• Yeni Soluk
  • Yeni Soluk

Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

  Kim kadın hakkı arayabilir, kim arayamaz? Kadın hakkı aramak için kadın mı olmalı, yoksa duyarlı insan olmak yeterlimidir. Kadın hakkı arayan erkeklere nasıl bakılır? Ülkemizde bu sorular sürekli cevabı verilemeyen sorular olmuştur. Genellikle birçok erkek kadın hakkı aramanın insan hakkı aramak olduğunu unutur veya öyle sayıp kendilerini bu platform dışına taşımaya çalışırlar Peki, kadın

Bembeyaz boş bir sayfaya renkli kalemlerle çizilen, minik yüreklerde heyecanın voltalarıyla adımlanmış kocamanlık içinde minicik bir dünya. Kimileri için mazide kalan, kimileri için ise; solmayıp halen içinde yemyeşil sakladığı hevesler, mutluluklar, korku ve heyecanlar. Biz de çocuktuk. Güneş gökyüzünden değil, bizim içimizden doğardı. Oyuncaklarımız vardı. Cırcırlı cırcırsız kaytanlı topaçlar, rengârenk misketler, pazardan alınma naylon arabalar,

CHP’de parti içi muhalefet doğru zeminde yapılmıyor Her şeye muhalefet değil, yanlışa karşı, doğru duruş ile muhalefet davanızı başarıya götürür. Aksi durum ise klikçi, hizipçi olmanızı engelleyemez. Bu gün CHP’de bir türlü oluşturulamayan yapıcı iç dinamikler ne yazık ki bir türlü olgunlaşamıyor. Bu durumun nedeni ise kendilerine hem sosyalist, hem sosyal demokrat, hem Marksist, hem

  CHP yöneticileri Baykal’la başlayan ve yıllarca süren, örgüt içinde CHP’yi ideoloji partisi yapan değerleri değil, kendi makamlarını güçlendirecek, kendilerini savunacak, kendilerini koruyacak tedbirler almayı tercih etmişler katılımcı demokrasiden, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerinden uzaklaşmışlardır. “örgüt çalışmalarında tüzük hükümlerinin uygulanmaması veya eksikliğini duydukça tüzük yenilemeleri yapmaları gibi tüzükte demokrasiyle çelişen birçok hükmün bulunmasına rağmen halen iyileştirilmemesi

<Yasama sevincimiz çıkarcılıkla kirletiliyor. Dünya, herkesin kendi çıkarının peşinde koştuğu bir yasama kavgasıyla kirletiliyor. Herkesin kendi çıkarını düşündüğünü gören insana da kendi çıkarını düşünmekten başka bir yol kalmıyor. Sürekli olarak kendini korumak zorunda kalan insanın yasama sevinci gölgeleniyor, azalıyor, yok oluyor. Çıkarcılık insana kendinden başkasını düşünmemeyi öğretiyor, kendinden başkasını sevmemeyi öğretiyor, bencilliği öğretiyor, paylaşmamayı öğretiyor.

Acıyı bal eyledik demiş şair. Evet, acıyı ekmeğimize katık, çıkınımıza azık ettik. Gecemize gündüz, gündüzümüze güneş eyledik. Acıyı bu gün deminde yaşıyor ve bundan sonrada yaşayacağız. İnsanın doğası gereği son durağa yaklaştıkça kabullenmek daha kolaylaşacak sanırdım. Hiçte öyle olmuyormuş, nüfus kâğıdı eskidikçe duygusallık dahada kök salıp yeşeriyor. Göz pınarları daha çabuk doluyor yürek çarpıntısı ağırlaşırken.

Savaş, ölümdür, kandır, zulümdür, kopan kollar bacaklardır. Savaş, yoksulluktur, kıtlıktır, hastalıktır, açlıktır. Savaş, stokçuluktur, karaborsadır, az mal ile çok para kazanmaktır. Savaş orta gelirlileri dahi mülksüzleştirirken emperyalistler ve işbirlikçisi kompradorları dahada zenginleştirir. Savaş, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yaparken ölen hep fakir çocukları olur! Çocuklarınızın yanınızda olması için savaşa hayır deyin… Dünyanın her yerinde

Herkesle tartışabilir ve bu tartışmadan bir sonuç alabilirsiniz, yalnız tartışmayacağınız hatta tartışamayacağınız bir kesim vardır ki onlara faşist denilir. Faşistlerle ise asla tartışılmaz. Çünkü onlar baştan itibaren haklıdır. Katiyen haksızlığı kabul etmez, gerekirse en şiddetli tepkiyi vermekten kaçınmazlar. Onlar için başkasının hakkı yoktur. Onlar kendilerinden başkasına asla saygı göstermez. Düşüncelerin, fikirlerin özgürce tartışılmasını kabullenemedikleri gibi,

CHP’nin başarıyı yakalayamama nedenlerinden en büyüğü kendilerine örgüt adını veren delegeyi elinde tutan siyaseti meslek olarak yapanlardır. İşte bu meslek erbapları ne yazık ki siyaseti “çoban matına” tabi tutmuşlar. ‘Az olsun benim olsun’ mantığı ile hâkimiyetlerini halen birçok yerde sürdürüyorlar. CHP örgütünü yöneten yöneticiler, genelde yöneticilikten çok ‘idareciliği’ tercih etmişlerdir. Çünkü idare ederek bulunduğu anı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’nın nikâhında yaptığı konuşmasında “İl başkanımız gelin hanımla beraber salona gelirken, baktım çok terlemiş. ‘Oysa seçim çalışmalarında bu kadar terlememişti. Bir sorun var demek ki’. Diyor. Kimilerine göre bu ‘demek ki’nin altında yatan; “ben elimden geleni yaptım. Bak bu mutlu gününde nikâh şahidin dahi oldum.

Yeni Soluk
YUKARI
Assign a menu in the Left Menu options.