Ayten Turan

Kalemin Gölgesi

aytenturan@yenisoluk.com

Şimdi efendim sıkıntı büyük, Türkiye’ de yer yerinden oynasa, bu ciddi konu kadar önemsenmez. Olay mı ne? Odamızdaki Melekler… Yeryüzündeki 2 ayaklı cadıların burada pek önemi yok, odamızdaki melekler daha önemli, onun içinde aman siz siz olun sevişirken çıplak olmayın. Yanılış okumadınız aynen de yazdığım gibi sakın çıplak odanıza girmeyin. Hele de, eşinizle sevişirken ten

Bir varmış bir yokmuş ülkenin birinde, devlet erkânı bir konuda karar vermek istemiş konu mu neymiş? Şimdi efendim ülke öyle bir ülkeymiş ki, adalet, hak, hukuk çok güzel işlermiş, ekonomi üst düzeyde, fakirlik diye bir kavram yokmuş, dış ülkelerle öyle iyi bir nokta dalarmış ki, sınır sorunu, vize problemi ya da Avrupa birliği gibi sorunları

Şaka gibiyiz, ne zaman sosyal ağları açsam ah, kocişimle şuradayız, buradayız diye paylaşım yapan, bir iki aylık tazecik gelinleri görür oldum. Dediğim gibi bir kociş muhabbeti var, değmeyin gitsin. Bu taze gelinlerde bir yıl sonra o kocişleri unutup bebişlerinin, boy boy alt değiştirmeden, emzirmeye kadar olan süreci paylaşırlar o ara kocişler ne olur? Pek kestiremesem

Bazı yazılar vardır, yazarken insanın yüreği titrer. Din, Mezhep gibi… Bu tür yazılar insanı çok etkiler. Özellikle de itilen, yakılan, katledilen ve hep haksızlığa uğrayan bir mezhep’e mensup biri olarak yazarken. Her zaman dediğim gibi Alevilik bir hoşgörü anlayış mezhep’i bu böyleyken, neden hep yakılan, yok edilmek istenen, İslamiyet’in dışında farklı bir Dinmiş gibi gösterilen

15 Günlük tatilimin sonunda yine İstanbul’dayım, öyle güzeldi ki gittiğim yerler, internet bile çekmeyen noktalar vardı. İşte tamda oralar kafamı dinlediğim, kim ne yapmış ne olmuş diye merak bile etmediğim dağ bayır gezdiğim yerlerdi. Birileri boşuna dememiş cahilken daha mutluyduk diye. İnternetimin çektiği noktalarda baktığım zamanda hep üzücü olaylar, maalesef ki başta trafik kazaları, bayram

Bana göre gerçek İstanbul olan, tarihi dokusu hala en derin hissedilen,  yani Sultanahmet Kadırga da büyüdüğüm için kendimi hep şanslı gördüm. O dönemler,  bahçe içindeki evimizi bugün oturduğum lüks daireye değişmezdim ama hayat insanı büyüdüğü yerlerde yaşatamıyor ve zamana uymak zorunda bırakıyor… Bugün sözde İstanbul dediğimiz ama bana göre İstanbul’un zerresini taşımayan yerlerde yaşamak zorunda

Arkadaş resmi nikâhımı bile müftü kıyacaksa bir kadın olarak benim tüm yasal haklarım elimden alınacaksa, doğmaya doğarız da öldürün lan bizi, zaten bizim dinimizde sevişmekte yok ne işe yararız dimi? Üreyin kendi kendinize. Bak iyi fikir aslında biz kadınlar toptan yok olalım ne güzel olur. Erkekler öncelikle kendi kendilerine laf atarlar sonra birbirlerinin giyimlerini eleştirirler,

Yine rant adı altında yapılan çevre katliamıyla karşı karşıyayız, gün geçmiyor ki 100 yılda zor büyüyen bir ağacı sadece para kazanmak için bir saniyede yok etmesinler. Toplum olarak her geçen gün değerlerimiz kaybediyoruz, atalarımız gibi ne doğaya, nede tarihe önem veriyoruz, sadece yaşamak için yaşayan duyarsız, umarsız bir toplum olduk. Öyle bir hal aldık ki,

Bu yozlaşmış düşünceyle, kaybedilen değerlerle Türkiye nereye gidiyor sizce? Şöyle bir bakın, gözlemleyin, her gün başka bir çirkinlikle karşılaşır olduk. Türkiye’yi istedikleri gibi bölmeyi başarmadılar mı sizce? Ya da şöyle bir soru sorayım, Türkiye’nin değerlerini hiçe saymadılar mı? Daha dün el ele kol kola gezdikleri adamları, başköşeye koydukları adamları, bu gün sanki hiç tanımamış gibi

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan başlattığı Adalet yürüyüşünü gönülden destekliyorum, bu konuda geç kalınmış bir hareket gibi düşünsem de, CHP İstanbul Milletvekili Sayın Enis Berberoğlu’nun tutuklanması bardağı taşıran son damla oldu. Bazıları Türkiye’de her şeyi süt liman misali harika göstermeye çalışsa da maalesef ki Türkiye birçok sıkıntıya gebe. ‘Adaletin olmadığı yerde, yaşam olmaz’ tezini

Yeni Soluk
YUKARI