Ayten Turan

Kalemin Gölgesi

aytenturan@yenisoluk.com

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Grev esnasında polis işçilere saldırdı, onları fabrikaya kilitledi. İşçilerin fabrikaya kilitlenmesinin ardından çıkan yangında, fabrika önünde kurulan barikatların aşılamaması sonucu, çoğu kadın 129 işçi can verdi. Bu olaydan 53 sene sonra, 1910 yılının 26

Bu nasıl bir şey anlamadım gitti. Teknolojinin ilerlemesine rağmen, birçok bilgiye kolaylıkla ulaşabileceğimiz gerçeği varken, insanların beyinlerini kullanmaması beni her geçen gün daha da şaşırtıyor. Özellikle bazı kadınların araştırıp, okuyup, öğrenmek yerine beklide kocalarının gözüne girmek için, her şeyi kocalarına endeksli yaşamaları, kocam ne derse odur demeleri, kocam bilir gibi saçma sapan cümleyi bu referandum

Bu nasıl soru dediğinizi duyar gibiyim? Maalesef ki bu dönemde bile kumalıkları görüyoruz esperiler yapılıp, kumalığı onaylar gibi 4 karı alma hakkımız var diye konuşulan geyik muhabbetlerini de biliriz. Türkiye’de eskilere nazaran kumalık olaylarının görülmesi azalmış olsa da, kültür seviyesi düşük topluluklarda bunu normal gören insanlara da rastladığımız doğrudur. Bu konuda yapılan bir araştırma sonuçlarını

Yanlış giden bir şeyler var Türkiye’de, her seçim arifesinde tartışmalar olur. Ya da kime niçin oy verileceğiz diye tatlı sürtüşmeler yaşamışızdır, lakin bu sefer farklı ve bana göre yanlış olan bir şeyler var. Anlayışımıza ne oldu ya da hoşgörümüze, elimizden kayıp giden bu referandum arifesinde yoksa insanlığımız mı? Türkiye’de bu referandum sonunda sonuç ne olursa

Bir kadın cinayeti daha diye başlayan birçok yazı görmüşünüzdür, sonunda kınamaları ve kadına şiddete hayır nağraları atmayı da ihmal etmeyiz. Biraz zaman geçer ve yaşananlar unutulur ya da unutulmadan başka bir cinayeti duyar ondan önce duyduğumuz kadın cinayetini rafa kaldırırız bu böyle sürer gider ama nereye kadar? Konu aslında sosyal bir yara hatta yaradan öte

Her zaman kadınlar haklı, her zaman kadın hakları diyip duruyorum ama beyler öyle isyandalar ki artık Ayten hanım bizde haklıyız, biraz bizi dinle biz anlatalım sen yaz dediler, bende hadi dedim bir kere de olsa onları dinleyelim. Nasıl da dertlilermiş, nasıl da isyan dalarmış dinledikçe şaşırdım, şimdi ilk önce evde oturan hanımlar için beylerin en

Türkiye’de öyle çok bizleri mutsuz eden şey var ki, neresinden tutsak elimizde kalıyor. Siyaset yazmak istesek, neresinden başlasak bir çıkmaz yola giriyoruz. Yanlışlarla doğruları ayıramaz hale geldik. Ya insanlar, ya halk ne durumda bilen var mı? Kadına şiddete hayır diyerek hak hukuk aradık ama ne oldu? Koskoca meclisin içinde sadece haklı inandığı düşünceler yüzünden bir

Bazı kadınların bazı hareketleri kadın olmama rağmen beni çileden çıkartıyorsa, bu tür kadınların etrafındaki erkekleri düşünmek bile istemiyorum. Anne olmak 9 ay karnında bir çanlı taşıyıp onu dünyaya getirmek kadar kutsal güzel hiçbir şey olamaz ama diğer taraftan biz kadınlara verilmiş bu mucizeyi kullanmamıza sebep de olamaz diye düşünüyorum. Doğurganlık, Dünya var olduğundan bu yana

Evet, aynen, başlıktaki gibi eşinden korkmayan erkek olmadığını düşünenlerdenim. Ha sakın daha neler, gibi laflar etmeyin, en ağa babanız bile eşinden korkar, hatta bana göre eşinizden korkmanız işinize bile geliyordur… Niye mi? Eşinizden korkmanız beklide siz erkekleri biraz dizginliyordur. Şimdi ‘hadi canım’ diyenleri duyar gibiyim, ama diğer taraftan da hani o iç sesiniz var ya,

Her şey yalan olsa bile En güzel aşk zor olan aşkmış, gerçi bana göre gerçek aşk zaten zor olandır ama günümüzde gerçek aşkı kaç kişi yaşayabiliyor? Tartışılır, çünkü günümüzde ki saman alevi gibi yaşanan duygunun aşk olduğunu sanmıyorum. Aşk, inanması zor ama var olduğu zaman da Dünya’nın en güzel duygu yoğunluğu, maalesef ki bu duygu

Yeni Soluk
YUKARI