala bugün bendeki yerlerini koruyor. Bir 80’ler kuşağı çocuğu olarak “Kaçak” gibi, “Dallas” gibi “Şahin Tepesi” gibi ya da aksiyonu bol “A Takımı”, “Kara Şimşek”, “Savaş yıldızı Galaktika” , “Hava Kurdu” , “Ziyaretçiler” vb. gibi dizilerin o dönem televizyon kanallarının bu kadar fazla olmaması karşısında bizim kuşakta önemli bir etki

Her yönüyle farklı bir karakterdir annem, onu geniş anlamda anlatmak için ayrı bir makale kaleme almam gerekir. Hakkını koruyan, sorgulayan, aklını işleten, kişilik sahibi, her ne kadar sonradan babamdan almış da olsa soyadına yakışan güçlü bir kadındır. Bu yönüyle bana örnek olmuş hayatımdaki nadide insanlardan birisidir. İşte, babamın ölümünden sonra ilk kez yazlığa yalnız gitti

Sevdiğim filmlerden birisidir Avatar, insanın hırsı uğruna doğal güzelliklere, hiç empati kurmadan nasıl zarar verdiğini anlatır. Tamamıyla ayrı bir makale konusudur, onu ayrıca ele alırım belki bir gün, ama burada örneksemek için filmin bir sahnesinden bahsetmek istiyorum. Pandora gezegeninde yaşayan varlıkların vücudu ile birleşen ve bu sebeple gezegene doğal uyum sağlayan filmin kahramanı, gezegende yaptığı

Beni bilenler bilir, çocukluğumdan beri kedi severim. Ne zaman sokakta bir kedi görsem hemen gidip başını okşarım. Her zaman da evde kedimiz olmuştur, severken mırlaması insana huzur verir, haşarılıkları güldürür, fazlası sinirlendirir, özgür ve kişilikli tavırları örnek aldırır. Bazıları, minicik bir yavru kedi gördüğünde korkudan yerinden zıplayıp tiksinse de ben kediciyimdir, hep de böyleydim hep

80’li yılların kült filmlerindendir “Mad Max”, yani “Çılgın Max”. Film yakın gelecekte geçer ve Max, gelecekte görev yapan bir polis memurudur. Kanunsuzluk, keyfilik, suç işlenme oranları almış başını gitmiştir, bu nedenle o dönem hızlı ve gelişmiş polis arabaları olsa da polislik mesleği en zor yapılacak mesleklerden birisidir. Max gibi o dönem polislik mesleğini icra edenlerin

İlk Farkındalık Son on yıl içinde izlediğim en önemli filmlerden birisidir; “Apocalypto”. Her ne kadar tarihçiler tarafından salt tarihsel gerçekleri yansıtmadığı gerekçesiyle eleştirilmiş olsa da Mel Gibson’ın yönetmenliğini yaptığı film, “Hiçbir toplumun önce kendi içinde çökmeden dışarıdan fethedilebilmesi asla mümkün değildir.- W. Durant” düstüru ile başlayıp Maya imparatorluğunda kuraklığın ve hastalığın kol gezdiği bir dönemde

Yeni Soluk
YUKARI