Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Barıştan korkan savaşı körükler, savaş çıkartır. Ancak savaşa ne kendi çocuklarını nede yakınlarından herhangi birini yollar. Savaş çığırtkanları genellikle silik, korkak, sinsi yapıdaki insanlardır! Geçen yıllarda ulvi bir sözden ilham almış, birazda revize ederek yazmışız. Tekrar edelim; “Makam mevki ve hırsın esiri olmayacaksın, Azmin efendisi olacaksın, Ne kadar çok şey bilirsen bil, Yeni bir şey

İlk söylenişte portakalı hatırlatmasına rağmen asla bir meyve değildir. Hatta meyveye benzer çağrışım yaptıran tat itibariyle, pek bir benzerliği olmamakla beraber Çengelköy bademi de denilen, lakin kartlaşınca adı hıyar olan meyveye biçim olarak çok benzemekte olup, bu hıyarlaşan guruba dâhil olmak isteyenler ise toplumumuzda hiçte azımsanmayacak kadar bir kuru kalabalık teşkil etmektedirler.Sinemaya Tiyatroya gidersin sağa

Darbe ölümdür, kandır, zulümdür! 15 Temmuz saat 23.14 de sosyal medyada “Tavşan darbesine benziyor. Birileri ilahlaşabilir!” demişiz. Açıklamanın ardından sorulan sorulardan birine şöyle cevap vermişim;  “12 Eylül’ü cezaevinde karşılayan biri olarak; Bir grubun başkaldırısı gibi geliyor. Yapanlar başaramazsa kime yapıldıysa yapılan kişi mağdur olup ilahlaşır!”. Hemen peşinden şöyle bir açıklamada daha yaparak 16 Temmuz’a geçmişiz;

‘Siyaset’ toplum yararına yapılan fedakârlık isteyen bir iştir. Toplumun birlikte yaşaması için aslolan ortak işlerini kamu adına yapmak için gönüllü olarak sorumluluk üstlenmektir. Bu nedenle siyasete girenler kendini aşan, toplumsal bilinci ve kamusal sorumluluğu gelişmiş kişiler olmalıdır. Bireysel çıkarlarını bir kenara bırakarak, bilgisini, zamanını ve tecrübesini kamu yararı için harcamaya adamış kişiler olmalıdır. En azından

‘İyi insan’ olmak övünülecek bir meziyet değildir. Aksine ‘iyi insan’ olmak insanın fıtratıdır, görevidir, hatta zorunluluk halidir. AKP İstanbul İl Başkanlığına siyah çelenk koymayı destekledim, Ankara İl Başkanlığının Genel Merkezde düzenlediği “Yanındayız Kılıçdaroğlu” etkinliğini bizzat Ankara’ya giderek orada oldum. Sosyal medyada profil fotoğrafımı da Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafı yaptım. Sonuçta mazlumun yanında olduğumuzu söylememize gerek yok, sürekliliğinden

12 Eylül darbesiyle sindirilen muhalif mücadele, askerin kışlaya çekilmesiyle tekrar başkaldırmış, özellikle de Güneydoğu’da ayrılıkçı yönü ağır basan bir şekle dönmeye başlamıştır. Bunu gören 12 Eylül’de başarılı olamayan derin adamlar, kolları sıvayıp tekrar işbaşı yapmıştır. 80’li yılların sonlarında Güneydoğu’da da ortaya çıkartılan veya çıkmasına sessiz kalınan Hizbullah isimli yapay örgüt, özellikle Güneydoğu halkına karşı derin

Tarihsel sürece baktığımızda üretim biçimi toplumların sosyoekonomik yapısıyla birlikte değişime uğramıştır. Bir ülkedeki üretim ilişkileri o ülkenin sosyoekonomik yapısını ve örf, adet gelenek gibi birçok folklorik özeliklerini de beraberinde değiştirir. Bu değişimler özellikle batı toplumlarında doğu toplumlarına göre daha da çabuk olur. Doğu toplumlarının birçok yerinde Kapitalizme eklemlenmiş feodaliteden bahsetmek olasıdır. Lakin bu durum batı

Fazilet yoksul bir ailenin kızıdır. Çocukluğu başka çocukların elbiselerine, oyuncaklarına iç çekerek bir gün benimde olacak avunmalarıyla geçmiş. Gençliği günün modası olan gençlik hareketleriyle bazen var bazen yok olarak kesik kesik sürmüş, bu gençlik sürecinde geleceği adına çok şeyler tecrübe etmiştir. Faziletin içsel dürtüleri vardır, kendisine yapıldığını sandığı haksızlığa tahammülü yoktur. Zenginden intikam almak için

Gezi yazıları Gezi parkı sürecinde yeğenimin bir iş kazası sonucu vefat etmesi sonucu sadece İstanbul’dan üç gün ayrı kaldık. Bir günde rahatsızlığımız nedeniyle gidemedik, geri kalan günlerin tamamında bazı günler biraz az biraz çok olmak üzere hemen her gün, son seferimizde ise iki gün bir gece uykusuz olarak Taksimdeydik. Olayları çıplak gözle izleme imkânımız oldu.

Ne yazık ki CHP, denenmişleri deneyerek bir yerlere varmaya çalışıyor. Yine; Ne yazık ki CHP aşağıdan yukarı adı demokrasi olan, lakin demokrasiyle ‘uzak yakın hiçbir akrabalığı olmayan’ eşrafın zorlamasıyla, kutsal çıkar ittifakları yaparak oluşturulan ‘il ve ilçe’ yönetimlerine dağıttığı akide şekeriyle ‘seçmeni şerbetçi kazanında boğmaya devam ediyor’. Meziyetli, yetenekli, basiretli yönetici/iş üretmekten uzak. Birbirleriyle uğraşmaktan

Yeni Soluk
YUKARI