Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Aslında yazacak o kadar çok konu, gündemde o kadar çok sorun var ki. Fakat bütün hepsini elimin kenarıyla masamdan şöyle bir kenara itip dünyanın evrensel bir bunalımından, öldürücü sendromundan söz etmek istiyorum bu hafta:  İNTİHAR! Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin sahile vurmuş

Ayrılsak da beraberiz… Güle oynaya seve sevile aşkla evleniliyor. Aradan biraz zaman geçiyor koşa koşa, nefretle boşanılıyor. Birbirinden çabuk mu bıkılıyor yoksa eşler kendilerini yanlış mı tanıtıyor bilemem. Haftaya evlilik konusunu yazacağım orada daha detaylı inceleriz. İspanyol düşünür Miguel de Unamuno’nun çok sevdiğim bir sözü vardır: ”Aşk, aldanışın kızı; hayal, kırıklığın annesidir” peki o halde

Güzel günler sana gelmez sen onlara gitmelisin …. Son günlerin meşhur sözü. “Hayat sana güzel!” Mutlu olanların mutluluklarına bakıp mutsuz olma halinin bir nevi dile getirimi. Kendi yaşamlarındaki güzellikleri görmeyecek kadar kör olmanın bir diğer adı belki de. İster istemez kızıyor insan. Her ne kadar espriyle karışık bir şekilde söylense de yavan bir tadı var.

Hadi Bisiklete Binelim… “Önü sonu birkaç demir çubukla birbirine tutturulmuş tek dirsek aralıklı iki-tekercik. Orası öyle ama o iki tekerleğin her birine bir güneş gözüyle baksak yeridir.Duvara dayalıyken, anlamsız, kımıltısız bir şey. Gel gör ki, sen biner binmez, elinin eli, ayağının ayağı, canının canı oluverir. Bedeninle yüreğinle ayrılmaz bir bütünsün artık onunla.  Kırk yıldan beri

Eski sevgiliye geri dönme sorunsalı… Sabah arka arkaya çalınan ayrılık şarkıları… Hepsi aynı kişiye ait. Hemen internete bakıyorum. Türkiye’nin başı sağ olsun, diyor. Değerli sanatçımız ve bestecimiz Kayahan usta gönül sayfasını bu sabah kapatıp bizlere veda etmiş. Seksenlerin, gençliğimizin, sevdamızın, ayrılıklarımızın ortak diliydi o. Üzgünüm, nasıl üzülmem. Beklediğim bir haberdi ama yine de insan… Öyle

Mart kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırmaz ise kış bitti artık!  Bahar geldi. Bilim adamları tarafından mevsimlerin insan ruhunda bir takım değişiklikler yapmış olduğu belirlenmiştir. Özellikle Sonbahar ve Kış aylarında kişilerde depresif belirtilerin arttığı, geçmişte depresyon yaşayan kişilerde bu belirtilerin yeniden tekrarlandığı araştırmalarla desteklenmiş olup kadınlarda erkeklere göre bu oranların daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Buna mevsimsel

Bu aralar çok fazla duyuyoruz bu iki kelimeyi:Öğrenilmiş Çaresizlik. Tedavisi olmayan hastalık karşısında çaresizsinizdir.Karşılıksız aşk karşısında çaresizsinizdir. Ölüm karşısında çaresizsinizdir. Ödeyemediğiniz borçlar karşısında çaresizsinizdir. İstemediğiniz birileri tarafından hiçte hak etmediğiniz şartlarda yönetilirsiniz çaresizsinizdir… Kısacası elinizde olmayarak gelişen olaylar karşısında çözüm bulamaz ve içinde bulunan bir durumun değişmeyeceğine değiştirilemeyeceğine inanırsınız. O halde çaresizlik çok sayıda başarısızlığa

Laik, çağdaş ve modern düşünceli erkek söz konusu kadın olduğunda ne yazık ki geri kalmışlığının önüne geçemiyor. 1934 yılında kadına seçme ve seçilme hakkı öyle bilindiği gibi hop al sana haklar denilip verilmemiş. Türk kadınının haklı mücadelesiyle o haklar tabiri caizse söke söke alınmış; bilmediğimiz duymadığımız üstü kapalı ne kadın kahramanlarımız varmış. Üniversitede okurken “Feminizm

Geçmişten günümüze süre gelen korkulardan biri de dişçi koltuğudur. O koltuktan korkmanın yaşı başı yoktur, herkes korkar.Diş hekimi koltuğu ya da bilinen toplumsal adıyla “dişçi koltuğu” kavramı özellikle çocuklar söz konusu olduğunda akıllarda iyi bir maziye sahip değil. Bunun anlaşılabilir nedenleri var tabi. Şöyle ki çocuklarda beden bütünlüğüne dışarıdan gelecek her türlü müdahale ciddi korku ve

Bu hafta ki konumu şu günlerde gündemi fazlasıyla meşgul eden Kadına Yönelik Şiddet ve onunla bağlantılı olarak Kadın Konukevleri üzerine seçtim. Yaklaşık 7 yıllık kadın konukevi yöneticiliğimden edindiğim deneyim ve bilgilerimi; fikir ve önerilerimi sizlerle paylaşmak istedim. Geçtiğimiz hafta hepimizi fazlasıyla üzen, içimizi acıtan genç bir üniversiteli meslektaşımın cinayetine tanık olduk. Bu bir cinsel şiddetti.

Yeni Soluk
YUKARI