Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

Efendim, son günlerin moda fıkrasıyla yazımıza başlayalım. Tavuk, çayırda otlayan ineğe gitmiş: “Merhaba inek kardeş!” İnek, tavuğun kendisine, merhaba demesini biraz garipsemiş, fakat yine de: “Hayrola?” diye cevap vermiş. Tavuk “Size, ortaklık teklif etsem, kabul eder misiniz?” demiş. İnek, ne kadar inekte olsa da, bir işi reddedecek kadar “inek” olmadığından, inekleşmeyip: “Söyle bakalım, neymiş bu

“Ölüm hayatta büyük kayıp değildir. Asıl büyük kayıp yaşarken içimizde ölenlerdir!”(CY) Tam 6 yıl olmuş. O orada tek başınaydı, yalnızlığında hüzünlenen bakışlarını saklamak için tek başınalığını saklamak istercesine sanki çok acil bir yere yetişmesi gereken, dakikası boş geçmeyen bir sosyal adamın hareketliliğini göstermesine rağmen yalnızlığı anlaşılıyordu istasyonda sevgilisiyle kavga edip bir başına kalan yalnız adamın.

Bazıları, yukarı çıkana kadar demokrasi isterler. Yukarı çıktıktan sonra etraflarının ilk sırasına yalakaları korlar. İkinci sırasına iş bitiricileri, Üçüncü sırasına askerlerini, Dördüncü sırasına dikenli tel ve en son sırasına aşağıdakileri yani halkı korlar… Yukarıdakiler, yukarının eleştirilmesinden pek hoşlanmazlar. Sürekli eleştirileri yakarış/şikâyet gibi algılatmanın yolunu ararlar. Daha tahammülsüzleri ise, eleştiriyi önlemek için eleştirinin adını dedikoduya çevirir.

Dost acı söyler… Uzun zamandır süren tedavi olmamam nedeniyle de halen devam eden rahatsızlığımı bir kenara koyup, “Bugün itibariyle hastalanmak, moral motivasyon eksikliği, şu işim vardı, bu işim vardı gibi bahaneler yasaklanmıştır. Hayırlı bir iş için alanlardayız.” dedik ve sokağa çıktık. İlk iki günkü izlenimim: “İki günde 7 ilçe gezdim. İkisi hariç diğerlerine ‘varla yok

Bugün yazı yazmayacağım, bu gün sadece Newyork Valisi Guiliani’nin “Kırık cam” teorisini anlatacağım, daha doğrusu ana temanın tamamının alıntı olduğu bu yazıyı size aktaracağım. Amerika’da, şehir merkezindeki bazı binalar gayet iyi durumdayken bazılarının harabe durumunda olmasının gerekçesini bulmak için yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış bir tetikleme mekanizmasıdır. Bir bina nasıl harabeye döner sorusuna, kırık bir

Sen gidince merak etme her şeyin gidecektir. En yakınındaki yakınlarının yarattıkları küçük dünyalarında, artık sana ayıracak belki kısa süreliğine, bir anıları olacak. Belki de, bir süreliğinde olsa yakınım dediklerin, kardeşlerinin evlerinin duvarında bir fotoğrafın asılı kalacak. Gelen giden ‘kim bu’ diye soracak. Çok kısa bir cevap, ‘kardeşim’ olacak. Onlar, küçük dünyalarında beyaz eşyalarını daha iyisiyle

‘Şark kurnazları’, en güvenilmeyecek kişiler arasında yerini alması gereken insanlardandır. Birlikte bir işe giriştiğiniz zaman; her ne kadar iyimser yaklaşım sergileyip sizin yanınızdaymış hissi uyandırsa da, bu güvenin altında mutlaka kendi çıkarını koruyan ya da sizi görünmez bir çukura doğru itmeye çalışan bir düşünce olduğuna inanırım. Eğer bir karar alıyorsanız mutlaka her ihtimali göz önüne

‘Geçmişte yaşamak’ hızlı tren de ters koltuklara oturmak gibidir. Gideceğiniz yoları değil, geçtiğiniz yolları görürsünüz. Aslında çok anlamsızdır çokta sıkıcıdır. Yollar geçer, zaman geçer ama o yolları bir türlü arkanızda bırakamazsınız. Sürekli baktığınız yöndedir! ‘Gelecek’ yolu değil, ‘geçtiğiniz’ yolu görürsünüz… Bazen dışarı bakmak istemezsiniz, başınızı döndürür, midenizi bulandırır. Normal olanı; doğru koltuğa oturup, ileriye, gideceğiniz

Bu kaos ortamından ülkeyi ancak CHP düzlüğe çıkartabilir. Lakin önce kendisini; güçlü, iradeli, herkesi kapsayan bir öncü konumuna getirmeli. Bunun içinde ilk işi makam koltuk menfaat için köşeleri kapmış (özellikle Müteahhit) olanlardan silkelenip derhal kaos ortamından kurtuluş mücadelesi başlatmalı… CHP, tereddütlü, çekimser, korkak, silik bir yol izlediği sürece hiçbir şeye alternatif olmaz… CHP pasif liderlik

Acıyı çok kereler çok yerde tattım. Yaşlandıkça acıyı kabullenmek daha kolaylaşacak sanardım, hiçte öyle değilmiş. Nüfus kâğıdı eskidikçe duygusallık dahada kök salıp yeşeriyor. Göz pınarları daha çabuk doluyor, yürek çarpıntısı ağırlaştıkça ağırlaşıyor. Genç İnan Yaşık’la başlayıp ikinci baharında Hasan Çelebiyi uzun koşuda yakalamıştı. Sonra Gülseren Altuner’i gözüne kestirmiş bir süre sonra Gültekin Toluay’ı alıverdi. Biraz

Yeni Soluk
YUKARI