Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Son 6 ayda ne çok patladık! Ne çok kan döktük! Ankara Kızılay’da meydana gelen kanlı terör saldırısını duyduğumda sosyal medyada duygularımı şöyle paylaşmıştım: “ Ankara’da en ufak bir olay olsa telefon elimde 18 yaşında ki yalnız yaşayan üniversite birinci sınıf öğrencisi yeğenim geliyor aklıma ve hemen telefona sarılıyorum. Kız daha birinci yılını tamamlamadan 6 ay

Dünya tarihi çağlar boyunca cinsiyet ayrımcılıklarıyla ile dolu. Yüzyıllar öncesine baktığımızda, döneminin en ilerici insanları olarak tanınan filozofların bile cinsiyet konusuna gelindiğinde düşüncelerinden koptuğunu, kadını “öteki ” olarak tanımadığını görüyoruz. Aristoteles’e göre ruh beden üzerinde akıl duygu üzerinde, erkek ise kadın üzerinde egemendir. Fakat o zamanlardan günümüze geçen yüzyıllarda hiç mi değişim hiç mi ilerleme

5-6 Şubat tarihleri arasında Assos’ta düzenlenen felsefe konferansına katıldım. Şüphesiz beni bu kış vaktinde Assos’a çeken tek cazibe bu sefer deniz ve Athena tapınağı değil panelde temel insani düşünce ihtiyacının basamaklarından olan “Özgürlük ve Adalet” konularının konuşulacak olmasıydı. Panelin açılış konuşmasında ODTÜ Felsefe bölümü öğretim üyesi Prof.Dr.Örsan Öymen ” Ayvacık-Midilli hattındaki sularda yaşamını yitiren Suriyeli

İnsan bazı sözcüklerin tam anlamını bazen yaşayarak bazen hissederek bazen ise görerek öğreniyor. Mesela özlem mesela ayrılık mesela uzaklık…Hepimizn hayatında bir özlem bir ayrılık bir uzaklık yaşanmıştır. Özlemi ele alalım önce. Özlem, bir şeyden uzak olmak ve ona kavuşma isteği. O anda orada, yanında olma isteği. Ayrılık? Kavuşmanın diyalektiği olabilir mi? Aslına bakacak olursak bu

Bazen bir selam, bir günaydın, bir merhaba insanı yaşama bağlar, yaşam sevincini geliştirir. İnsanlar arasındaki soğukluğu, kopukluğu, küskünlüğü giderir. İnsanlar arasındaki samimi ilişkilerin oluşmasına neden olur. Yolda, işte, gerçek ve sanal dünyada, telefonda, karşımızdaki insana önce “Merhaba” veya “Selam” deriz. Ben daha çok Merhaba’yı kullanırım. Bunca yıl “Merhaba” kelimesinin gerçek anlamının ne olduğunu da hiç

Sonbahar Depresyonu Yaz bitti artık! Yagmurlu ve bulutlu günler bizlere eşlik ediyor. Yazın vermiş olduğu neşe ve enerji yavaş yavaş kaybolmakta. İlkbahar doğanın canlanmasını kendimizi daha neşeli ve cıvıl cıvıl hissetmemimizi sağlarken Sonbahar ise aydınlık ve güneşli günlerin geride kaldığını, soğuk kış günlerini hatırlatır bizlere. Havaların erken kararması, kapalı olması keyifsizlik ve mutsuzluk verir. İşte

Ayvayı yedik… Her seferinde sosyal medyada siyaset ile ilgili hiç bir şey paylaşmayacağım diyorum ama son günlerde yaşadıklarımız, seçim sonuçları dürtüp dürtüp duruyor beni. Dürtülerimi kontrol edemiyorum. Ama durun bir şey daha yazayım sonra yemek tarifi vermeye başlayayım. Daha çok okunduğumun farkındayım hele öğlen vakti yazarsam aç ac o yazdıklarımın size nasıl çekici geldiğini de

Değerli okuyucularım, bu hafta ki yazımı bizi yurtdışında temsil eden çok değerli bir meslek grubuna ayırdım: Büyükelçilerimize. Yurtiçinde ne olup bitiyor az çok biliyoruz, duyuyoruz. Peki ya yurtdışında ülkemiz adına olanlardan haberimiz var mı? İşte bu sebeple Devlet-i Aliye’yi temsil eden özenle seçilmiş, güvenle görevlendirilmiş büyükelçilerimizin, o isimsiz kahramanlarımızın başarılarından haberiniz olsun istedim elimden geldiğince.

Geçtiğimiz yıl Hürriyet Gazetesi arşivinden bulup sosyal medyada paylaşmıştım bu sayfayı. Durup durup koymamın bir anlamı var elbette. Yıl 1995. Hürriyet Gazetesi’nde “KITALARARASI GURUR TABLOSU! Otuz bini aşkın Türk öğrenci yurtdışında kendinden söz ettiriyor” yazıyor. Bakın o kıvırcık saçlı kız da benim. Acaba hiç soran oldu mu bu otuz bini aşkın öğrenci neden yurtdışına gitti?

Değerli okuyucularım, Bir şeyleri yazmak ve yazdıklarını paylaşmak çok güzel bir duygu. Bilgi saklanmamalı bence, bir şekilde kaleme kağıda dökülmeli. Bu düşünceyle hareket ederek sizlere zaman zaman psikoloji zaman zaman da felsefi konulu yazılarımı yazıyorum. Geçtiğimiz hafta okullar açıldı. İlköğretim hazırlık ve birinci sınıflar şimdi okullu oldu, sınıfları doldurdu. Sevinçliler mi bilinmez. İlk gün kimi

Yeni Soluk
YUKARI