Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Fazilet yoksul bir ailenin kızıdır. Çocukluğu başka çocukların elbiselerine, oyuncaklarına iç çekerek bir gün benimde olacak avunmalarıyla geçmiş. Gençliği günün modası olan gençlik hareketleriyle bazen var bazen yok olarak kesik kesik sürmüş, bu gençlik sürecinde geleceği adına çok şeyler tecrübe etmiştir. Faziletin içsel dürtüleri vardır, kendisine yapıldığını sandığı haksızlığa tahammülü yoktur. Zenginden intikam almak için

Gezi yazıları Gezi parkı sürecinde yeğenimin bir iş kazası sonucu vefat etmesi sonucu sadece İstanbul’dan üç gün ayrı kaldık. Bir günde rahatsızlığımız nedeniyle gidemedik, geri kalan günlerin tamamında bazı günler biraz az biraz çok olmak üzere hemen her gün, son seferimizde ise iki gün bir gece uykusuz olarak Taksimdeydik. Olayları çıplak gözle izleme imkânımız oldu.

Ne yazık ki CHP, denenmişleri deneyerek bir yerlere varmaya çalışıyor. Yine; Ne yazık ki CHP aşağıdan yukarı adı demokrasi olan, lakin demokrasiyle ‘uzak yakın hiçbir akrabalığı olmayan’ eşrafın zorlamasıyla, kutsal çıkar ittifakları yaparak oluşturulan ‘il ve ilçe’ yönetimlerine dağıttığı akide şekeriyle ‘seçmeni şerbetçi kazanında boğmaya devam ediyor’. Meziyetli, yetenekli, basiretli yönetici/iş üretmekten uzak. Birbirleriyle uğraşmaktan

hasanhinisli@gmail.com Acıyı bal eyledik demiş şair. Evet, acıyı ekmeğimize katık, çıkınımıza azık ettik. Gecemize gündüz, gündüzümüze güneş eyledik. Acıyı bugün deminde yaşıyor ve bundan sonrada yaşayacağız. İnsanın doğası gereği son durağa yaklaştıkça kabullenmek daha kolaylaşacak sanırdım, hiçte öyle olmuyormuş, nüfus kâğıdı eskidikçe duygusallık daha da kök salıp yeşeriyor, göz pınarları daha çabuk doluyor yürek çarpıntısı

İlk önce Timsah gözyaşları ne demek, kim ne diyor diye bakalım. Söylenene göre timsahlar avını yuttuktan sonra yas tutarmış. Buradan yola çıkılırsa “timsah gözyaşları” bilinenin aksine ‘gerçekle’ hiçbir ilgisi yok gibi duruyor. Timsahların ağlama görüntüsü aslında fizyolojik bir olaydır diyene de rastlamak mümkün. Şöyle ki vücutta biriken fazla tuzlar göz kenarında bulunan bir çift bez

Yıl 1977. 16 yaşındayım. Büyüklerimizin deyimiyle yaşım gereği aklım bir karış havada. Sanırım o günlerde bu günlere nazaran daha erken büyüyorduk. Ülkede Milliyetçi Cephe Koalisyon hükümeti var. Başbakan Süleyman Demirel, yardımcıları Necmettin Erbakan, Turhan Feyzioğlu ve Alparslan Türkeş. Pek hatırlamıyorum abilerimiz söylüyordu ‘Bir önceki yıl 1 Mayıs 1976 İşçi Bayramı gösterisi görkemli geçmiş’ bu yılında

hasanhinisli@gmail.com Gece ölüpte zamanı boşa harcayıp sabah hiçbir şey olmamış gibi dirilen bedenime söverim. Yüzümü yıkamak için musluktan suyun yerine gelen tısss sesine, aynaya bakıp uzayan sakalıma, geceyi boşa harcayıp ta utanmadan biraz daha uyuyayım diyen gözlerime bakıp bakıp söverim. Kahvaltıya oturunca, günde üç öğün tıkınmak zorunda bırakan mideme söverim. Evden her çıkışımda kendimizi birilerine

Hasan Hınıslı “Tükenmez Kalem” hasanhinisli@gmail.com Yazımıza hızlı bir giriş yapalım ve peşinden farklılıkları koyarak devam edelim. Delegelik sistemi muhakkak kaldırılmalı. Partideki her aşamadaki yönetici, üyeler tarafından geniş katılımla seçilmeli veya aktif/pasif üye seçeneğine geçilerek tabanda muhakkak en geniş şekilde aktif üyelerin belirleyeceği temsilciler ile kademeli seçimler yapılmalı! Bu temsilciler tabandan tavana en genişten başlayarak makul

Savaş, ölümdür, kandır, zulümdür, kopan kollar bacaklardır. Savaş, yoksulluktur, kıtlıktır, hastalıktır, açlıktır. Savaş, stokçuluktur, karaborsadır, az mal ile çok para kazanmaktır. Savaş, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yaparken ölen hep fakir çocukları olur! Çocuklarınızın yanınızda olması için savaşa hayır deyin… Dünyanın her yerinde “Türkiye sınırlarını teröristlerin geçişine açık tutuyor, kapatsın” diyenlere aldırmayan bir hükümetin

CHP yöneticileri Baykal’la başlayan ve yıllarca süren, örgüt içinde CHP’yi ideoloji partisi yapan değerleri değil, kendi makamlarını güçlendirecek, kendilerini savunacak, kendilerini koruyacak tedbirler almayı tercih ederek katılımcı demokrasiden, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerinden uzaklaşmışlardır. “örgüt çalışmalarında tüzük hükümlerinin uygulanmaması veya eksikliğini duydukça tüzük yenilemeleri yapmaları gibi tüzükte demokrasiyle çelişen birçok hükmün bulunmasına rağmen halen iyileştirilmemesi bunun

Yeni Soluk
YUKARI