Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Bugün yazı yazmayacağım, bu gün sadece Newyork Valisi Guiliani’nin “Kırık cam” teorisini anlatacağım, daha doğrusu ana temanın tamamının alıntı olduğu bu yazıyı size aktaracağım. Amerika’da, şehir merkezindeki bazı binalar gayet iyi durumdayken bazılarının harabe durumunda olmasının gerekçesini bulmak için yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış bir tetikleme mekanizmasıdır. Bir bina nasıl harabeye döner sorusuna, kırık bir

Sen gidince merak etme her şeyin gidecektir. En yakınındaki yakınlarının yarattıkları küçük dünyalarında, artık sana ayıracak belki kısa süreliğine, bir anıları olacak. Belki de, bir süreliğinde olsa yakınım dediklerin, kardeşlerinin evlerinin duvarında bir fotoğrafın asılı kalacak. Gelen giden ‘kim bu’ diye soracak. Çok kısa bir cevap, ‘kardeşim’ olacak. Onlar, küçük dünyalarında beyaz eşyalarını daha iyisiyle

‘Şark kurnazları’, en güvenilmeyecek kişiler arasında yerini alması gereken insanlardandır. Birlikte bir işe giriştiğiniz zaman; her ne kadar iyimser yaklaşım sergileyip sizin yanınızdaymış hissi uyandırsa da, bu güvenin altında mutlaka kendi çıkarını koruyan ya da sizi görünmez bir çukura doğru itmeye çalışan bir düşünce olduğuna inanırım. Eğer bir karar alıyorsanız mutlaka her ihtimali göz önüne

‘Geçmişte yaşamak’ hızlı tren de ters koltuklara oturmak gibidir. Gideceğiniz yoları değil, geçtiğiniz yolları görürsünüz. Aslında çok anlamsızdır çokta sıkıcıdır. Yollar geçer, zaman geçer ama o yolları bir türlü arkanızda bırakamazsınız. Sürekli baktığınız yöndedir! ‘Gelecek’ yolu değil, ‘geçtiğiniz’ yolu görürsünüz… Bazen dışarı bakmak istemezsiniz, başınızı döndürür, midenizi bulandırır. Normal olanı; doğru koltuğa oturup, ileriye, gideceğiniz

Bu kaos ortamından ülkeyi ancak CHP düzlüğe çıkartabilir. Lakin önce kendisini; güçlü, iradeli, herkesi kapsayan bir öncü konumuna getirmeli. Bunun içinde ilk işi makam koltuk menfaat için köşeleri kapmış (özellikle Müteahhit) olanlardan silkelenip derhal kaos ortamından kurtuluş mücadelesi başlatmalı… CHP, tereddütlü, çekimser, korkak, silik bir yol izlediği sürece hiçbir şeye alternatif olmaz… CHP pasif liderlik

Acıyı çok kereler çok yerde tattım. Yaşlandıkça acıyı kabullenmek daha kolaylaşacak sanardım, hiçte öyle değilmiş. Nüfus kâğıdı eskidikçe duygusallık dahada kök salıp yeşeriyor. Göz pınarları daha çabuk doluyor, yürek çarpıntısı ağırlaştıkça ağırlaşıyor. Genç İnan Yaşık’la başlayıp ikinci baharında Hasan Çelebiyi uzun koşuda yakalamıştı. Sonra Gülseren Altuner’i gözüne kestirmiş bir süre sonra Gültekin Toluay’ı alıverdi. Biraz

Onlar söylenilmezdir, anlatılmaları ayıpmış vede günah. Hele ki yazılmaları asla. Onlara âşık olmak yüreğinizi en zula yerinde saklıdır. Onlarsız hayat çekilmez. Her şeye rağmen onlar söylenilmez, çünkü onlar saklıdırlar! Şair; Ne kadınlar severde adı olmaz. Çünkü, ‘kadın hakkın en uzağında, mahremin en tuzağındadır.’ Kimileri için ise kadın, sadece kadındır. Rakılarına meze, âlemlerine dansöz, evlerine hizmetçi,

Her ne kadar İmamın kayığı dense de aslında İstanbul’a özgü sokak jargonu olup, Hıristiyanların ürettiği “papazın kayığı” lafının Müslümanlarca uyarlanmasıdır. Antik çağda ruhların Araf’ta kalmaması için, tabutların nehir üzerinden geçirilmesi gerektiği inancı varmış; bunun sebebi iki dünya arasında su olduğu düşüncesiymiş. Bu inanç günümüze kadar gelmesi sebebiyle, İmamın veya Papazın kayığı ismini almış olabileceği varsayımdır.

Seçme yazılar Delegenin sözlük tanımı; Kendisine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimse, murahhas, elçi. Diğer bir tanımı ise; Seçilmiş kişi oluyormuş! Devlet, parti, sendika, spor kulübü vb kuruluşları toplantılarda temsil eden kimse. Bilimsel toplantılara bildiri sunmak üzere katılan kimse, katılımcı. Peki delege nasıl seçilir, kimler ne için onun delege olmasını sağlar, delege

Hasan Hınıslı-Seçme Yazılar Kentli, köylü kendinde bu cesareti gören tüm liyakatli insanlar ‘muhakkak siyaset yapmalı’ diyerek bu yazıya başlayalım: Tarihsel sürece baktığımızda üretim biçimi toplumların sosyoekonomik yapısıyla birlikte değişime uğramıştır. Bir ülkedeki üretim ilişkileri o ülkenin sosyoekonomik yapısını ve örf, adet gelenek gibi birçok folklorik özeliklerini de beraberinde değiştirir. Bu değişimler özellikle batı toplumlarında doğu

Yeni Soluk
YUKARI