Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Cengiz Aytmatov’un “Gün uzar yüzyıl olur” adlı romanında bahsedilen “mankurtlaşma” hali “sahte, yapay” değerlere tapan ve onların liderlerinin peşinde koşturanlar için günümüze bakalım ne kadar uygunmuş… Bugüne kadar Mankurtizm için birçok gazeteci çeşitli yazılar yazdı, sanırım bundan sonrada Mankurtlaşmak üzerine çok yazılar yazılacaktır. Bizde elimizden geldiğince güne uyarlamaya çalıştık. Bakalım Mankurtizm, mankurtlaşmak neymiş! Sarı-Özek’i işgal

  Öyle tayyareden değil, yaşadıklarınla, yazdıklarınla, yaptıklarınla iz bırakacaksın. Çocuklukta bağıra bağıra “yalancı yalancı sana kimse inanmaz, yalancı yalancı sözüne kimse kanmaz” şeklinde grup halinde yalan söylemiş arkadaşa hitaben söylenen çocuk şarkılarındandır. Söylenen kişinin psikolojisinin ne şekilde etkilenebileceğini o çocuk halimizle bilemezdik o yıllarda, çünkü çocuktuk, zaman zaman bizde aynı durumla karşılaşırdık. Peki, büyüyünce ne

CHP PM ye hak etmeden giriş artık çok kolay! Çünkü Kadın olmanız bunun için yeterli, hele birde genç iseniz tüzükten yana dahada torpillisiniz demektir. Bir tarafta Erkek olduğu için Ali Özcan PM den dışarıda kalırken, cinsiyet kotası adı altında hülle ile Mehmet Bekaroğlu Emel Yıldırım’ı PM dışına itti. Tamam, burada iki ayrı durum var diyelim.

12 Eylül dönemidir, Müjdat Gezen, Oktay Akbal, Ali Sirmen, kadınlar koğuşunda 7 lik dediğimiz “akşam 7 sabah 7” arası yatan Nazlı Ilıcak gibi ünlülerinde uğrak yeri olan Barış davası, PEN yazarlar davası ve DİSK gibi sendika yöneticilerinin sorgusuz sualsiz tıkıldığı Bayrampaşa cezaevindeyiz. Hiç unutmam bir muhabir gazeteci (tutuklu) “ölümüm diri olmamdan daha tehlikelidir” demişti. Aslında

Bugün 12 Eylül darbesinin ardında ABD’nin olduğu her kesim tarafından kabul gören tartışmasız bir gerçektir ve 12 Eylülcülerin tüm yaptıkları bu gerçeği doğrulamaktadır… 12 Eylül darbesi, emperyalizmin Ortadoğu’daki çıkarları doğrultusunda gündeme getirildi. Bugün ise kısa adı BOP ve eş başkanlarından birininde Türkiye olduğu saklanmayan hâkimiyetinin ise kayıtsız şartsız ABD olduğu gerçeği inkâr edilemez bir gerçektir.

Henüz tertemizdik çünkü daha kirlenmemiştik. Güzel hayaller kuruyorduk seninle. Senin adın Devrim, bizim ise Evrim’di. Geleceğimiz olacaktı ülkemizde. Demokrasi bulvarlarında da özgürlük şarkıları söylenecekti. Her şey bizim, halkımızın istediği gibi olacaktı. İnsanın insanca yaşadığı bir ülkenin gülen ama hiç ağlamayan çocuklarının olacağı sistem kurmaktı dileğimiz. Yarı topal adı neyse, demokrasi midir nedir, onu da vurdular,

Doymama durumunun süreklilik ihtiva etmesi halidir insan dimağın harekete geçmesi, memnuniyetsizliği, bıkkınlığı, bazı şeyleri elde edememiş olmanın mutsuzluğunu da beraberinde getirir bu aç gözlü dimağ. İnsanın yapısındaki bitmek tükenmek bilmeyen daha fazlasına sahip olma isteği, güdüsü. Sonu yoktur, bu duygunun etkisinde kalanlar hiçbir zaman rahat edemezler, mutlu olamazlar. Kendi kendilerini içten içe yerler, kendilerine en

1979 yılıdır, sıkıyönetim yeni gelmiş birkaç gün sonrası gözaltına alınmışım. Şubeden yara bere onca işkence iziyle Alemdağ cezaevine transfer oldum. Orada tanıştığım adı muzaffer olan Devrimci Sol’a ilgi duyan bir arkadaş ile samimi olduk. Bir süre sonra savcıya çıkarttılar, ben çıktım Muzaffer orda kaldı. Sonra hemen peşinden bir daha içeri alındım, aylar yıllar geçti yıl

Makam mevki ve hırsın esiri olmayacaksın, Azmin efendisi olacaksın, Ne kadar çok şey bilirsen bil, Yeni bir şey öğrendikçe hiçbir şey bilmediğini anlayacaksın, Öğrendiklerinle fors yapıp caka satmak yerine, Bilgeliği kabullenip barışı sindireceksin, Kim bilir, Belkide o “barış savaşçısı” sensindir! Evet, yukarıdaki yüce söze bizde bir şeyler katarak özünü değiştirmeden kendimizce geliştirdik kabul edelim. Şunu

Hem Parti lideri, hem Başbakan, hem Cumhurbaşkanı diye kazan kaldırılan, eleştirilerin bini bin para edilen, bu yetmez gibi birde mahkemeye verilen Erdoğan dönüp dese ki; ‘senin partinde kişi hem belediye meclis üyesi, hemde parti yöneticisi’ nasıl bir cevap verilebilinir? Evet, CHP’de çoklu görevlere son verilmeden asla iyiye doğru gidiş olmayacaktır. Hangi göreve seçildiyseniz o görevi

Yeni Soluk
YUKARI