Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi “çağın buluşu” Erke Dönergeci denilen süper icat olurda “Devridaim dönergeci” zamane partilerinden nemalanan naylon solcular olmaz mı? Bunların genci, yaşlısı, tecrübelisi, toyu, tümü sosyalist teorinin ve sosyalist hareketin baş belasıdırlar. Kendilerinin farkına varmakta güçlük çekmeyecek olan küçük burjuva solcuların, sosyalist harekete yapabilecekleri en büyük ve tek katkı kenara çekilmeyi bilmek

Aydın olmak kendi bünyesinde yaşayıp başkaları için ölüm dâhil her şeyi göze alacak kadar gözü kara, sözü kararlı, kalemi kılıçtan keskin olabilmektir! Ben aydın olmanın hangi zorluklarda hangi mayınlı yollarda yürümek, ateşten gömleği giymek olduğunu gençliğimde öğrenip bedelini senelerce ve hatta halen ödeyen biriyim. Ayrıca bu tür popülist siyasetin kişiliğime uygun olmadığını sıcak siyasetin içinde

Son zamanlarda vitrinleri süsleyen siyasi modalardan biride “çakma sol” olmaya başladı. Her renkten ve her tipten olanına rastlamak mevcut dâhilinde. Kırmızı, pembe, saks mavisi, eflatun, özelliklede sarı olanı oldukça ilgi topluyor. Model olarak ise yandan cepli, bol paçalı hatta şalvar tiplisi, düşük bellisi bile var. 90lı yılların başında Beyoğlu’nda birden mantar gibi yerden biten sayıları

CHP yöneticileri Baykal’la başlayan ve yıllarca süren, örgüt içinde CHP’yi ideoloji partisi yapan değerleri değil, kendi makamlarını güçlendirecek, kendilerini savunacak, kendilerini koruyacak tedbirler almayı tercih etmişler katılımcı demokrasiden sosyal demokrasinin evrensel ilkelerinden uzaklaşmışlardır. “örgüt çalışmalarında tüzük hükümlerinin uygulanmaması veya eksikliğini duydukça tüzük yenilemeleri yapmaları gibi tüzükte demokrasiyle çelişen birçok hükmün bulunmasına rağmen halen iyileştirilmemesi bunun

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında zaman geldi negatif, zaman geldi pozitif yazılarımız oldu. Kılıçdaroğlu’nun siyasi terbiyesine, devlet adamlığına, dürüstlüğüne, harama ve haksızlığa olan tepkisine, ailesinin bugüne kadar gördüğümüz siyasetçi aile profiline nazaran oldukça üst seviyede olan insanlığına ve bir o kadar da alçak gönüllülüklerine saygı duyarak ‘liderlik’ konusunda verdik veriştirdik. Ta ki, Adalet yürüyüşüne

Bakalım geçen yıldan bu zamana ne değişmiş. darbe midir, darbe girişimi midir ne ise bir yıl içinde ne çözülmüş, ne aydınlanmış. Yoksa aynen bıraktığımız yerde mi duruyor. Geçen yıl 16 Temmuz da yazdığımız yazıyı bir hatırlayalım: “Darbe ölümdür, kandır, zulümdür! 15 Temmuz saat 23.14 de sosyal medyada “Tavşan darbesine benziyor. Birileri ilahlaşabilir!” demişiz. Açıklamanın ardından

Bu yürüyüşle ilgili destan yazsanız okunur, sussanız kabul görür… Biz bu uzun yürüyüş için çok kısa yazacağız. Niye kısa yazacaksın? Sorusuna; ‘Sulandırmamak için’ diyeceğiz. Bu yürüyüşten kendine pay çıkartanlar olduğu gibi, bizim gibi sesiz, kendini göstermeden, bu yürüyüşü Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizzat kendisinin başlattığını ve bütün vebalinin Kılıçdaroğlu’na ait olduğunu, biz gazetecilere ‘iş çıkarttığının farkındayız. Burada

12 Eylül darbesiyle sindirilen muhalif mücadele, askerin kışlaya çekilmesiyle tekrar başkaldırmış, özellikle de Güneydoğu’da ayrılıkçı yönü ağır basan bir şekle dönmeye başlamıştır. Bunu gören 12 Eylül’de başarılı olamayan derin adamlar, kolları sıvayıp tekrar işbaşı yapmıştır. 80’li yılların sonlarında Güneydoğu’da da ortaya çıkartılan veya çıkmasına sessiz kalınan Hizbullah isimli yapay örgüt, özellikle Güneydoğu halkına karşı derin

Pek bir düşünceli iş adamlarının, politikacıların, yöneticilerin, sanatçıların içinden gelerek yaptığı, “açların” doymasına vesile olan hayırsever organizasyonlardır. İftar yemeği gibi versiyonları da mevcuttur. Yemeği veren şahsiyet, basını kendi saflarına çekmek için veriyordur bu yemeği. Aleyhinde oluşabilecek muhtemel şeyleri kendince önlemek ya da ucuz yoldan reklâmını yapmaktır asıl gayesi. Yoksa bugün kim kime karşılıksız bir şey

Hani son günlerin o meşhur 90’lılardan bahsediyoruz ya. Hah işte onlar! Onlar, yargısız infazların yoğun yaşandığı bir dünyaya doğdular. Onlar doğduğunda; Adapazarı-İzmit-Sapanca bölgesinde (şeytan üçgeni, Ölüm üçgeni) sürekli faili meçhul cinayetler olurdu. Evler basılır, teslim ol çağrısı yapılmadan insanlar öldürülürdü. O yıllarda hükümet olanlar hakkında ne yazık ki mahkûmiyet hiç olmadı. O çocuklar, yani 90’lılar,

Yeni Soluk
YUKARI