Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Günümüzde değişim ile dönekliği birbirine karıştıranların sayısı o kadar çoğaldı ki… “Döneklik ve değişim” nedir, ne değildir, bir de biz değerlendirelim dedik. ‘Değişim’ci; çevrelerindeki değişiklikleri yakından çok iyi takip eder, izler, yenilikçi ve yaratıcı olur. Çevrelerinden ortak düşünceleri dikkate alır, bu aldıkları düşünce ve işlemeleri, toplumsallaştırır. Çevrelerindeki tepkileri öğrenebilmek, ihtiyaç duyulan bilgileri toplayabilmek ve birikimi

Henüz tertemizdik çünkü daha kirlenmemiştik. Güzel hayaller kuruyorduk seninle. Senin adın Devrim, bizim ise Evrim’di. Geleceğimiz olacaktı ülkemizde. Demokrasi bulvarlarında da özgürlük şarkıları söylenecekti. Her şey bizim, halkımızın istediği gibi olacaktı. İnsanın insanca yaşadığı bir ülkenin gülen ama hiç ağlamayan çocuklarının olacağı sistem kurmaktı dileğimiz. Yarı topal adı neyse, demokrasi midir nedir, onu da vurdular,

CHP’yi yakından takip edenler bilirler; CHP’ye ağırlık veren haber portalı ve gazetelerde bir haber çıktı. Haber şöyle: ‘Kılıçdaroğlu CHP MYK’sında değişiklik yapacak.’ Bu haberi biz yenisoluk.com olarak değerlendirmedik. Çünkü biliyoruz ki MYK değişimi artık rutin hale geldi. Kılıçdaroğlu Genel Başkan olduktan sonra Baykal zamanında alışık olmadığımız Kurultay haricinde pek rastlanılmayan MYK değişimini rutin hale getirerek

Barıştan korkan savaşı körükler, savaş çıkartır. Ancak savaşa ne kendi çocuklarını nede yakınlarından herhangi birini yollar. Savaş çığırtkanları genellikle silik, korkak, sinsi yapıdaki insanlardır! Geçen yıllarda ulvi bir sözden ilham almış, birazda revize ederek yazmışız. Tekrar edelim; “Makam mevki ve hırsın esiri olmayacaksın, Azmin efendisi olacaksın, Ne kadar çok şey bilirsen bil, Yeni bir şey

İlk söylenişte portakalı hatırlatmasına rağmen asla bir meyve değildir. Hatta meyveye benzer çağrışım yaptıran tat itibariyle, pek bir benzerliği olmamakla beraber Çengelköy bademi de denilen, lakin kartlaşınca adı hıyar olan meyveye biçim olarak çok benzemekte olup, bu hıyarlaşan guruba dâhil olmak isteyenler ise toplumumuzda hiçte azımsanmayacak kadar bir kuru kalabalık teşkil etmektedirler.Sinemaya Tiyatroya gidersin sağa

Darbe ölümdür, kandır, zulümdür! 15 Temmuz saat 23.14 de sosyal medyada “Tavşan darbesine benziyor. Birileri ilahlaşabilir!” demişiz. Açıklamanın ardından sorulan sorulardan birine şöyle cevap vermişim;  “12 Eylül’ü cezaevinde karşılayan biri olarak; Bir grubun başkaldırısı gibi geliyor. Yapanlar başaramazsa kime yapıldıysa yapılan kişi mağdur olup ilahlaşır!”. Hemen peşinden şöyle bir açıklamada daha yaparak 16 Temmuz’a geçmişiz;

‘Siyaset’ toplum yararına yapılan fedakârlık isteyen bir iştir. Toplumun birlikte yaşaması için aslolan ortak işlerini kamu adına yapmak için gönüllü olarak sorumluluk üstlenmektir. Bu nedenle siyasete girenler kendini aşan, toplumsal bilinci ve kamusal sorumluluğu gelişmiş kişiler olmalıdır. Bireysel çıkarlarını bir kenara bırakarak, bilgisini, zamanını ve tecrübesini kamu yararı için harcamaya adamış kişiler olmalıdır. En azından

‘İyi insan’ olmak övünülecek bir meziyet değildir. Aksine ‘iyi insan’ olmak insanın fıtratıdır, görevidir, hatta zorunluluk halidir. AKP İstanbul İl Başkanlığına siyah çelenk koymayı destekledim, Ankara İl Başkanlığının Genel Merkezde düzenlediği “Yanındayız Kılıçdaroğlu” etkinliğini bizzat Ankara’ya giderek orada oldum. Sosyal medyada profil fotoğrafımı da Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafı yaptım. Sonuçta mazlumun yanında olduğumuzu söylememize gerek yok, sürekliliğinden

12 Eylül darbesiyle sindirilen muhalif mücadele, askerin kışlaya çekilmesiyle tekrar başkaldırmış, özellikle de Güneydoğu’da ayrılıkçı yönü ağır basan bir şekle dönmeye başlamıştır. Bunu gören 12 Eylül’de başarılı olamayan derin adamlar, kolları sıvayıp tekrar işbaşı yapmıştır. 80’li yılların sonlarında Güneydoğu’da da ortaya çıkartılan veya çıkmasına sessiz kalınan Hizbullah isimli yapay örgüt, özellikle Güneydoğu halkına karşı derin

Tarihsel sürece baktığımızda üretim biçimi toplumların sosyoekonomik yapısıyla birlikte değişime uğramıştır. Bir ülkedeki üretim ilişkileri o ülkenin sosyoekonomik yapısını ve örf, adet gelenek gibi birçok folklorik özeliklerini de beraberinde değiştirir. Bu değişimler özellikle batı toplumlarında doğu toplumlarına göre daha da çabuk olur. Doğu toplumlarının birçok yerinde Kapitalizme eklemlenmiş feodaliteden bahsetmek olasıdır. Lakin bu durum batı

Yeni Soluk
YUKARI