Ayten Turan

Kalemin Gölgesi

aytenturan@yenisoluk.com

Ayten Turan Şimdi efendim konu ciddi, çünkü konu yine gezip dolaşıp kadına dayanıyor. Türkiye tarihinde sanırım, bir Osmanlı döneminde harem kadınları dile bu kadar çok geldi, birde şu yaşadığımız dönemde ki kadınlar bu kadar dile geldi. Ha gerçi bazı düşüncelerin, Osmanlı dönemini yaşatmak istedikleri doğrudur, sanırım bu benzetmem burada tam oturdu. Neymiş efendim kadın doğum

İstanbul’un fethini büyük bir coşkuyla kutladık. Elbette kutlayalım. Bir devir kapanıp, yeni bir devir açılmış bu fetih sayesinde. Tarifi bile yapılamayacak güzellikte bir şehre sahip olmuşuz ve bu şehri bugün çocuk yaşta dediğimiz bir insana… Fatih Sultan Mehmet ve yanındaki yol arkadaşlarına borçluyuz. Buraya kadar tamamda benim kafamı bozan bu fetih kutlamasını, gövde gösterisine çevirenlere.

Canı cehenneme demek istiyorum sizin siyasetinizin. Derdiniz ne kardeşim? Bir siyasetçinin eşine, bir kadına ki dış görünüşü kimseyi ilgilendirmez, hangi siyasi düşüncenin içinde olursa olsun, eşini sevin sevmeyin ne haddinize ki bir kadının gururunu incitirsiniz? Anlamış değilim. Rabbimin yarattığı her kul bence çok güzel, nasıl bunu görmezden gelir, insanların görünüşüyle siyaseti birbirine karıştırırsınız, yakışmadı sizlere

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik bayramı geldi çattı da neye yarar. Yine bazı söylentiler dönüyor ortalıkta. Neymiş bu bayramı da geçelim kutlamayalım ortalık karışık İşit tehdidi varmış varmış ta varmış. Türkiye’de her şey yerli yerindeymiş gibi, birkaç coşkulu bayramı da elimizden almak için ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Ne yani, koca Türkiye Cumhuriyet Devleti, bir gün

Türk Dil Kurumu’nun sitesinde üst üste kadına yapılan hakaret içeren kelimeleri okudukça yok artık diyorum. Nedir bu kadına yaptığınız hakaretlerin anlamı? Allah’ın kadına verdiği en yüce duygusu analık ve bunun içinde Rabbimizin biz kadınlara verdiği muayyen günleri Halk dilinde (Aybaşı ) diye adlandırdığımız, bizleri erkeklerden ayıran kadınlığımızı tam anlamıyla hissettiren, bu fiziksel olayı TDK’ nın

Bir kendinize gelin, ne yapacağınızı nereye bulaşacağınızı şaşırdınız. Gün geçmiyor, ortaya bir laf atıyor sonra da, Nasrettin hoca gibi ya tutarsa diyorsunuz ha tutmadı bu seferde kıvırıyorsunuz. Cumhuriyetin kurulduğu güne sanki lanet okur gibisiniz her şeye bir kulp bulup Türkiye’de ki Cumhuriyet ilkelerinden şikâyetisiniz. Laikliğe bile tahammülünüz yok, yapmayın canlarım yapmayın, bizim ülkemiz laik bir

He Bakanım bir sen kalmıştın,  karışmayan! Orman bakanının son açıklamasını vahim bir açıklama olarak görüyorum, çünkü gençlere erken evlenin 5 de çocuk yapın demek haddine aşan bir açıklama olduğu kesin. Orman bakanının görevi… Çevrenin korunması ve iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel arazinin ve doğal kaynakların en uygun ve verimli şekilde kullanılması ve korunması, ülkenin doğal bitki

Şu an öyle üzgünüm ki hani alıp başımı uzak diyarlara gideyim diyorum, diyorum da benim gibi memleket sevdalısı biri bunu nasıl yapar bunu bilemiyorum. Türkiye’nin bir karış toprağı için bile gözümü kırpmadan Rabbin bana verdiği canı veririm, ben eminim ki ülkemde birçok insan bunu yapar. Peki, biz bu kadar, memleket sevdalısıyız, biz bu kadar insan

Kendi kendime soruyorum… Acaba, dünya hep mi bu kadar kötüydü, yoksa ben mi kötülükleri görmüyordum? Etrafıma baktığımda yaşadıklarım beni insanlığımdan utandırıyor, gün geçmiyor ki bir çocuk tacize uğramasın, gün geçmiyor ki çocuk tecavüzü haberi duymayalım, toptan mı manyaklaştık ne? Toplumumuz da cinsel açlığı tep gördük. Yaşadığımız toplumda tabularla büyüdük, aile içinde cinselliğe tüh kaka deyip

Öyle bir hale geldik ki ruh halimi nasıl sağlam tutacağımı inanın bilemiyorum, uyandığım her sabaha endişeyle bakar oldum, yaşadığım her gün acaba bugün ne gibi rezilliklere gebe kalacak diye merak eder oldum. Hangisini yazayım inanın bilemiyorum, yaşadığımız ortamda neler görmüyoruz ki? Gün oluyor, canlı bombalarla suçsuz insanların parçalandığını görüyoruz. Gün oluyor kadınlarımızın nasıl hunharca katledildiğine

Yeni Soluk
YUKARI