Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

‘İyi insan’ olmak övünülecek bir meziyet değildir. Aksine ‘iyi insan’ olmak insanın fıtratıdır, görevidir, hatta zorunluluk halidir. AKP İstanbul İl Başkanlığına siyah çelenk koymayı destekledim, Ankara İl Başkanlığının Genel Merkezde düzenlediği “Yanındayız Kılıçdaroğlu” etkinliğini bizzat Ankara’ya giderek orada oldum. Sosyal medyada profil fotoğrafımı da Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafı yaptım. Sonuçta mazlumun yanında olduğumuzu söylememize gerek yok, sürekliliğinden

12 Eylül darbesiyle sindirilen muhalif mücadele, askerin kışlaya çekilmesiyle tekrar başkaldırmış, özellikle de Güneydoğu’da ayrılıkçı yönü ağır basan bir şekle dönmeye başlamıştır. Bunu gören 12 Eylül’de başarılı olamayan derin adamlar, kolları sıvayıp tekrar işbaşı yapmıştır. 80’li yılların sonlarında Güneydoğu’da da ortaya çıkartılan veya çıkmasına sessiz kalınan Hizbullah isimli yapay örgüt, özellikle Güneydoğu halkına karşı derin

Tarihsel sürece baktığımızda üretim biçimi toplumların sosyoekonomik yapısıyla birlikte değişime uğramıştır. Bir ülkedeki üretim ilişkileri o ülkenin sosyoekonomik yapısını ve örf, adet gelenek gibi birçok folklorik özeliklerini de beraberinde değiştirir. Bu değişimler özellikle batı toplumlarında doğu toplumlarına göre daha da çabuk olur. Doğu toplumlarının birçok yerinde Kapitalizme eklemlenmiş feodaliteden bahsetmek olasıdır. Lakin bu durum batı

Fazilet yoksul bir ailenin kızıdır. Çocukluğu başka çocukların elbiselerine, oyuncaklarına iç çekerek bir gün benimde olacak avunmalarıyla geçmiş. Gençliği günün modası olan gençlik hareketleriyle bazen var bazen yok olarak kesik kesik sürmüş, bu gençlik sürecinde geleceği adına çok şeyler tecrübe etmiştir. Faziletin içsel dürtüleri vardır, kendisine yapıldığını sandığı haksızlığa tahammülü yoktur. Zenginden intikam almak için

Gezi yazıları Gezi parkı sürecinde yeğenimin bir iş kazası sonucu vefat etmesi sonucu sadece İstanbul’dan üç gün ayrı kaldık. Bir günde rahatsızlığımız nedeniyle gidemedik, geri kalan günlerin tamamında bazı günler biraz az biraz çok olmak üzere hemen her gün, son seferimizde ise iki gün bir gece uykusuz olarak Taksimdeydik. Olayları çıplak gözle izleme imkânımız oldu.

Ne yazık ki CHP, denenmişleri deneyerek bir yerlere varmaya çalışıyor. Yine; Ne yazık ki CHP aşağıdan yukarı adı demokrasi olan, lakin demokrasiyle ‘uzak yakın hiçbir akrabalığı olmayan’ eşrafın zorlamasıyla, kutsal çıkar ittifakları yaparak oluşturulan ‘il ve ilçe’ yönetimlerine dağıttığı akide şekeriyle ‘seçmeni şerbetçi kazanında boğmaya devam ediyor’. Meziyetli, yetenekli, basiretli yönetici/iş üretmekten uzak. Birbirleriyle uğraşmaktan

hasanhinisli@gmail.com Acıyı bal eyledik demiş şair. Evet, acıyı ekmeğimize katık, çıkınımıza azık ettik. Gecemize gündüz, gündüzümüze güneş eyledik. Acıyı bugün deminde yaşıyor ve bundan sonrada yaşayacağız. İnsanın doğası gereği son durağa yaklaştıkça kabullenmek daha kolaylaşacak sanırdım, hiçte öyle olmuyormuş, nüfus kâğıdı eskidikçe duygusallık daha da kök salıp yeşeriyor, göz pınarları daha çabuk doluyor yürek çarpıntısı

İlk önce Timsah gözyaşları ne demek, kim ne diyor diye bakalım. Söylenene göre timsahlar avını yuttuktan sonra yas tutarmış. Buradan yola çıkılırsa “timsah gözyaşları” bilinenin aksine ‘gerçekle’ hiçbir ilgisi yok gibi duruyor. Timsahların ağlama görüntüsü aslında fizyolojik bir olaydır diyene de rastlamak mümkün. Şöyle ki vücutta biriken fazla tuzlar göz kenarında bulunan bir çift bez

Yıl 1977. 16 yaşındayım. Büyüklerimizin deyimiyle yaşım gereği aklım bir karış havada. Sanırım o günlerde bu günlere nazaran daha erken büyüyorduk. Ülkede Milliyetçi Cephe Koalisyon hükümeti var. Başbakan Süleyman Demirel, yardımcıları Necmettin Erbakan, Turhan Feyzioğlu ve Alparslan Türkeş. Pek hatırlamıyorum abilerimiz söylüyordu ‘Bir önceki yıl 1 Mayıs 1976 İşçi Bayramı gösterisi görkemli geçmiş’ bu yılında

hasanhinisli@gmail.com Gece ölüpte zamanı boşa harcayıp sabah hiçbir şey olmamış gibi dirilen bedenime söverim. Yüzümü yıkamak için musluktan suyun yerine gelen tısss sesine, aynaya bakıp uzayan sakalıma, geceyi boşa harcayıp ta utanmadan biraz daha uyuyayım diyen gözlerime bakıp bakıp söverim. Kahvaltıya oturunca, günde üç öğün tıkınmak zorunda bırakan mideme söverim. Evden her çıkışımda kendimizi birilerine

Yeni Soluk
YUKARI