Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Geçtiğimiz yıl Hürriyet Gazetesi arşivinden bulup sosyal medyada paylaşmıştım bu sayfayı. Durup durup koymamın bir anlamı var elbette. Yıl 1995. Hürriyet Gazetesi’nde “KITALARARASI GURUR TABLOSU! Otuz bini aşkın Türk öğrenci yurtdışında kendinden söz ettiriyor” yazıyor. Bakın o kıvırcık saçlı kız da benim. Acaba hiç soran oldu mu bu otuz bini aşkın öğrenci neden yurtdışına gitti?

Değerli okuyucularım, Bir şeyleri yazmak ve yazdıklarını paylaşmak çok güzel bir duygu. Bilgi saklanmamalı bence, bir şekilde kaleme kağıda dökülmeli. Bu düşünceyle hareket ederek sizlere zaman zaman psikoloji zaman zaman da felsefi konulu yazılarımı yazıyorum. Geçtiğimiz hafta okullar açıldı. İlköğretim hazırlık ve birinci sınıflar şimdi okullu oldu, sınıfları doldurdu. Sevinçliler mi bilinmez. İlk gün kimi

Psikolojide yüzlerce hastalık var. Bipolar yani halk dilinde bilinen manik depresif bozukluk bunlardan bir tanesi. Özellikle bahar aylarında ve mevsim geçişlerinde atak yapması ve şu günlerde memleketin haleti ruhiyesine de tam uyuyor olması bu hafta ki yazıma sebebiyet vermiş bulunmakta. Önce biraz tarihe gidelim. Manik depresif bozukluğun varlığı antik çağlardan beri bilinmektedir. Batı tarihinde ilk

Toplumsal kaosu ve ahengi bozan bir kışkırtmacılıktır gidiyor. Bazı kişilikler insanların Farklılıklarını kullanarak kavga çıkararak bundan özel bir zevk alıyor. Özellikle gücü Zayıf, egosu büyük kişiler çatışma çıkartarak kontrolleri devam ettirmek isterler. Bugün günümüzde Türk-Kürt ayırımı kışkırtıcılığı yapılması tam da buna bir örnek olmaktadır. Ülke olarak şu günlerde herkeste tek bir slogan “ Sağduyulu olalım”.

Gündemde pek çok konu ve pek çok olay yaşanırken nereden çıktı bu orta yaş yazısı? Ben de şimdi tam bu soruyu sormaya başladım kendime. Acaba kendim kendime bir telkin mi vermek istedi. Eh bugüne bugün orta yaşa girdik de yol alıyoruz… Hepsi bir yana orta yaş grubundan danışanlarımın, dostlarımın, yakınlarımın zaman zaman sordukları sorulara ve

Azerice ve Öz Türkçe’de “Özüm” demek canım, kendim demektir. “Güven ” ise kendine ve değerlerine inanmaktır. Ben de ben. Yani herkes kadar sen. Üçü biraraya gelince tüm insanlar için temel ve çok önemli bir duygusal gereklilik olan ” Özgüveni ” oluşturuyor. Şu halde Özgüven kişinin özüne yani kendine güvenmesi demektir. Birisine güvendiğiniz zaman, “ben ona

Aşk masalları hep “ Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine “ ile son bulur. İki sevgili birbirine kavuşmak için pek çok zorluklardan geçerek birbirine kavuşmuştur o masallarda. Ama hiç kimse o masallarda sevgililerin birbirine kavuştuktan sonra ki hayatlarını merak etmez. Belki de asıl hikâye burada başlamakta. Acaba evlilik sadece aşk mıdır? Aşk biterse evlilik biter

Bayram Mesajı Bayramlar birleştirirdi, kavuştururdu, bir arada tutardı bizi. Şimdilerde ise bayramlar bizi birbirimizden ayırıyor. Bayram gelince artık kimse evinde oturmuyor. “pırrrr!”  Iş hayatının stresinden mi kaçılıyor konu komşudan mı yoksa kendinden mi bilinmez! Günümüzde özellikle bayramlar tatil ya da dinlenme  fırsatı olarak değerlendiriliyor.  Her bayram gelişinde artık alışkanlık olmuş :” evde yokuz” Nerede mi o eski bayramlar?

Biliyorsunuz ki son yıllarda en kolay en hunharca harcanan kavramlardan biri oldu dostluk. Tıpkı aşk gibi onun da şekli şeması değişti. Sosyal medyaya bakıyorsunuz herkes bir dost bir dost, herkes en yakın arkadaş(!) Tanıştırılırken bile “ …… yıllık dostum, kadim dostum, can dostum,….” sözleri dökülür dudaklardan. Ortalık kankalardan geçilmez oldu vesselam!… Sonra bir bakıyorsunuz birbirilerine

Türkiye kadını, kadına yönelik şiddeti, istismarı tartışırken şoke eden bir haber düştü gündeme: “Anayasa mahkemesi resmi nikah olmadan dini nikahı serbest bıraktı. “ Bu yasa ailenin ve evliliklerin yapısına büyük bir darbe vurmuştur. Halen kırsal kesimde 12-13 yaşında çocukların evlendirildiği bir ülkede devlet eliyle çocuk gelin ve kuma evlilikleri desteklenmektedir.  İmam nikahının serbest bırakılması kadını

Yeni Soluk
YUKARI