Hasan Hınıslı

Tükenmez Kalem

hasanhinisli@gmail.com

CHP’nin her seçim öncesi mezat yerine dönen belediye başkanlığı pazarı şimdiden hareketlenmeye başladı. Biz her seçim öncesi yaptığımız analizlerimizi bu seçim öncesi de yapacağız. Bizce belediye başkanı, genel merkezdeki kalantorları değil halkı gözeten belediye başkanı olmalı. Genel merkezdeki yöneticilerle, özel kalem müdürleriyle iyi geçinip, halk ile arasına mesafe koyan belediye başkanı olmamalı. “Ben nasıl olsa

CHP’nin her seçim öncesi mezat yerine dönen belediye başkanlığı pazarı şimdiden hareketlenmeye başladı. Biz her seçim öncesi yaptığımız analizlerimizi bu seçim öncesi de yapacağız. Bizce belediye başkanı, genel merkezdeki kalantorları değil halkı gözeten belediye başkanı olmalı. Genel merkezdeki yöneticilerle, özel kalem müdürleriyle iyi geçinip, halk ile arasına mesafe koyan belediye başkanı olmamalı. “Ben nasıl olsa

CHP’nin her seçim öncesi mezat yerine dönen belediye başkanlığı pazarı şimdiden hareketlenmeye başladı. Biz her seçim öncesi yaptığımız analizlerimizi bu seçim öncesi de yapacağız. Bizce belediye başkanı, genel merkezdeki kalantorları değil halkı gözeten belediye başkanı olmalı. Genel merkezdeki yöneticilerle, özel kalem müdürleriyle iyi geçinip, halk ile arasına mesafe koyan belediye başkanı olmamalı. “Ben nasıl olsa

Henüz tertemizdik çünkü daha kirlenmemiştik. Güzel hayaller kuruyorduk seninle. Senin adın Devrim, bizim ise Evrim’di. Geleceğimiz olacaktı ülkemizde. Demokrasi bulvarlarında da özgürlük şarkıları söylenecekti. Her şey bizim, halkımızın istediği gibi olacaktı. İnsanın insanca yaşadığı bir ülkenin gülen ama hiç ağlamayan çocuklarının olacağı sistem kurmaktı dileğimiz. Yarı topal adı neyse, demokrasi midir nedir, onu da vurdular,

Biliyorum bu yazıyla beraber Hınıslı önseçime karşı diyenler de sövenler de olacak. Lakin biz bildiğimizi yazalım, sonrasına razı olarak diyelim diyeceğimizi. Yazımızın başında önseçime karşı olmadığımızı hatta önseçimin sıkı bir savunucusu olduğumuz belirtelim. Ancak güncellenmemiş, bugüne kadar delege ağalarının yazdığı delegeyi seçen üye ile yapılacak olan önseçimin yoğunlaşmış delege ile yapılan seçimin biraz daha seyrelmesi

Marketlerin raflarını dolduran her şeyin üzerinde yazar “ÜT” ve “SKT” yazar. ÜT, üretim, SKT ise son kullanım tarihlerinin kısaltılmasıdır. Hayatımıza giren hemen hemen her şeyin ÜT ve SKT leri istisnalar hariç sanırım vardır. Bu süre bazılarında çok uzun olurken, bazılarında umulmayacak kadar kısa olabiliyor. Bu kullanım sürelerini uzatmak için bazen buzdolabına hatta derin donduruculara koyup

Benmerkezcilik umumiyetle küçük yaştaki çocuklarda görülen bir durum olup ‘büyüyünce geçer’ desek te, bazılarımızda kalması muhtemel olup, hatta kimilerinde ölürken yanlarında götürdükleri bile muhtemeldir. Yetişkinlerde ise ‘psikolojik’ bir rahatsızlığın belirtileri olduğunu söyler işin uzmanları. Bu hastalığın en belirgin hali; kendini çok önemli, matah bir şey sanmak, ayın dünyanın etrafında değil de kendi etrafında döndüğünü, yıldızların

CHP, DSP gibi batıyor… Gören duyan var mı? Son zamanlarda sürekli söylediğimiz “DSP’yi batıran DSP’liler CHP’yi batırıyor” diye bir tespit var. CHP son yılların an karışık, en kavgacı, en uzlaşmaz, en çok küskünün olduğu, en çok ‘oy vermeyeceğim’ sesinin yükseldiği dönemi yaşıyor. “CHP ne yazık ki CHP’liler tarafından değil, DSP’yi batıranlar tarafından yönetiliyor” dememizde kesinlikle

CHP’de bir kesim diyor ki; İçe yönelik harcanan zamanı ve enerjiyi dışa harcasaydık daha fazla yol alırdık! Peki, bunu CHP’li olup ta söylemeyen var mı? Sanırım yok. İçe dönük mücadeleye karşı kim çıkarsa da o zaman ona sorarlar. Parti içi mücadele olmadan sosyal demokratlıktan veya parti içi demokrasiden bahsedebilir miyiz? Parti içi mücadeleye ‘burada rekabet

Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü ile başlayan Maltepe’deki Adalet Mitingiyle taçlanan haklı şöhretini koruyamadı. Kılıçdaroğlu’nun kendi öz başarı hanesine yazılması gerekenler, ne yazık ki kim tarafından önerildi, kim tarafından organize edildiğini bilmediğim o beceriksiz her şeyi ile dökülen ‘Adalet Kurultayı’ ile gölgelenmeye başladı. Hemen peşinden yapılan 36. Olağan Kurultay da, özellikle ‘üyelikle ilgili öneri’nin reddedilmesi ile güven

Yeni Soluk
YUKARI