Esra Tanrıverdi

Hayatın Pusulası

esratanriverdi@yenisoluk.com

Her gün bir yeniye her gün bir bilinmezliğe maalesef alışamıyorum. Bütün bildiklerimi unutsam da yine alışamıyorum. Sorun bende mi  acaba doktor?

Dün uzun bir aradan sonra ilk defa özlemini çektiğim bir tren yolculuğu yaptım.  İstanbul’dan Adapazarı’na , eski günlerde ki gibi fakat eski yerden değil. Haydarpaşa’nın sadece adı kaldı. Bundan böyle anılar Haydarpaşa’da arşive kaldırıldı ve hayatımıza yeni bir sayfa , Pendik YHT Garı’nda açıldı.

Daha vakit var. Pendik’te bekliyorum. Ne bekliyorum tabi ki tren bekliyorum. Yıllar sonra trene binmenin heyecanı ve sevincini yaşamayı bekliyorum ve bunu sizlerle birazdan paylaşacağım ama öncesinde neler oldu anlatmam gerek.

Hareket etmemize daha 1 saat var. Pendik’te tesadüfen girdiğim bir börekçide oturmuş çay içiyorum. Biri sanki seslenir gibi  “Hişttt! Hişşşt! ”  Başımı çevirdim ve  Ata’mla göz gözeyiz. Ben ona o bana bir şeyler anlatır gibi bakışıyoruz… Gözlerim doldu sabah sabah. Sonra ne olduysa oldu kendime geldim bir huzur sardı içimi. Sessizliği bozan, televizyondan bir ses: ” Ne ağlarsın benim zülfü siyahım bu da gelir bu da geçer ağlama. Ne de olsa kışın sonu bahardır bu da gelir bu da geçer ağlama….”  Pendik’te ki o börekçiyi  cesareti ve duyarlılığından dolayı tebrik ettim. Kolay değil bugünlerde  anlı şanlı duvara kocaman bir Atatürk portresi asmak! Düşünebiliyor musunuz ne durumlara düştük? Nerelere geldik? Artık girdiğimiz dükkan ve restoranlarda gözümüz Atatürk portresi arar oldu.

Vagonuma doğru ilerliyorum…

Çok büyük anısı var çok. Çamlıca Kız Lisesi’nde yatılı okurken Adapazarı’nda oturan aileme kavuşma sevinciyle her Cuma koşarak bindiğim her Pazar ayaklarımın geri geri gittiği o ekspres, Adapazarı ekspresi’ndeyim.  Hatırlayanlar bilir cumaları ve pazar günleri öğrenci servisi olurdu bu tren. İstanbul’da okuyan tüm öğrenciler dolar doluşur her istasyonda dura kalka taktaka taktaka 2,5 saat giderdik. Tren yolculuklarını her zaman sevmişimdir. Kondüktör anons ediyor: “ İzmit’e yaklaşıyoruz İzmit’te inecek yolcular kapıya doğru yaklaşsınlar…” Gözlerimi kapatıp eski istasyonları hayal ediyorum. Mesela Bostancı İstasyonu. Bütün ana hat trenleri orada dururdu mutlaka. Trenin hareket etmesine birkaç dakika kala çeşitli aralıklarla düdükler çalınırdı uzun uzun veya kesik kesik en arkadan en başa haber verilir.Sonra Suadiye Erenköy Göztepe istasyonları…En çok Göztepe İstasyonu’nu severdim. Tarihi beyaz bir köşk karşılar veya yolculardı sizi önünde rengarenk çiçekleri olan. İçim açılırdı baktıkça. Ne yazık ki yolumuz Pendik’te bitti. Ötesi yok.  Haydarpaşa’ya kavuşamadık.

Sonra düşündüm. Çocuklara istismarda bulunanlar bizlerin çocukluğuna da istismarda bulunmuşlar meğer. Şimdi düşünüyorum çocukluğumuzdan en ufak bir hatıra bırakmadılar. Aile evimizin sokağına giriyorum 3-4 katlı, bahçeli yeşillikli, çiçekli apartmanların yerini 15-20 katlı taş mı taş sevimsiz mi sevimsiz gökdelenler almış. Okullarımıza el atıyorlar ya yeri değişiyor ya adı. Hem de o köklü okullarımızdan söz ediyorum. Mesela Nişantaşı Kız Lisesi. Artık böyle bir okul yok. Özel okullar sahipleri iflas ettiği için kapanıyor fakat bir devlet lisesinin kendi nasıl yok olur? Onca mezun nereye gider?

Yılların fabrikaları, devlet kurum ve kuruluşları kapanıyor. Milli  Bayramlar siliniyor hatıralardan.  Vapurlar, otobüsler, sinemalar, sokaklar,mahalleler, yollar, duraklar, köprüler ve daha pek çok şey değişiyor. Bırakın onları kanunlar değişiyor! Yenileniyoruz adı altında çocukluğumuzu katlediyorlar. Dokunamadıklarının da adı değişiyor. Yenilenmiyoruz aslında biz yok oluyoruz!

Alışamıyorum, alışamadım. Güzelim memleketimde Arapların, Suriyelilerin ve daha bir dolu yabancının elini kolunu sallaya sallaya benim topraklarımda dolaşmasına, her gün farklı diller konuşulmasına alışamadım.

Milletimin bölünmesine, parçalanmasına, ayrışmasına alışamadım alışamıyorum.

Çocuklara, kadınlara ve hayvanlara şiddet ve cinsel istismarın artmasına ve cezaların yetersizliğine  alışamıyorum alışamadım.

Cumhuriyet ile birlikte Kadın olarak kazanılmış haklarımı kaybetmeye alışamıyorum, alışamadım.

Ve hırlıya, hırsıza,yalancıya, sübyancıya, yolsuzlukla zengin olana, Atatürk düşmanlığına, nankörlüğe, vefasızlığa, biat kültürüne, adam kayırmacılığa  alışamadım alışamıyorum.

Vatan için tek bir hayır vardır  o da Hayırda hayır vardır.

“Alışamadım alışamıyorum…” için 3 Yorum

  1. mehmed dediki : Cevapla

    İşte bu zihniyetin bugün neden iktidar olamadığını anlatan örnek bir köşe yazısı. Kamal Bey hiş pişt demişte, kanunlar değişiyormuşta bilmem ne bilmem ne! Hain pkk, Türkçe manşetler basarak hayır kampanyası yapan Almanya ve neredeyse bütün Avrupa hayır diyor; hanımefendi kalkmış hayırda hayır vardır diyor. Neden?? Yazsana buraya maddeleri, irdelesene, neden hayır demeli insanlar! İlimden yoksun bilimden yoksun, fotoğraflarla çerçevelerle konuşarak devlet yönetilmiyor.

  2. Yıldız deveci dediki : Cevapla

    Güzel düşüncelerinizi,fikirlerinize katılıyorum çok güzel bir yazı olmuş. Esra hn.Alışamıyoruz….

  3. Tuna Toker dediki : Cevapla

    Kutluyorum tam da duygularıma rehber olmuşsunuz. Kaleminize sağlık.

Yeni Soluk
YUKARI